Kas 152010
 

Avrupa Çevrimiçi Çocuklar (EU Kids Online) çalışma grubunun 25 Avrupa ülkesinde görüştüğü 9-16 yaş arasında, internet kullanan, 23 bin 420 çocuğun beşte birinin internette zorbalıkla karşılaştığı; yine aynı oranda çocuğun cinsel ve pornografik içeriklere maruz kaldığı belirlendi.

2010 yılının ilkbahar ve yaz aylarında yapılan ankette İnternet’i kullanan çocuklara riskle karşılaşıp karşılaşmadıkları ve “rahatsız eden, üzen” bir durum olup olmadığı soruldu. Raporun bulguları şöyle:

Nefret söylemi çocuklar için tehdit

  • Geçtiğimiz 12 ay içerisinde, çocukların yüzde 23’ü internette cinsel veya pornografik içerik gördü.
  • 11-16 yaş çocukların yüzde 22’si, potansiyel zararlı bir veya daha fazla türdeki içeriğe maruz kaldı: nefret (%12), anoreksiya (%11), kendine zarar verme (%8), ilaç kullanımı (%7), intihar (%5).
  • 9-16 yaş çocukların yüzde 14’ü geçen 12 ay içinde “insanları çıplak veya cinsel ilişki halinde gösteren” çevrimiçi fotoğraflar gördüğünü söyledi.
  • Cinsel veya pornografik çevrimiçi fotoğraf görenlerin üçte biri bu deneyimden rahatsız oldu; fotoğraf görenlerin 16’da biri veya tüm çocukların yüzde ikisi ise gördüklerinden epeyce ya da çok fazla rahatsız olduklarını belirtti.

Aileye söyleyenlerin oranı yüzde 18

  • Çevrimiçi cinsel fotoğraf gördüklerinde rahatsız olanların yüzde 36’sı arkadaşına, yüzde 18 ebeveynine bunu söyledi. Yüzde 24’ü bir süreliğine İnternet kullanmayı bıraktı.
  • Müstehcen veya incitici çevrimiçi mesaj alan çocukların çoğu sosyal destek istemekte iken, sadece beş çocuktan biri kimseye bu durumdan bahsetmedi.
  • “Cinsel içerikli mesaj” yüzünden rahatsız olan çocukların yaklaşık üçte biri, istenmeyen cinsel içerikli mesajları silmiş (%38) ve/veya mesajı gönderen kişiyi engellemiştir (%36).
  • Çocukların yüzde 19’u çevrimiçi ve/veya çevrimdışı zorbalığa maruz kaldığını ve yüzde 11’i bu zorbalığın geçen bir sene içinde olduğunu belirtti.
  • 11-16 yaş arasındaki çocukların yüzde 9’u, kişisel bilgilerinin başkası tarafından kötüye kullanıldığını- şifrelerinin (%7) veya kişisel bilgilerinin (%5) başkası tarafından ele geçirildiğini veya İnternet’te dolandırılarak para kaybettiklerini (%2) – belirtti.
  • Sanal zorbalıkla ilgili 9-16 yaşındaki çocukların yüzde 5’i İnternet’te müstehcen veya incitici mesaj aldıklarını ve çocukların yüzde 3’ü bu tür mesajları başkalarına gönderdiklerini belirtmiştir. Zorbalık içeren mesaj alan çocukların üçte ikisi epeyce veya çok fazla üzülmüştür.
  • Tüm riskler yaşla doğru orantılı olarak artıyor: 9-10 yaşındakilerin yüzde 13’ü, 11-12 yaşındakilerin yüzde 32’si, 13-14 yaşındakilerin yüzde 49’u ve 15-16 yaşındakilerin yüzde 61’i bir veya daha fazla riske maruz kaldı.
  • Erkekler, özellikle gençler, daha fazla çevrimiçi cinsel fotoğrafa maruz kalırken, genç kızlar kısmen daha fazla müstehcen veya incitici çevrimiçi mesaja maruz kaldı. Öte yandan, çoğunlukla kızlar yaşadıkları bu tür risklere daha fazla üzülmektedir.

