Eki 272010
 

Nefret suçları, hukuki bir kavramdan ziyade, bir olguyu ifade etmek üzere kullanılmaktadır. Bu bağlamda nefret suçları, özel nefret suçları yasası olmayan ülkelerde de gerçekleşmektedir. Bazı ülkelerde nefret suçlarına yönelik özel düzenlemelerin olmaması, vuku bulan nefret suçlarının yetkililer tarafından tespit edilmesinin önünde engel oluşturmaktadır. Bu nedenle de hukuk önünde daha ciddi suçlar olarak ele alınmasını engellediği gibi, bu suçlara karşı etkin bir mücadeleyi de son derece zorlaştırmaktadır.

Nefret suçları, ayrımcılığın bir parçası olarak görülebilir. Ancak nefret suçları genel anlamda ayrımcılıktan farklı ele alınmalıdır. Nefret suçlarına karşı mücadele eden birçok sivil toplum kuruluşu aynı zamanda ayrımcılığa karşı mücadele ediyor olsa da, bu iki kavram arasında bir ayrım yapmak önemlidir. Ayrımcılık büyük oranda, nefret suçlarında temel unsuru oluşturan ceza yasası kapsamında ele alınmamaktadır. Bazı ülkelerde ayrımcılık yasağı ile ilgili yaptırımlar arasında cezai yaptırımlar yer alsa da, ayrımcılık ile ilgili meseleler ceza hukukundan ziyade, özel hukuk çerçevesinde ele alınmaktadır. Bu nedenle de ayrımcılık ve nefret suçlarını düzenleyen yasal çerçeve farklıdır.

Nefret suçlarına yönelik alınacak yasal önlemlerin neler olabileceği konusu henüz tartışmalı. Bu konuda düzenlemeler genel olarak şu kategorilere göre yapılmaktadır:

  • Önyargılarla işlenen suçları özel olarak nefret suçları olarak tanımlayan ayrı yasalar,
  • Ceza yasasında nefret suçlarına yönelik ağırlaştırıcı hükümler,
  • Özel hukukta nefret suçlarına yönelik tazminat vb. yaptırımlar öngören maddeler,
  • Kamu kurumlarının nefret suçları konusunda istatistikî verileri toplamasını öngören yasalar, vb.

Farklı ülkelerde özel olarak korunan dezavantajlı grupların durumuna göre farklı yasal düzenlemeler söz konusudur. Mevzuatın kapsamı içinde yer alan en yaygın gruplar, “ırk”, din veya inanç, etnik veya ulusal köken etrafında bir araya gelen gruplar olmaktadır. Ancak giderek daha çok sayıda ülke cinsel kimlik, cinsel yönelim ve engellilik durumunu da yasa kapsamına almaktadır.

Nefret suçlarının varlığını kabul eden bazı ülkelerde bile yetkililer, bazen özel yasalar veya var olan yasaların daha etkin bir şekilde kullanılmasının gerekliliğini kabul etmeyebilmektedir. Böyle durumlarda birçok ülkede sivil toplum kuruluşları, yetkilileri nefret suçlarına yönelik özel yasal düzenlemelerin gerekliliğine ikna etmek konusunda son derece başarılı çalışmalar yürütmektedir.

AGİT, nefret suçları konusunda hazırladığı bir broşürde yasal düzenlemelerin yararlarını şöyle sıralamaktadır:

  • Yasal düzenlemeler olası kurbanlar, failler ve toplumun geri kalanına nefret suçlarının ciddiye alındığına dair sembolik bir mesaj vermektedir,
  • Yasal düzenlemelerin kabul edilmesi süreci, meselenin ciddi olarak tartışılmasına olanak vermekte ve bu durum nefret suçları konusunda kamuoyunda farkındalığın artmasına yardımcı olmaktadır,
  • Yasal düzenlemeler, yasaların uygulanmasından sorumlu kamu kurumlarının nefret suçlarını ciddiye almaya lişkin motivasyonunu artırırken, aynı zamanda meseleye odaklanmalarına yardımcı olmaktadır,
  • Mağdurların, yasaların gerektiği şekilde uygulanıp uygulanmadığını görmelerine ve uygulanmadığı durumlarda, yetkilileri kaşılaştıkları mağduriyetler konusunda bilgilendirmelerine olanak vermektedir,
  • Nefret suçları konusunda çok daha sağlıklı verilerin toplanmasını sağlamaktadır.[8]

