Ara 082010
 

Sosyal Değişim Derneği’nin Danışma Kurulu üyesi olan Prof. Dr. Yasemin İnceoğlu, “Medya ve medyada yer alan güncel sorunlar” üzerine Medya Tekzip Merkezi’nin sorularını yanıtladı.

Medyayı tanımlar mısınız?

Medya, egemen ideolojinin meşrulaşmasında, yeniden üretilmesinde önemli ideolojik bir güçtür. Bu güç aynı zamanda simge yaratma, bilgi-anlam üretme ve durumları tanımlama özelliklerinde de sahiptir.

Medya ahlaki anlayışı ile birlikte başta “kamu yararı” kavramının önemliliği; basın özgürlüğü, medya denetiminde hukuki ve özdenetim hakkında neler yapılabilir. Özdenetim sisteminin varlık ve geçerliliğine inanıyor musunuz?

Özdenetim sistemine inanmamak mümkün değil, iyi bir öz-denetim mekanizması ön-sansür ve sansüre yenik düşmememin temel şartlarından biri olduğu gibi, medyanın kamuoyunu doğru bilgilendirmesi için temel şartlardan biridir.

Medyada yoğunlaşma (tekelleşme) hakkında neler düşünüyorsunuz?

Medyada yoğunlaşma olgusu tüm dünyada küreselleşmenin ivme kazanmasıyla birlikte hız kazandı. Yoğunlaşmalar sonucu tüm dünyada 8-10 grup tüm egemenliği ele geçirdi, bu gelişmelere paralel olarak Türkiye de doğal olarak aynı sürece girdi. Bugün Türkiye’de asıl işi gazetecilik olmayan 4-5 grubun turizm, bankacılık, enerji, Otomotiv, pazarlama vs. alanlarındaki yatay-dikey-çapraz birleşmeleri  ve adeta piyasadaki güç savaşını kazanmak için ellerindeki medya gruplarını  “silah” gibi kullanmaya başladılar. Burada de en büyük kurban “gerçekler” ve bu gerçekleri öğrenmesi gereken “kamuoyu” oldu.

Haber yapılırken medya etiği gözetiliyor mu? Etik kavramının öneminden bahseder misiniz?

Medyada etik derken medya çalışanlarının “ahlakilik” ölçütlerine uyup, uymadıklarını eleştiren, sorgulayan ahlak felsefesini kastediyoruz. Burada temel olan unsur vicdani yükümlülüktür. Medya etiğinin ihlal edildiğine sıklıkla şahit oluyoruz. Burada gazetecinin sorumluluğu ilkesini göz ardı etmememiz gerekiyor, zaten medya etiğinin kuramsal temeli sosyal sorumluluk teorisine dayanıyor; gerçeğe bağlılık, izler/okur kitleye haber müşterisi veya haber tüketicisi yerine yurttaş muamelesi yapmak, nesnellik, dürüstlük, özgürlük-sorumluluk dengesinin kurulması, popülizm yapmama, tiraj-reyting canavarına yenik düşmeme gibi önemli amaçları vardır.

Son günlerde kanallarda yapılan eleştiri programlarına RTÜK ceza yağdırırken gazetecilerin yazdığı yazılar onları istifalara kadar zorluyor. Bu konuda neler düşünüyorsunuz?

Bu durum demokrasilerde kabul edilemez bir durumdur, tüm demokrasilerde medya devlet başkanlarından siyasilere kadar herkesi eleştirir, tabii kişilik haklarına saldırmamak kaydıyla, kamu otoriteleri de bu durumu doğal karşılamalıdırlar, ayrıca bu eleştiriden olumlu bir şeyler çıkarabilmeleri de faydalıdır. RTÜK öteden beri siyasi iktidarlara yakınlığı ile eleştirilmekteydi, her ne kadar bağımsız bir otorite olarak yayın sonrası denetim sağlasa da, sansürcü zihniyet ile davrandığı konusunda ağır eleştirilere maruz kalıyordu, şimdilerde RTÜK’ün daha az müdahaleci bir tavır aldığını düşünüyorum. Ancak gazetelerdeki istifalar veya işten çıkarmalar editoryal bağımsızlık açısından çok düşündürücü. Burada siyasi-iktidar-medya-büyük sermaye ilişkilerine bakmak lazım, bir ülkenin medyasının siyasi iktidardan korkması, yıldırılması veya en azından kendini tehdit ve korku içinde hissetmesi kabul edilebilir bir durum değil. Sayın Oktay Ekşi’nin üslubunu çirkin buldum. Mesleğinin sonlarına gelmiş, bu şekilde bitirmemesi lazımdı.Neticede bir işe başlanırken değil; işi nasıl bitirdiğinle anılırsın.

Medya kendi eleştirisini yapıyor mu?

Ne yazık ki Türkiye’de öz eleştiri kültürü ne kurumsal ne de bireysel düzeyde gelişememiş bir olgu. Öz eleştiri yapmanın “zaafları açığa vurmak ve kabullenmek” gibi bir algısı var toplumda. Medya da bundan nasibini alan bir sektör, halbuki öz eleştiri batılı demokrasilerde tartışma kültürünün vazgeçilmez unsurlarından biri.