Kaynak: Bianet

TÜRKİYE BULGULARI ÖZETİ

EU Kids Online araştırması için Mayıs- Haziran 2010 döneminde, Türkiye çapında kentsel ve kırsal bölgelerde, seçkisiz tabaka yöntemiyle seçilen 9-16 yaş arası 1018 çocuk ve ebeveynlerinden bir tanesi ile evlerinde yüz yüze görüşmeler yapılmıştır. Bu araştırmaya katılan tüm çocuklar İnternet’i kullanmakta olup, %40’ı kendi bilgisayar veya dizüstü bilgisayarına sahip ve diğer %39’u bilgisayarını diğer aile fertleri ile paylaşıyor olmasına rağmen, ebeveynlerin sadece %29’u İnternet’i kullanmaktadır. Erkek ve kadın ebeveynlerin İnternet kullanım oranları arasında oldukça büyük bir fark vardır; erkeklerin %49’u ve kadınların sadece %24’ü İnterneti kullanmaktadır. Böyle büyük bir fark diğer Avrupa ülkelerinde bulunmamaktadır; erkeklerin %87’si ve kadınların %82’si İnternet kullanıcısıdır.

Internet kullanım oranı düşük olsa da, ebeveynlerin %72’den fazlası, çocuklarının İnternet’te karşılaştıkları rahatsız edici durumlarda onlara yardım edebilecekleri konusunda kendilerine güvenmektedirler. Ayrıca, ebeveynlerin çoğu (%60) çocuklarına İnternet’i güvenli kullanma yolları hakkında tavsiyede bulunduklarını ve %56’sı çocuklarının zorlandığı durumlarda İnternet’te birşey bulma ya da yapma konusunda yardım ettiğini belirtmiştir. İnternet’i kullanmaya yetecek kadar bilgiye sahip olan çok az sayıdaki ebeveyn, ne çocuklarının teknoloji kullanımı sırasında elde edeceği olanakları ve karşılabileceği riskleri anlamakta, ne de İnternet’te onları rahatsız edecek durumlarla başa çıkmalarını sağlayacak yardımı sağlayabilmektedirler. Ebeveynlerin sadece %36’sı, çocuklarıyla onları rahatsız edecek durumlarla karşılaştıklarında ne yapmaları gerektiği hakkında konuşmuştur.

Çocuklar; İnternet güvenliği ve İnternet’te başkalarına nasıl davranmaları gerektiği konusunda tavsiye almak veya İnternet’te onları rahatsız eden durumlarda yardım istemek amacıyla ebeveynlerinden ziyade arkadaşlarına danışmaktadırlar. Herhangi bir İnternet riski ile karşılaşmış çocukların yaklaşık yarısı bu durumu kimseyle paylaşmamıştır.

Çocukların İnternet Kullanımı

Araştırmaya katılan 9-16 yaş arasındaki çocuklar, İnternet’i kullanmaya 10 yaş civarında başladıklarını ve günde 1-1.5 saat İnternet kullandıklarını belirtmiştir.

Çocuklar İnternet’i en fazla okul işleri için (%92) kullandıklarını belirtmiş, öte yandan oyun oynamak için (%49), haberleri okumak ya da izlemek için (%40), eğlence – video klip izlemek (%59), muzik ya da film indirmek (%40) ve arkadaşları ile sosyal ağlarda paylaşımda bulunmak (%48)- için kullandıklarını da belirtmişlerdir. Tüm iletişim-tabanlı faaliyetler beraber incelenirse (anlık ileti göndermek, e-posta ve sosyal ağa bağlanmak), Türk çocukların Avrupadaki diğer çocuklardan (yaklaşık %44’e %60) daha az bu faaliyetleri yaptığı görülmektedir.