Öte yandan nefret suçları konusunda yasal mevzuatın olması ya da bu konuda özel yasaların çıkarılması da tek başına yeterli olmayacaktır. ABD’de ve bazı batı Avrupa ülkelerinde olduğu gibi, nefret suçları vakalarına ilişkin verilerin toplanması ve bunların kamuoyu ile paylaşılması, yargı mensuplarının eğitimi ve mağdurlara adli ve gerektiğinde rehabilitasyon desteği sağlayacak düzenlemelere de ihtiyaç vardır.

Avrupa Konseyi’nin ırkçılık ve hoşgörüsüzkükle mücadele alanında oluşturduğu Irkçılık ve Hoşgörüsüzlüğe Karşı Avrupa Komisyonu (European Commission Against Racism and Intolerance – ECRI), 2002 yılında yayımladığı “7 No’lu Genel Politika Tavsiyesi” ile aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 47 Avrupa Konseyi üyesi ülkeyi “ulusal mevzuatlarında ırkçılık ve “ırk” ayrımcılığına karşı mücadele” amacıyla, ırkçı saiklerle işlenen suçları ağırlaştırıcı bir faktör olarak ceza yasalarına eklemesi yönünde teşvik etmektedir.

ECRI, 29 Haziran 2007 tarihinde yayımladığı “Kolluk Güçlerinin Görevini Yerine Getirmesinde Irkçılık ve Irk Ayrımcılığına Karşı Mücadele” konulu “11 Nolu Genel Politika Tavsiyesi” belgesi de bu tür olayların daha iyi rapor edilmesini tavsiye etmektedir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin bazı kararları da şiddet içeren vakalarda olası ırkçı saikin incelenmesi ve saldırganların yargılanmasını teşvik etmektedir.

2008 yılı itibariyle önyargı/nefret saikiyle işlenmiş ve şiddet içeren suçlara yönelik özel yasaları olan ya da ceza yasalarında ağırlaştırılmış hükümlere yer veren 39 ülkede söz konusu yasalar “ırk”, etnik ayrımcılık ve/veya ulusal kökene yönelik saldırıları kapsarken, 32 ülkenin yasal mevzuatı ise dini inançlara yönelik önyargılı saikleri de kapsamaktaydı. Ancak cinsel yönelime ilişkin önyargılı saikle işlenen nefret suçlarını kapsayan sadece 12 ve engellilere yönelik olarak sadece 7 ülkede yasal mevzuat söz konusuydu. 23 ülkenin yasal mevzuatında ise önyargı saikiyle işlenmiş şiddet suçlarına yönelik ağırlaştırıcı hükümler söz konusu değildi.[9]

***

ABD hukukunda nefret suçları

ABD’de mevzuat açısından durumun diğer tüm ülkelere göre nispeten daha iyi olduğu görülmektedir. Dünyada nefret suçlarına karşı ilk yasal düzenleme ABD’de gerçekleşti. Kaliforniya eyaleti 1978 yılında yasal mevzuatına önyargı/nefret saikiyle işlenen ve ölümle sonuçlanan suçlara ağırlaştırıcı hükümler ekledi. Eyalet, söz konusu mevzuat hükümleri kapsamında dört “temel statü” belirlemişti: “Irk”, din, (ten) rengi ve ulusal köken. Bu temeller, 1981 yılında Washington’da (soy) ve 1982 yılında Alaska’da (inanç ve toplumsal cinsiyet) kabul edilen yeni nefret suçları yasaları ile genişletildi. Bu gelişmenin ardından Kaliforniya eyaleti 1987 yılında, “tüm suçları” olası nefret suçları kapsamına alarak, mezuat kapsamını genişletti. Ardından 1990’lı yıllarda bazı diğer eyaletler de mevzuata yaş, medeni durum, silahlı kuvvetler veya bir sivil toplum kuruluşunun üyesi olmak gibi temeller ekle-yerek, kapsamı genişletti.

