Kas 032010
 

I.

Yıl 1496: Hümanist düşünce zirvede. Almanya’nın Romanları (Çingene) Hıristiyan ülkelerde çocuk kaçıranlar, haydutlar, cadılar, veba taşıyıcıları, Türklerin maaşlı casusları olarak ilan edilir.

Yıl 1710: Akıl ve aydınlanma çağı. Prag’da, yetişkin çingenelerin yargısız bir şekilde idam edilmesi fermanı çıkarılır. Bunlar özürlü gençler ve kadınlardır. Çingenelerin Bohemya’da sol, Moravya’da sağ kulakları kesilir.

Yıl 1899: İlerleme ve modernlik dorukta. Bavyera Polisi, Çingene Sorunları Özel Birimi oluşturur. Bu bölüm 1929 yılında, Ulusal Merkez kategorisine yükseltilir ve Münih’e transfer edilir. Dört yıl sonra, bu ülkenin ve Orta Avrupa’nın toplama kamplarında yarım milyon çingene öldürülür.

Yıl 2010: İdeolojilerin ve tarihin sonu (aynen böyle). İtalya (devletin doğmasına neden olan yer) ve Fransa’da (entelektüel gevezeliğin dünya merkezi) her iki hükümet tüm kabinesi (güçlü bir halk desteğiyle, yani, demokratların), çingeneleri şüpheli olarak fişler. Bulgaristan ve Romanya’dan binlerce çingene sınır dışı edilir.

Romanların trajedisi Balkanlar’da başladı. Hangi Avrupa dramı Balkanlar’da başlamadı ki? XV. yüzyıl ortalarında, Prens Vlad Dracul (veya Şeytan, Türklere karşı direnişin ulusal kahramanlardan biri) Bulgaristan’da yaptığı bir savaştan 12 bin köle çingeneyle geri dönmedi mi. Bu arada… Kont Dracula’nın gizemli sürücüsü bir çingene değil miydi?

Alman nüfusunun sınıflandırılması konusunda Nuremberg yasalarını hazırlayanlardan biri olan Doktor Hans Globke, çingenelerin yabancı (garip; ç.n.) bir kana sahip olduğunu açıklar (1935). Bu yabancılar nerelidir? Profesör Hans F. Guenther ise, çingenelerin bilimsel olarak Aryan kökenli olduklarını inkâr etmeksizin onları ayrı bir kategoride sınıflandırır: Rassengemische (karışımı belirsiz).

Eva Justin doktora tezinde (Almanya Sağlık Bakanlığının ırk araştırma bölümünün doktoru Robert Ritter’in yardımcısı), Çingene kanının saf Alman ırkı için son derece tehlikeli olduğunu ileri sürer. Dr. Portschy ise Hitler’e onların zorunlu çalıştırılması ve Alman köylüsünün saf kanının tehlike altında bulunması sebebiyetiyle çingenelerin kitlelerden arındırılmalarını öneren bir bildiri gönderir.

Kronik suçlular olarak nitelendirilen çingeneler, kitleler halinde tutuklanmaya başlanır ve 1938 yılından itibaren Buchenwald, Mauthausen, Gusen, Dautmergen, Natzweiler ve Flossenburg kamplarındaki bloklara hapsedilirler.

Ravensbruck’ta, Gestapo Şefi (SS) Heinrich Himmler’e ait bir kampta, tıbbi deneylere tabii tutulan çingene kadınların öldürülmeleri için özel bir yer yapılır. 120 çingene kız çocuğu toplumdan yalıtılır. Dusseldorf-Lierenfeld Hastanesinde, çingene kadınlar, çingene olmayanlarla evlendirilerek dezenfekte edilir.

Binlerce çingene, Belçika, Fransa ve Hollanda’dan sınır dışı edilerek Auschwitz’e sürgün edilir. Robert Hoess (Auschwitz komutanı) anılarında, sınır dışı edilen çingeneler arasında neredeyse asırlık yaşlılar, hamile kadınlar ve çok sayıda çocuğun bulunduğunu anlatır.

Lodz gettosunda (Polonya) koşullar o kadar olağanüstüydü ki 5 bin çingeneden hiçbiri hayatta kalamaz. Polonya’da bulunan Treblinka, Sobibor, Maidaneck ve Belzec kamplarında 30 binden fazla çingene öldürülür. Almanya’nın Sovyetler Birliği’ni (Ukrayna, Kırım ve Baltık ülkeleri) işgali sırasında Naziler, 1941 yılının Noel arifesinde, 800 kadın çocuk ve erkeği kurşuna dizer. Yugoslavya’da Jajnice ormanında, Yahudiler ve çingeneler aynı şekilde katledilirler. Köylüler, öldürülecekleri yerlere götürülen çingene çocuklarının çığlıklarını hala unutamıyorlar.

