Eki 272010
 

Nefret suçları ve nefret söyleminin önlenmesi ve kamuoyunun bu konuda bilgilendirilmesi çabalarının kapsamlı, çok boyutlu ve uzun erimli olması gerekiyor. Bu konuda hükümet, kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları ve siyasi partilerin üzerine düşen görevler olduğu gibi, meselenin toplumsal, kültürel, hukuki ve psikolojik boyutları söz konusu. Aşağıda nefret suçlarının önlenmesinde en etkin olabilecek taraflara yönelik tavsiye niteliğinde önerilerimizi paylaşmak istedik.

Danışma Kurulu toplantılarında ve projenin yürütülmesi sırasında dile getirilen, bir kısmı yürüttüğümüz çalışma kapsamının dışında olmasına karşın, ileride yapılacak benzeri çalışmalara yardımcı olması bakımından önerilere yer vermenin yararlı olacağını düşündük. Benzeri medya izleme ve tarama çalışması yürütecek kişilerin dikkat etmesinde yarar görülen hususlar:

  • Taranan yıllar içinde gazetelerin söyleminde ve nefret suçlarına yaklaşımlarında değişen bir şey olmuş mu? Neler değişmiş? Örneğin Öcalan’ın yakalanması, bayrak mitingleri gibi kamuoyunu yakinen ilgilendiren olayların yaşandığı zamanlarda ne gibi söylem farklılıklarına rastlıyoruz?
  • Söylemde “kırılma” addedebileceğimiz değişiklikler oluyorsa bu nasıl bir konjonktüre rastlıyor?
  • Gazete sahibi/editoryal ekibin değişmesi durumlarında nefret suçları ile ilgili haberler ya da nefret söylemine giren haber iletme tarzında ne gibi değişikliklere rastlıyoruz?
  • Aynı haberin farklı gazetelerde ne şekilde verildiği saptanabilirse, buradan hareketle şiddet ve nefreti körükleyen tarzları analiz etmek olanaklı olabilir. Bunun için örnek vaka takibi iyi bir yöntem olabilir.
  • Kimi sözler veya terimlerin hangi şekilde ve hangi durumda tırnak içine alındığına, bunu yapanın gazete mi haberi yazan kişi mi olduğuna dikkat edilmesi önemli.
  • Gazetelerin “yayın politikaları” veya “ilkeleri”ni açıklaması durumunda, bunun öncesi ve sonrası dönemler karşılaştırılarak içerik ve söylemde nasıl bir farklılık olduğunu incelemek anlamlı olabilir.
  • Çoğu kez haber/yazı başlığı ile içeriği iki ayrı değerlendirme konusu olabilmektedir. Zira bazı haber/köşe yazılarında başlıkta nefret söylemi söz konusu olmasa da, yazının kendisi nefret söylemi içerebilmekte veya bunun tam tersi, başlık nefret söylemini yansıtırken, yazının içeriğinde nefret söylemi yer almayabilmektedir.

Okura yönelik tavsiyeler

  • Bir haberde nefret söylemini tespit edebilmek kişinin kendisini nefretin nesnesi, yani olayın mağduru yerine koyması işe yarayabilir. Kullanılan söylemi kendinize yönelik düşündüğünüzde rahatsızlık duyuyor ve bir önyargı seziyorsanız büyük olasılıkla karşınızda bir nefret söylemi örneği bulunmaktadır.
  • Bir haberde veya yazıda, kurbanın ya da mağdurun nefret suçu veya söylemine konu olmuş özelliğini ifade eden kelimeleri (“Kürt, Ermeni”,  “Sapık”, “Yahudi”, “Travesti”, “Eşcinsel”, “Türbanlı”, “Hain” vb) çıkarıp yerine aynı nitelikleri anlatan başka kelimeleri (“Türk”, “Müslüman”, “Heteroseksüel”, “Başı açık”, “Laik”, “Kahraman” vb) koyup yeniden okumak da işe yarayabilir.
  • Gazetelerin özellikle internet sayfalarında yayımlanan yazılarının altında yorum yapılabilmektedir. Bu olanak kullanılarak, nefret söylemi yayan yazılar protesto edilebilir. Aynı şekilde gazetelerin ilgili birimleri uyarılabilir.