Çocukların İnternet Riskleri

Çoğu sosyal paylaşım sitesi hesap oluşturma için 13 yaş sınırı koymasına rağmen, bu çalışmaya katılan sosyal paylaşım sitesinde hesabı bulunan tüm çocukların üçte biri 13 yaşının altındadır. Sosyal paylaşım sitesi kullanan çocukların %85’i Facebook profiline sahiptir. Ebeveynlerin yarısından çoğu, çocuklarının kişisel bilgilerini İnternet’te paylaşmasını yasaklamış olmasına rağmen, çocukların %42’sı sosyal paylaşım sitesindeki hesaplarını kendi kişisel bilgilerinin herkes tarafından görülebileceği “herkese açık” seçeneği ile kullanmakta iken çocukların üçte biri bu bilgileri sadece arkadaşları ile paylaşmaktadır. Çocukların %19’u adres bilgilerini, %8’i ise telefon numaralarını sosyal paylaşım sistesinde paylaşmaktadır.

Diğer Avrupa ülkeleri ile karşılaştırıldığında, Türkiye’deki çocuklar daha az riske maruz kaldıklarını bildirmişlerdir. Bu bulgular aşağıda belirtilmiştir;

  • Türkiye’de çocukların yaklaşık %25’i İnternet’in aşırı kullanımından kaynaklı bir veya daha fazla etmen belirtmiştir. Avrupa çapında bu oran %33’dur.
  • Türkiye’de çocukların yaklaşık %13’ü İnternet’te cinsel içerikli fotoğraf gördüğünü bildirmiştir. Avrupa çapında bu oran yaklaşık olarak aynıdır.
  • Türkiye’deki cinsel içerikli fotoğraf gören çocukların %46’sı gördükleri cinsel içerikli fotoğraflardan rahatsız olduğunu belirtmiştir. Avrupa çapında rahatsızlık oranı sadece %33’dur.
  • Türkiye’deki çocukların %9’u zorbalığa maruz kaldığını, sadece %3’ü zorbalığın İnternet aracılığı ile gerçekleştiğini belirtmiştir. Avrupa çapında %20’si zorbalığa maruz kaldığını, sadece %5’i zorbalığın İnternet aracılığı ile gerçekleştiğini belirtmiştir.
  • Türkiye’de, 9-16 yaş arasındaki çocukların %12’i cinsel içerikli mesaj aldığını, %4’ü de buna benzer mesaj yolladığını söylemiştir. Avrupa genelinde çocukların %12’si cinsel içerikli mesaj aldığını, %3’ü de buna benzer mesaj yolladığını söylemiştir.
  • Türkiye’de, cinsel içerikli mesaj aldığını söyleyen çocukların %50’si bundan rahatsız olduklarını bildirmiştir. Avrupa’da, çocukların sadece %25’i buna benzer mesaj aldıklarında rahatsız olduklarını belirtmiştir.
  • Türkiye’de 9-16 yaş arasındaki çocukların %14’ü yüz yüze tanışmadığı kişilerle İnternet’te görüştüğünü, sadece %2’si bu kişilerle İnternet dışında da buluştuğunu belirtmiştir. Avrupa çapındaki çocukların %25’i tanımadığı kişilerle ilk defa İnternet’te görüştüğünü, %6’sı ise bu kişilerle İnternet dışında da buluştuğunu belirtmiştir.

Ebeveynlere risklerle ilgili soru sorulduğunda bazı riskleri önemsemedikleri görülmüştür. Örneğin, sadece %9’u çocuklarının cinsel içerikli mesaj aldığını ve %2’si çocuklarının mesaj gönderdiğini bildirmiştir. Yine de ebeveynlerin büyük bir çoğunluğu çocuklarının İnternet kullanımı hakkında onlara yol gösterdiğini belirtmiştir. Ebeveynlerin bazıları bilgisayara filtre programı kurduğunu, diğerleri (üçte birinden daha azı) ise çocuklarının ziyaret ettiği İnternet sayfalarını takip ettiğini belirtmiştir. Avrupa’da ise Türkiye verilerine göre çok daha az ebeveyn filtre kullandığını veya çocuklarının İnternet aktivitelerinin takip ettiğini belirtmiştir. Diğer yandan, istenmeyen ileti önleme ve virus programı kullanımı oranı Avrupadaki ebeveynlerde %72 iken Türk ebeveynlerde sadece %46’dır.

