Kas 222010
 

Murat Köylü

Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği, özellikle trans bireylere yönelik ayrımcılık, nefret söylemi ve suçları ile kurumsal şiddet noktasında devam ettirdiği etkinliklerine, “Nefret Suçları Mağduru Trans Bireyleri Anma Buluşması” ile devam ediyor.

Pembe Hayat Derneği her yıl Kasım ayının son haftası içerisinde gerçekleştirdiği etkinlikler ile, trans bireylerin yaşadıkları sorun alanları üzerine tartışıyor ve çözüm önerileri ile stratejilerini inceliyor.

Bu sene 22 – 28 Kasım 2010 tarihleri arasında Ekin Sanat Merkezi, Otel Alba Ankara ve Çankaya Belediyesi Galeri Kara’da gerçekleştirilecek etkinliklerde de seks işçiliği, medya, siyaset, aile, feminizm, uluslararası trans hakları aktivizmi gibi konuları konuşulacak.

“Ben ve Nuri Bala” Buluşma Kapsamında Gösterimde

Nefret suçları mağduru trans bireyleri anma buluşması kapsamında 25 kasım 2010 Perşembe günü Ekin Sanat Merkezi’nde 19.00-20.30 saatleri arasında yönetmenliğini Melisa Önel’in üstlendiği, feminist aktivist Esmeray’ın hayatının anlatıldığı Ben ve Nuri Bala adlı belgesel gösterimi ve ardından söyleşi yapılacaktır.

Pembe Hayat Tiyatro Topluluğu’nun sahnelemiş olduğu ‘Pembe Gri’ isimli oyundan yola çıkarak hazırlanmış olan kısa film Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği’nin oluşum sürecini anlatan film ve belgesel 26 Kasım 2010 Cuma günü 19.00-20.00 saatleri arasında Ekin Sanat Merkezi’nde gösterilecek. Gösterimin ardından Pembe Gri’nin ortaya çıkış hikayesi üzerine yönetmen ve oyuncularla söyleşi gerçekleştirilecektir. Pembe Gri, bir tren yolculuğu ile başlar. Yolculuk aynı zamanda transgender bireylerin yaşamlarına ve mücadelelerine yapılan bir yolculuktur.

Buluşma Kapsamında Sergiler

Pembe Hayat etkinlikleri çerçevesinde, Uluslararası Af Örgütü ve Hollanda Büyükelçiliği’nin desteği, Diana Blok’un “See Through Us” ve Gabrielle Le Roux’nun “Proudly African and Transgender” adlı sergileri 24 Kasım – 3 Aralık tarihleri arasında Çankaya Belediyesi Galeri Kara’da düzenlenecektir.

Diana Blok : “See Through Us”

Diana Blok 2009 yılında LGBT ve insan hakları konuları ile ilgilenen iki kurum (Pembe Hayat ve Kaos GL) ile iletişime geçti. Onların yardımları ile kendi fotoğraf çalışmaları ile ilgili olan ve kendi hayatları ile ilgili konuşmak isteyen özneler buldu. Bahsi geçen kişiler kendi cesur hikayeleri ve içinde yaşadıkları geleneksel toplumdaki zorlukları paylaştılar. Birçok gey, lezbiyen ya da transeksüel ikili bir yaşam sürmektedir. Değişim içerisindeki karmaşık bir toplum içerisindeki karmaşık bir konudur bu. Bu kişilere yönelik fiziksel ve psikolojik taciz hala yaygındır.

Türkiye’de gey, lezbiyen, biseksüel ya da trans olmak yasadışı olmasa da, kendilerine yönelik hala ayrımcılık uygulamaları ve zulüm söz konusudur. Açıkça denebilir ki, görünürlük konusunda hala büyük sıkıntı mevcuttur, ancak ortaya çıkan bir gerçek daha var ki o da bu konudaki değişimin ve yeni bir form kazanan hayallerin varlığıdır.

Geçtiğimiz yıl içerisinde, bu projeyi Türkiye’de sergilemek amacıyla birçok defa bir galeri ya da başka bir sergi mekanı bulmaya çalıştım. Bu konuya ilgi gösterilmiş ve söz verilmişti; ancak somut planlar yapma aşamasına gelindiğinde, sergi galeriye ya da fotoğrafı çekilenlere yönelik bir zarar yaratabilir düşüncesiyle iptal edildi. Umudumu kaybetmediysem de, “See Through Us” adlı serginin Türkiye’deki prömiyerinin Ankara’da, bizzat belediye başkanının izni ile gerçekleşebileceğini hiç düşünmemiştim. Bu tamamı ile Pembe Hayat’ın ortaya koyduğu muhteşem enerjisi ve niyeti sayesinde gerçekleşmiş bir büyük başarıdır. Bu değişime doğru belki de küçük ama çok anlamlı bir adımdır. Bu proje, kendi aşklarını ifade edebilmek amacıyla bir sese sahip olmak için mücadele edenlere adanmıştır.

AFRİKALI, TRANSGENDER VE DE GURURLU

“Afrikalı transgender bireyler uzun süredir susturulmuştu. Sanki hiç yokmuşuz gibi görünmez olduk. Bugün, birçoğumuz konuşuyoruz, yüzlerimizi gösteriyoruz, yazıyoruz ve kendimizi açıkça ifade ediyoruz. Bu sergi, bunun bir uzantısıdır. Portreler bizim görüntülerimiz ve bizim sözlerimizi söylüyorlar, bizim hikayelerimizi anlatıyorlar, onurumuzu ve hatta korkularımızı gösteriyorlar, onlar bizim tarihimizdir, onlar bugünkü bizdir ve gelecekteki Afrikalı transgender bireylerin mücadelesinin tarihidir. Onlar güç, umut ve bizden sonraki nesillerin onurudur. Uzun bir süre kendimi kayıp hissettim. Benim gibi başka kimse olmadığını düşündüm. Anormal, tuhaf olduğumu düşündüm ve bu beni güçsüz kıldı. Benim transgender yeğenim, torunum ya da arkadaşımın transgender çocuğu kendini kayıp hissetmeyecek. Onlar benim portreme bakacak ve güce, umuda, huzur dolu bir akla ve onura sahip olacaklar. Transgender bireylerin daha önce var olduğunu hissedecekler ve cinsiyet kriterlerine uymamanın yanlış olmadığını bilecekler. Dünya portrelerimizi gördüğünde, Afrika’da transgender bireylerin olduğunu ve kıtamızda haksızlıklara karşı mücadele edildiğini bilecek.”

Victor Mukasa, Ugandalı insan hakları savunucusu, Uluslararası Gey ve Lezbiyen İnsan Hakları Komisyonu

http://www.pembehayat.org/nefret/ana.php adresinde ilgili linklerden buluşmanın detaylı programına, konuşmacı listesine, etkinlikle ilgili sorulanızın cevaplarına ve Pembe Hayat Derneği’ne ulaşabilirsiniz.

Kaynak: Yeşil Gazete