Medya kurum ve mensuplarına yönelik tavsiyeler

  • Medya kurumunun yetkilileri ve gazeteciler, haberlerin dilinden seçilen konu başlıklarına, manşetlerden sayfa düzenine kadar, ırkçılığa, ayrımcılığa ve nefret söylemine izin vermemeli, bunun için gerekli altyapı oluşturmalıdır,
  • Medyada çalışan herkesin özellikle ırkçılık, milliyetçilik, ayrımcılık, cinsiyetçilik, nefret suçları ve nefret söylemi gibi kavramlar konusunda bilgilenmesi gerekir; kuşkuya düştükleri ya da bilgiye gerek duydukları konularda konunun uzmanlarından destek almalıdır,
  • Gazeteciler sonuç itibariyle kurumun genel yayın politikası çerçevesinde mesleğini icra edebildiği için, basın organlarının ırkçılık, ayrımcılık, nefret söylemine karşı kurumsal bir politika belirlemesi zorunludur,
  • Bu doğrultuda medya kurumunun sosyal sorumluluk anlayışıyla etik kurallar belirlemesi, bunların uygulanmasını sağlaması ve çalışanlarını meslekiçi eğitimden geçirmesi gerekir,
  • Gazeteci meslek örgütleri, gazetecilik ilkelerinin uygulanmasında daha fazla müdahil olmalıdır.

Sivil toplum kuruluşlarının yapabilecekleri

  • Nefret söylemi ve nefret suçlarına karşı mücadelede öncelikli sorumluluk yerel ve ulusal resmi yetkililerde olmakla birlikte, sivil toplumun çalışmaları da hükümetin bu konulara ilişkin adım atmaya ikna edilmesi konusunda belirleyici olabilir. Bunun için yapılabilecek birçok şey var:
  • Yasal mevzuatın geliştirilmesi için çalışmalar yürütülmesi, siyasi partiler ve TBMM’ye yönelik lobi çalışmaları yapılması,
  • Nefret suçu ve nefret söylemi vakalarının izlenerek, rapor edilmesi,
  • Nefret suçu mağdurlarının sesinin çıkmasına destek olunması,
  • Nefret suçu mağdurlarına adli yardım hizmeti verilmesi ve gerektiğinde rehabilitasyon desteği sağlanması için baskı grubu oluşturulması (ya da çaba gösterilmesi),
  • Nefret suçları ve nefret söylemi konusunda farkındalık yaratılması,
  • Nefret ve hoşgörüsüzlüğe karşı mücadele için kültürel çeşitliliği destekleyen, uzun vadeli yaklaşımların geliştirilmesi,
  • Ders kitaplarındaki nefret söylemlerinin tespit edilerek ayıklanması için çalışmalar yürütülmesi,
  • Konu üzerinde çalışmalar yürüten sivil toplum kurumlarının çalışmalarının sonuçlarının ortak bir havuzda toplanarak daha yaygın biçimde duyurulması ve etkin olarak kullanılması,
  • Nefret suçu ve nefret söylemine karşı durmak için gerekli kampanyalar ve etkinlikler düzenlenmesi,
  • Ulusal ve uluslararası düzeyde işbirliğinin artırılması.

Hükümete yönelik tavsiyeler

» Uluslararası sözleşmeler

  • Hükümet, ayrımcılık, nefret suçları ve nefret söylemi konusunda Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerden doğan yükümlülüklerini bütünüyle ve etkin bir şekilde yerine getirmelidir. Gerektiğinde bu konuda uluslararası işbirliğini arttırmalıdır. Bu doğrultuda;
  • Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne Ek 12 No’lu Protokol onaylanmalıdır,
  • Gözden Geçirilmiş Avrupa Sosyal Şartı’na toplu şikâyet başvurusu yolunu öngören beyanda bulunulmalıdır,
  • Her Türlü Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Uluslararası Sözleşme’nin bireysel şikâyet başvurusu yolunu öngören 14. maddesi ile ilgili beyanda bulunulmalıdır,
  • Eğitimde Ayırımcılığa Karşı UNESCO Sözleşmesi’ne taraf olunmalıdır,
  • Avrupa Bölgesel ve Azınlık Dilleri Şartı’na taraf olunmalıdır,
  • Ulusal Azınlıkların Korunmasına Dair Çerçeve Sözleşme’ye taraf olunmalıdır,
  • Bilgisayar Sistemleri Yoluyla Gerçekleştirilmiş Irkçı ve Yabancı Düşmanlığı İçeren Eylemlerin Suç Sayılmasıyla İlgili Siber Suçlara Dair Sözleşmeye Ek Protokol’e taraf olunmalıdır.