Medyayı halen 4. güç olarak nitelendirebilir miyiz?

Tabii ki hayır, artık günümüzde ütopik bir şey bu, 4.güç diğer üç gücü gözetleyen, sorgulayan, eleştiren güçtür. Medya diğer üç gücün karşısında yer alması gerekirken çoğu zaman bir arada hareket edebiliyor, muhalif değil, statükocu bir medyanın varlık nedeni de bu zaten.

Alternatif medyayı nasıl tanımlarsınız?

Alternatif Medya hakkında da açıklama yapan İnceoğlu alternatif medyayı şöyle tanımlıyor:

Ana  akım medyaya muhalif, radikal, anarşist, anti-otoriter, anti-hiyerarşik, kâr amacı gütmeyen ve ana akım medyada göremediğimiz haberlerin görüldüğü, temsil edildiği mecra olarak tanımlıyor. Bunlara örnek olarak; Ekolojist Hareketler, Eşcinsel Hareketler, Anarşist Hareketler, Feminist Hareketleri gösteriyor.

Ana akım medya: İdeolojik zehir saçıyor…

“Bir başka dünya mümkün sloganı” alternatif medyanın temelini oluşturur diyor. Dr. İnceoğlu  ana akım medyanın dayattığı, çarpık, eksik, zehirlenmiş haberler karşısında  alternatif medyanın sesini duyurmaya çalıştığını söylüyor. Açık Radyonun alternatif medya örneğini taşıdığını söyledi.

“İngiliz Dili Edebiyatı Bölümünden mezun olmanıza rağmen iletişim alanında çalışıyorsunuz. Gazeteciliği yeni nesillere tavsiye eder misiniz ?” sorusuna İnceoğlu,  kamunun bilme hakkının sağlanması için gazeteciliği çok önemsediğini belirtiyor. Dr. İnceoğlu, gazetecilikte istihdam sorunu olduğunu, gazetecilerin az maaş aldıklarını, özellikle de muhabirlerin ezildiklerini belirtti. Son yıllarda bu nedenlerden dolayı İletişim Fakültelerinde  gazetecilik bölümlerinin tercih edilmez hale getirildiğini ifade etti. Günümüzde  daha “in” olan halkla ilişkiler ve reklamcılık bölümlerinin tercih edildiğini söylüyor. Ancak gazeteciliğin buna rağmen yapılması, tercih edilmesi gerektiğini vurguluyor.

Medya bugün ciddi bir güven bunalımıyla karşı karşıya bu konu hakkında Medya Tekzip Merkezi olarak da medyayı takip ederek yaptıkları yalan- hatalı- tekzip edilmiş haberleri raporlayarak ulusal basının kamuoyu önünde güvenirliliğini ve güvenli olmamasını paylaşıyoruz.

Medya tekzip merkezi hakkında ne düşünüyorsunuz? Bu açıdan bakıldığında Medya tekzip Merkezi gelecek yılların medya denetçisi/medyanın kontrolörü olacak araçlardan biri olabilir mi? Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Ulusal Basının karnesini Ana akım medya gazetelerinin sür manşetten verebileceği gün geldiğinde ve bu karnede yer alan yalan/hatalı haber sayısındaki düşüş gerçekleştiğinde Medya Tekzip Merkezi medyanın güvenirliliğini kazanmasında önemli görevler üstlenmiş olacaktır. Demokrasilerde bu tür bağımsız oluşumlar medyayı gözetleyerek, denetleyerek büyük katkılarda bulunmaktadır.

Prof. Dr. Yasemin İnceoğlu’nun Biyografisi

Prof. Dr. Yasemin İnceoğlu   1961 yılında İstanbul’da doğdu. Atatürk Kız Lisesi‘nden  mezun olan Dr. İnceoğlu  1983 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi İngiliz Dili Edebiyatı Bölümünü bitirdi.Yüksek lisans ve doktora derecelerini Marmara Üniversitesinin Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Bölümünde tamamladı. Dr. İnceoğlu  1993 yılında üniversitenin aynı bölümünden doçent, 1999 yılında da profesörlük unvanı aldı. 2004 yılında  Marmara Üniversitesinden Galatasaray Üniversitesinin İletişim Fakültesine  geçiş yaptı.

Dr. İnceoğlu, üniversitede lisans, lisans üstü ve doktora seviyelerinde dersler veriyor.Marmara Üniversitesi’nde de doktora dersleri devam ediyor.Verdiği dersler arasında Alternatif Medya ve Hak Haberciliği, Medyanın Güncel Sorunları, Uluslararası İletişim ve İletişim Etiği var.

Medya Gözlem Platformunun kurucu üyelerinden olan İnceoğlu, Sosyal  Değişim Derneğinin Danışma Kurulu Üyesi, Kültür Sanat Merkezi olan Garaj İstanbul’un bireysel destekçisi, İstanbul Kadın Vakfı’nın Mütevelliler Heyeti üyesidir. İnceoğlu aynı zamanda Medya Tekzip Merkezinin de danışma kurul üyesidir.

Söyleşi: Ersin Çeliktürk
Kaynak: Medya Takip Merkezi