1980 yılında New York Kenti Polis Departmanı (NYPD), bir Önyargıları Araştırma Birimi oluşturdu ve birimin adı daha sonra Önyargı Vakalarını Araştırma Birimi olarak değiştirildi. Birimin görevi, adli vakalarda “ırk”, din ve etnik kökene ilişkin önyargı/nefretin söz konusu olup olmadığını araştırmaktı. Bu görev 1985 yılında cinsel yönelim ve 1993 yılında engellilik durumunu da kapsayacak şekilde genişletildi.[10]

ABD’de 1990 yılında federal düzeyde kabul edilen Nefret Suçları İstatistik Yasası, dünyada bir ülkenin kabul ettiği ilk nefret suçları yasası olma özelliğini taşıyor. Söz konusu yasa, nüfusu 10 binin üzerinde olan yerleşim yerlerinde gerçekleşen suçların nefret suçları kapsamı içinde olup olmadığının araştırılması ve bu suçlara ilişkin verilerin toplanması için Adalet Bakanlığı ve Federal Soruşturma Bürosu’na (FBI) görev vermektedir. Söz konusu yasa, ABD nüfusunun yüzde 85’inden fazlasının yaşadığı yerleşim yerlerini kapsamaktadır. Bu yasanın ardından 1994 yılında Nefret Suçlarında Ağırlaştırıcı Hükümler Yasası kabul edildi. Yasa, federal düzeyde açılan davalarda nefret suçu söz konusu olduğunda uygulanabilirlik taşıyordu. Ancak bu yasanın etki alanı sınırlıydı, zira ABD’de adli vakaların büyük çoğunluğu eyalet yasaları çerçevesinde ele alınmakta ve davalar eyalet mahkemelerinde açılmaktadır. Son olarak Kongre’de on yıl kadar gecikmenin ardından, 2007 yılında Senato’da onaylanan Nefret Suçlarını Önlemede Yerel Yasaların Güçlendirilmesi Yasası (Matthew Shepard Yasası[11] olarak biliniyor), Başkan Barrack Obama’nın onaylamasıyla birlikte 28 Ekim 2009 tarihinde yürürlüğe girdi. Bu yasa, daha önceki federal yasaların kapsamını cinsel yönelim, toplumsal cinsiyet, cinsel kimlik ve engellilik alanlarını da kapsayacak şekilde genişletti ve daha önce söz konusu nefret suçunun yargıya taşınması için federal düzeyde korunan haklara yönelik işlenmiş olması önkoşulunu kaldırdı. ABD’de yukarıda belirtilen nefret suçları yasalarının dışında ayrıca 1997’de, üniversite kampuslarında güvenlik birimlerinin “ırk”, toplumsal cinsiyet, din, cinsel yönelim, etnik köken ve engellilik durumuna yönelik işlenen nefret suçları hakkında veri toplanması yükümlülüğünü getiren, “Kampuslarda Nefret Suçlarını Bilme Hakkı Yasası” yürürlüğe girdi.

ABD’de yönetim sistemi federal bir düzene dayandığı için, yukarıda değinilen nefret suçları konusunda federal düzeydeki yasal mevzuatın dışında uygulanan yasalar, eyaletlere göre değişiklik arz ediyor. ABD’de 46 eyalette önyargılı saiklere dayalı şiddet olayları veya sindirme girişimlerine karşı düzenlenmiş yasal mevzuat söz konusuyken, beş eyalette henüz böyle bir düzenleme yok. Yasal düzenlemesi olan 46 eyaletin hepsi “ırk”, din ve etnik özelliklere yönelik nefret suçlarına ilişkin yasal düzenlemeye sahipken, engellilere yönelik suçları düzenleyen 32, toplumsal cinsiyete yönelik 28, yaşa yönelik önyargı/nefret saikiyle işlenen suçları düzenleyen 13, cinsiyet değiştirenlere veya cinsel yönelime ilişkin 11 ve siyasi aidiyetlere ilişkin 5 eyalette yasal düzenlemeler söz konusu. Ayrıca 28 eyalet, devletin ilgili birimlerinin nefret suçları konusunda istatistik veriler toplamasına ilişkin yasal mevzuata sahip. Bu eyaletlerden 16’sında söz konusu istatistikler cinsel yönelime ilişkin nefret suçlarını da kapsıyor.[12]