» Yasal mevzuat ve uygulamalar

  • Anayasa’nın 10. maddesinde belirtilen devletin yükümlülükleri (Örneğin, geçici olumlu önlemler) net biçimde ifade edilecek şekilde değiştirilmelidir,
  • Nefret suçlarının yol açtığı hasar göz önüne alınarak, nefret suçları ve nefret söylemi konusunda kapsamlı, orantılı ve caydırıcı, medeni hukuk, ceza ve idare hukukuna dair hükümler içeren yasal düzenlemeler yapılmalı ve mevzuat etkili bir şekilde uygulanmalıdır,
  • Çeşitli yeni medya ve iletişim hizmetlerinde ve ağlarında mevcut yasal çerçevenin yeterince uygulanması güvence altına alınmalıdır,
  • Özel hukuk yoluyla nefret söylemi ile mücadele olanakları güçlendirilmelidir. Örneğin, ilgili sivil toplum kuruluşlarının hukuk davası açma hakkının tanınması, nefret söylemi mağdurlarına tazminat hakkının tanınması, mahkemelere mağdurlar için cevap hakkı veya nefret söylemi kullanan kişinin sözünü geri alması yönünde karar yetkisi tanınması,
  • Kamuya ve medya çalışanlarına yönelik, nefret söylemi ile ilgili yasal mevzuat hakkında bilgi akışı sağlanmalıdır,
  • Türk Ceza Kanunu’nun tanımlar bölümünde nefret suçları tanımlanmalıdır,
  • Türk Ceza Kanunu’nda nefret suçları ile ilgili genel bir ağırlaştırıcı neden öngörülmeli veya belli suç tiplerinde nefret suçları ile ilgili ayrı ayrı ağırlaştırıcı neden öngörülmelidir,
  • Adli makamlara ve kolluk güçlerine nefret suçlarının belirlenmesi, soruşturulması ve kayıt altına alınması için gerekli eğitimler verilmeli ve kaynaklar sağlanmalıdır, ulusal çapta oluşturulan ve koordine edilen bir ceza kovuşturması politikası geliştirilmelidir,
  • Nefret söylemi ve nefret suçları konusunda çalışma yapmak üzere uluslararası standartlarda uzman kurumlar oluşturulmalı, Meclis’te bir “Nefret Suçları Komisyonu” kurulmalıdır,
  • Mağdurların başvurabileceği ve hukuki destek alabileceği merkezler oluşturulmalı; gerektiğinde nefret suçu mağdurlarının rehabilitasyonu için destek sağlanmalıdır.

Kamu görevlileri, siyasi partiler ve siyasetçilere yönelik tavsiyeler

  • Siyasetçiler, resmi kurumlar ve kamu görevlilerinin, özellikle medyada, nefret söylemi olarak algılanabilecek veya ırkçı, nefret, yabancı düşmanlığı, antisemitizm veya hoşgörüsüzlük temelli nefret veya ayrımcılığın diğer biçimlerini yayan, meşru gören, geliştiren bir etkiyi doğuran görüşlerden özel olarak kaçınmalıdır,
  • Şiddet içeren nefret suçlarının vuku bulması durumunda, bu suçların varlığı kabul edilerek, kınanmalı. Üst düzey siyasi yetkililer, kamuoyuna nefret suçlarının soruşturulacağına ve bu tür suçları işleyen failler hakkında yasaların tam olarak uygulanacağına dair açık mesajlar vermelidir,
  • Sivil toplum kuruluşlarının nefret suçları ve nefret söylemine karşı yürüttükleri faaliyetler teşvik edilmelidir.

***

© Sosyal Değişim Derneği 2010

Metin aşağıdaki şekilde referans verilmek suretiyle kullanılabilir:

Ulusal Basında Nefret Suçları: 10 Yıl, 10 Örnek, Sosyal Değişim Derneği Yayınları, 2010