Einsatzgruppen’in (Alman ordusunun mobil imha devriye kolunun) kayıtlarına göre Sovyetler Birliği’nde 300 bin, Yugoslavya’da 28 bin çingene öldürülür. Avustralyalı tarihçi Raoul Hilberg, savaştan önce Almanya’da 34 bin çingenenin yaşadığını tahmin eder ve bunlardan ne kadarının hayatta kaldığı ise bilinemez.

İmha kamplarında, çingeneleri sadece müziğe olan sevgileri az da olsa teselli edebiliyordu. Auschwitz’de açlar ve bitlenmiş olanlar, bir müzik aleti çalmak ve çocukları dans etmeye teşvik etmek için bir araya geliyorlardı. Aynı zamanda Polonya’nın Nieswiez bölgesinde, direniş savaşı veren çingene gerillalarının cesaretleri de bir efsane olmuştu.

Benim de büyük kalabalık bir ailem vardı / Kara Lejyon öldürdü onları / kadınlar ve erkekleri dört parçaya ayrıldılar / aralarındaki küçük çocuklar da dâhil olmak üzere (Gelem gelem adlı çingene marşından bir dörtlük).

Roman halkının tılsımlara (talisman) olan tutkusu, asimilasyon, sınır dışı ve imha edilme taleplerini (ille de bu sırayla olmak zorunda değildi) haklı kılacaktı. Romanların üç ismi vardır: bunlardan birincisi yaşadıkları ülkenin kimlik belgesindeki, diğeri cemiyete ait olanı ve üçüncüsü ilk doğduğu aylarda annesinin kulağına fısıldadığı isimdir.

Bu gizli ad, onları tüm kötülüklere karşı korumak için bir tılsım görevi yapacaktır.

II.

Müttefik ülkeler savaştan sonra Nazi devletini yıktılar ve onun liderlerini insanlığa karşı işledikleri suçlar nedeniyle yargıladılar (Nuremberg, 1945-1946). 1950 yılı başlarında, katliamlar nedeniyle tazminatlar ödenmeye başlandığı zaman yeni Almanya devleti yalnız Yahudilerin tazminat hakkı olduğuna karar verdi.

Kendilerini savunacak bir siyasi organizasyona sahip olmayan Roman (Çingene) halkları göz ardı edildi ve dışlandı. Konrad Adenauer’in demokrat hükümeti, 1943 yılı öncesinde Romanların imha edilmesine karşı alınan önlemleri devletin yasal politikası olarak değerlendirdi. Fakat hayatta kalanlar bu yılda bir kuruş para alamadılar.

Bavyera kriminal polisi, çingeneler konusunda uzman Nazi Doktor Robert Ritter’in arşivinin başında hala görevde. Savaştan sonra suçlu bulunmayan Ritter, akademik çalışmalarına geri dönmüş ve 1951 yılında da intihar etmişti. Sosyal Hıristiyan Şansölye Helmut Kohl, Çingene katliamını, daha yeni, 1982 yılında kabul etti. Zamanında başvursalardı çoğunluğu tazmin hakkına sahip olacaklardı fakat zaten öldüler.

Buna karşılık, İsviçre’nin yenishes’lere (Heidi’nin ülkesinde çingenelere böyle deniyor) karşı öfkesi daha da arttı… Sır mı? Neredeyse yarım asırdır (1926’dan beri) polis ve din adamlarının yardımlarıyla ve çok saygın Pro-Juventute (Gençlik Öncesi) kurumunun Çocuklara Yardım Yolu Çalışmasıyla 600’den fazla Roman çocuk ailelerinden koparıldı.

Göçebelik musibetinin üstesinden gelmeye vahşice karar veren, bu işe ön ayak olan ve yöneten Dr. Alfred Siegfried (1890-1972) bir psikopattı. Siegfried, faaliyetlerine ilişkin bir raporda “…göçmenlik bazı hastalıklar gibi tehlikelidir, çoğunlukla kadınlara bulaşır… bütün çingeneler kötüdürler, yalan söylerler, hırsızlık yaparlar…” der.