AGİT katılımcısı ülkelerde nefret suçları

Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı, katılımcı ülkelere nefret suçlarına ilişkin yasal düzenlemeler konusunda zorunluluk getirmemekle birlikte, hoşgörüsüzlük ve ayrımcılığı yasaklayan ve herkese eşitlik sağlayan yasal düzenlemeler konusunda çabaların artırılmasını teşvik etmektedir.

AGİT’in Demokratik Kurumlar ve İnsan Hakları Bürosu (Office for Democratic Institutions and Human Rights) nefret suçları konusunda yasaların geliştirilmesi, uyarlanması ve uygulanması konusunda pratik bilgiler vermektedir.[13]

AGİT katılımcısı 56 ülke arasında giderek daha çok sayıda ülke, nefret suçlarına karşı yasal düzenlemeler öngörmektedir. Bu düzenlemelerin çoğu ceza yasalarında ağırlaştırıcı hükümler şeklinde yer almaktadır.

2008 yılı itibariyle bazı önyargı/nefret saikiyle işlenmiş ve şiddet içeren suçlara karşı düzenlenmiş ve bu saikle işlenmesini ağırlaştırıcı hükümler için gerekçe gören yasal mevzuata sahip 30’dan fazla ülke söz konusuydu. Ancak AGİT katılımcısı 22 ülkenin ceza yasalarında nefret suçlarını ağırlaştırıcı bir gerekçe olarak ele alan somut hükümler yoktu. Bu ülkeler arasında Arnavutluk, Bosna-Hersek, Bulgaristan, İzlanda, İrlanda, Lüksemburg, Litvanya, Makedonya, Monako, Karadağ, Hollanda, Polonya, San Marino, Sırbistan, Slovenya, İsviçre ve Türkiye de yer alıyor.

Yine AGİT katılımcısı ülkeler nefret suçları konusunda istatistikî bilgileri derleme taahhüdünde bulunmuş olmasına karşın, bunu 56 ülkeden sadece 14’ü gerçekleştiriyor: Avusturya, Belçika, Kanada, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Almanya, Finlandiya, Fransa, İrlanda, Polonya, Slovakya, İsveç, Britanya ve ABD. 40’ın üzerinde ülke ise ya çok sınırlı ya da hiçbir veri toplamıyor. Şiddet içeren nefret suçlarına ilişkin verilerin yayımlanması ve kamuoyu ile paylaşılmasına ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmeyen ülkeler arasında Türkiye de yer alıyor.[14]

Avrupa Birliği hukukunda nefret suçları

Avrupa Birliği’nde Temel Haklar Ajansı (Fundamental Rights Agency – FRA), AB’de kayıt altına alınan ırkçı suçlara ilişkin toplanan verilerle ilgili düzenli değerlendirmede bulunmaktadır. Bu değerlendirmede dört farklı nitelikte veri kategorisi mevcut. FRA’nın bu konudaki son değerlendirmesinde, 27 AB üyesi ülkeden sadece 11’inin (bir önceki değerlendirmesinde 12 ülke söz konusuydu) “kapsamlı” veya “iyi” kategorilerine girecek şekilde veri toplama sistemlerine sahip olduğu tespit edildi. Bu ülkeler şunlar:

“Kapsamlı” (mağdur ve failin karakteristiklerini de kapsayan ayrıntılı veriler): Finlandiya, İsveç ve Britanya.