Çocukların güvenli İnternet kullanımını sağlayacak yollardan biri bilgisayarın ailenin ortak yaşam alanına taşınmasıdır. Çocukların kullandığı bilgisayarın ortak kullanılan odada olduğunu belirten Türk ebeveynler sadece %24 iken bu oran Avrupadaki ebeveynlerde %67’dir. Ayrıca, çocuklar evin dışındaki diğer ortamlarda da İnternet’e erişim sağlamaktadır. Türkiye’de çocukların %60’ı okulda İnternet’e bağlanırken, %51’i İnternet kafeleri kullanmaktadır. Bu ve diğer alanlarda, ebeveynler çocuklarının İnternet kullanımını denetleyememektedir.

Çocukların üçte ikisinin ebeveynleri İnternet okur-yazarı olmadığı için, çocukların sanal dünyada kendilerini koruyabilmeleri büyük önem taşımaktadır. Türkiye’deki çocukların %85’i İnternet’te olabilecek istenmeyen sorunlarla baş edebileceğine dair kendilerine güvendiklerini ve %83.4’ü İnternet kullanımı hakkında “çok fazla bilgi” sahibi olduğunu belirtmiştir. Çocuklar (%78) ayrıca ebeveynlerinden daha fazla bilgiye sahip olduklarını belirtmişlerdir. Fakat bu problemlerle başa çıkma yetenekleri, Internet’te karşılaşılan her durumunüstesinden gelmeye yetmeyebilir. İnternet okur-yazarlığı ile ilgili beceriler ölçüldüğünde 9-16 yaş arasındaki çocukların çok azının bu becerilere sahip olduğu görülmüştür.

  • Çocukların sadece %39’u İnternet’te bulduğu bilgilerin doğru olup olmadığına karar vermek için farklı siteleri karşılaştırdığını söylemiştir.
  • Yaklaşık %17’si filtre seçeneklerinin nasıl değiştirileceğini bildiğini belirtmiştir.
  • Bir internet sayfasını favorilerine / en sık kullanılanlara ekleyebildiğini söyleyenler çocukların sadece %31’idir.
  • Yaklaşık %34’ü gezdiği sitelerin kaydını silebildiğini bildirmiştir.
  • Çocukların %32’si sosyal paylaşım sitelerindeki gizlilik ayarlarını değiştirebildiğini belirtmiştir.
  • Çocukların %29’u istenmeyen mesajları nasıl engelleyebileceğini bildiğini belirtmiştir.
  • Çocukların yarısından azı – %44’ü – İnterneti nasıl güvenle kullanacağına dair bilgileri bulabileceğini bildiğini söylemiştir.

Çocukların yarısından fazlası okulda İnternet güvenliği ile ilgili bilgi edindiğini bildirmiştir. 9-16 yaş arasındaki çocuklara, öğretmenlerinden edindikleri bilgiler nedir diye sorulduğunda, %53’ü sınıfta İnternet kullanımı ile ilgili okul kurallarından bahsedildiğini ve %59’u İnternet’i güvenli kullanmak için yollar önerildiğini bildirmiştir. Ayrıca, bazı İnternet sayfalarının neden iyi ya da kötü olduğu hakkında bilgi verildiği (%61) ve Çevrimiçi kişilere nasıl davranmak gerektiğine dair yollar önerildiği (% 50) belirtilmiştir.

Her ne kadar nasihat verilse de, çocuklar istenmeyen mesajları önleyecek, bilginin doğruluğunu kontrol edebilecek ve kişisel bilgilerinin paylaşımını engelleyecek özel araçlara ihtiyaç duymaktadır.

Kaynak: Yeni Medya