Resmi destek 1967 yılına kadar sürdü ve 1973 yılında bitirildi. Fakat 1987 çıkarılan bir yasaya göre onların çingene çocuklarına yaptıkları tüm tıbbi deneylere ilişkin her şey incelenecek… yüzyıl içinde. İsveç Konfederasyonu, 1996 yılında, serserilik ve ihmal tehdidi altındaki çocukları korumakla yükümlü Pro-Juventute kuruluşunun bu olaylarda mali, siyasi ve ahlaki sorumluluğu bulunduğunu kabul etti.

Dünya Çingene nüfusunun (12–14 milyon arası) üç çeyrekten daha fazla bir kısmı Orta ve Doğu Avrupa’da yaşıyor. Ama Çingeneler yalnızca Tito’nun Yugoslavya’sın da Arnavutlar, Makedonlar ve Hırvatlarla eşit haklara sahip bir azınlık gibi tanınma hakkını elde edebildiler. Ancak 1990’lı yıllarda, Balkanların yeniden yapılandırılması sonrası on bin Bosnalı çingene Berlin’e sığındı.

Romanya’da, Çavuşesku’nun diktatörlüğünde hayatta kalabildiler. Monarşi döneminden beri işleyegelen ve binlerce Çingene çocuğun kapatıldığı karanlık yetimhaneler, reel sosyalizm döneminde güçlendirildi.

Özellikle sapkın biri olan Fransa Hükümet Başkanı Nicolas Sarkozy tarafından (Macar asıllı Yahudi) çingenelerin toplu olarak Romanya ve Bulgaristan’a sürülmeleri emredildi. Avrupa Birliği’nin ikinci en yoksul ülkesi olan Romanya halkı, orada yaşayan 2 milyon çingeneye son derece düşman. Birden fazla hükümet, IMF’nin kararlarını yerine getirmek amacıyla daha yeni çalışanların maaşlarını yüzde 25 düşürdü ve KDV’yi yüzde 24 yükseltti.

Geçen günlerde, Romanya Devlet Başkanı Traian Basescu, bir gazeteciyi pis çingene diye adlandırdı ve şubat ayında Dışişleri Bakanı Teodor Baconschi, “…özellikle çingene topluluklarını suçla ilişkilendirerek bazı çingene topluluklarının psikolojik problemleri (aynen böyle) olduğunu” ilan etti.

Eski Çekoslovakya’da ise durumları Romanya’dakinden çok farklı değildi. Çingeneler bölünme zamanına kadar (1992) bu ülkenin vatandaşlarıydılar. Sonra, nesiller boyu bu ülkelerde yaşamış olmalarına rağmen ne Çekler ne de Slovaklar onları önceki gibi kabullenmediler.

1998 yılının Temmuz ayında, bir çingene, Çek Cumhuriyeti’nin Güney Bohemya bölgesinde küçük bir şehir olan Pisek’te, bir dazlak tarafından saldırıya uğradı ve bıçaklandı. Pisek, Alman işgali zamanlarında Çekler tarafından yalnız çingeneler için kurulan Leyt merkezine birkaç kilometre uzaklıkta bulunuyor. Ve Leyt’te yaşayan çingeneler, Nazi imha kamplarına gönderiliyordu.

Öte yandaki komşu Slovakya’nın Michalovce şehri, yakın bir köyde yaşayan çingenelerin geçişini engellemek için 500 metrelik bir duvarın inşasını yeni tamamladı. Bu eser yetkililerin de desteğini aldı. 2009 yılının sonlarında, Ostrovany, Secovec, Lomnicka ve Trebisov şehirleri de benzer eserlerle çingeneleri izole ettiler.

Avrupa Birliği’nin haçlı seferleri tarafından kabul gören ve sessiz kalınan bu soykırım kaderine, global köyün medyası da katkıda bulunmakta. CNN, geçen 30 Ağustos günü, Slovakya’nın başkenti Bratislava’da, 14’den fazla kişiyi yaralayarak 8 kişiyi öldüren bir katili haber yaptı. Haberin bir yerinde kurbanların çingene olduklarını söyledi.

Barbarlığa karşı uygarlıktan, uygarlığın barbarlığına.

[La Jornada’daki İspanyolcasından (I. Bölüm, II. Bölüm) Atiye Parılyıldız tarafından Sendika.Org için çevrilmiştir]

Kaynak: Toplumsal Yakınlaşma Platformu