“İyi” (ırkçı fiilleri, suçları kayıt altına alan ve/veya aşırı sağ üzerine odaklanan bir sistem): Avusturya, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Fransa, Almanya, İrlanda, Polonya ve Slovakya.[15]

Avrupa Birliği tarafından 20 Nisan 2007’de kabul edilen Irkçılığa ve Yabancı Düşmanlığına Karşı Mücadelede Çerçeve Karar (“Framework Decision on Combating Racism and Xenophobia”) üye ülkeler tarafından iç hukuklarına aktarılmak zorunda. Söz konusu karara göre, ırkçı ve yabancı düşmanı (xenophobic) saiklerle işlenen suçların ağırlaştırıcı bir faktör olarak ele alınması gerekiyor.

Nefret suçlarına ilişkin düzenlenmiş yasal mevzuat içinde görece seyrek yer alan cinsel yönelim ve cinsel kimliklerin nefret suçları tanımının içinde yer alması AB’nin resmi pozisyonunu oluşturuyor. Nitekim AB, 2 Aralık 2009 tarihinde gerçekleşen 17’nci AGİT Bakanlar Konseyi toplantısı kapanış açıklamasında bunun altını bir kez daha çizdi: “AB, nefret suçlarına ilişkin alınan kararda, ‘cinsel yönelim ve cinsel kimliğin’ nefret suçlarının tanımının ayrılmaz bir unsuru olduğu konusunda ısrar etmektedir.”[16]

Dipnotlar:

8 Preventing and responding to hate crimes – A resource guide for NGOs in the OSCE region, OSCE – Office for Democratic Institutions and Human Rights (ODIHR), 2009

9 2008 Hate Crime Survey, “Framework of Criminal Law”, www.humanrightsfirst.org. Yasal mevzuatında cinsel yönelime ilişkin önyargı saikiyle işlenen suçlara karşı ağırlaştırıcı hükümlere yer veren ülkeler: ABD, Andora, Belçika, Britanya, Danimarka, Fransa, Hırvatistan, İspanya, İsveç, Kanada, Portekiz ve Romanya.

Engellilik durumuna yönelik önyargı saiki ise şu ülkelerde ağırlaştırıcı hüküm gerekçesi: ABD, Andora, Belçika, Britanya, İspanya, Kanada ve Romanya.

Nefret suçları konusunda yasal mevzuata sahip olmayan ülkeler şunlar: Almanya, Arnavutluk, Bosna Hersek, Bulgaristan, Estonya, Hollanda, İrlanda, İsviçre, İzlanda, Karadağ, Kıbrıs, Litvanya, Lüksemburg, Macaristan, Makedonya, Monako, Polonya, San Marino, Sırbistan, Slovenya, Türkiye, Vatikan ve Yunanistan.

10 Library in a Book – Hate Crimes, Tom Streissguth, Facts On File, Inc., 2003, s. 21-23

11 Matthew Shepard, 1998 yılında nefret suçu kurbanı olan, 21 yaşında işkence edilerek öldürülen bir eşcinseldir.

12 Wikipedia, (Alınma tarihi: 10 Şubat 2009), http://en.wikipedia.org/wiki/Hate_crime_laws_in_the_United_States

13 http://www.osce.org/odihr/item_11_16251.html

14  Statement by Human Rights First, Working Session 10: Tolerance and nondiscrimination, 5 Ekim 2009, www.HumanRightsFirst.org/Discrimination

15  Systems of Monitoring and Reporting, 2008 Hate Crime Survey, Human Rights First, http://www.humanrightsfirst.org/pdf/fd/08/fd-080924-systems-of-monitoring-and-reporting.pdf

16 http://www.se2009.eu/en/meetings_news/2009/12/2/eu_closing_statement_at_the_

17th_osce_ministerial_council_december_2_2009

***

© Sosyal Değişim Derneği 2010

Metin aşağıdaki şekilde referans verilmek suretiyle kullanılabilir:

Ulusal Basında Nefret Suçları: 10 Yıl, 10 Örnek, Sosyal Değişim Derneği Yayınları, 2010