Oca 162011
 

Ali Mezarcıoğlu

Son 10 yıl içerisinde Türkiye’de çok sayıda Roman derneği kurulmuştur. Günümüzde bu derneklerin sayısı 100’ü geçmiştir. Her geçen gün farklı il ve ilçelerde yeni dernekler kurulmaktadır. Roman derneklerinin artan sayısı ve medyada daha fazla görünür hale gelmeleri toplumun değişik kesimlerinin ilgisini derneklerin üzerine çekmiştir. Nitekim bugünlerde siyasetçilerin, akademisyenlerin, sivil toplum kuruluşlarının ve benzeri pek çok başka toplumsal kesimin bu alanda fazlasıyla mesai harcadığı hemen herkesin farkında olduğu bir gerçektir.

Bu yazıda kimseye akıl öğretmek iddiasında değiliz. Zira hem dernek yöneticileri hem de derneklerle iletişime geçen çeşitli kişi, kurum ve kuruluşlar kendi amaçları çerçevesinde son derece akılcı hareket etmekte; herkes alandan beklentisi neyse o hedefe doğru kararlı bir şekilde yürümektedir.

Bizim bu yazıda yapacağımız şey pişmiş aşa su katmak olmayacak. Bu alanda şu veya bu amaçla çeşitli çalışmalar yürüten herkesin yolu açık olsun, kendilerine başarılar diliyoruz. Bu yazıda bizim amacımız Roman derneklerinin bizim açımızdan ne anlam ifade ettiğini daha geniş bir çerçeve içinde ortaya koymaktır. İnancımız o ki bu değerlendirmeler faydalanmak isteyen herkes için yararlı olacaktır.

***

Her şeyden önce Roman kimliğini tanımlamamız gerekiyor. Kimdir Romanlar? Romanlar kendilerine ait bir dile, kültüre ve tarihe sahip olan eski bir Avrupa toplumudur. Roman toplumunun dili Romanestir. Romanların en eski atalarının Hindistan Çingeneleriyle ilişkili olduğuna inanılmaktadır. Buna karşılık Roman kültürü tipik bir Hint kültürü değildir. Roman kültürü daha ziyade Hindistan, İran, Anadolu, Yunan ve Avrupa kültürlerinin özel bir sentezi olarak değerlendirilirse sağlıklı bir tespit yapılmış olur. Sonuç olarak Romanlar bir Avrupa kavmi, Roman kültürü de bir Avrupa kültürüdür.

Peki Romanlarla, Romanların yaşadıkları ülkelerde bulunan diğer kültürler arasındaki temel fark nedir? Örneklendirmek gerekirse Anadolu coğrafyasında Çerkezler, Lazlar, Gürcüler gibi kendilerine ait bir dile ve tarihe sahip olan çok sayıda kültür bulunmaktadır. Romanlar gerek yaşam biçimleri gerekse komşu toplumlarla ilişkileri açısından bu etnik gruplarla kıyaslandıklarında çok temel farklılıklara sahiptirler. Romanlarla diğer etnik gruplar arasındaki farklılık Romanların Çingene Evrensel Milletine mensup bir kavim olmasından kaynaklanmaktadır.

Sanayi öncesi dönemde Roman Çingeneleri yaşadıkları her coğrafyada Çingene olmayan kavimlerden farklı olarak temel geçimlerini göçebe zanaatçılığa dayandırmışlardır. Yerleşik tarımcı veya göçebe hayvan besleyici Gaco kavimlerine çeşitli zanaat ürünlerini veya hizmetleri sunmuşlar karşılığında onlardan çeşitli gıda maddeleri almışlardır. Bu süreçte diğer kavimlerden farklı olarak toprak veya hayvan sahibi olma imkanı bulamamışlar; yüzlerce yıl boyunca Roman Çingenelerinin tek sermayesi diğer Çingene gruplarında olduğu gibi zanaat bilgileri olmuştur. Roman Çingenelerinin en bilinen geleneksel meslekleri sepetçilik, demircilik, kalaycılık, müzisyenlik, bakırcılık, ay yetiştiriciliği, ayı-maymun oynatıcılığı, cambazlık ve at cambazlığıdır.

Sanayinin gelişmesi ile birlikte çoğu Roman grubu geleneksel zanaatlarını yitirmişler geçinebilmek için yeni mesleklerin arayışına girmişlerdir. Sanayi sonrası dönemde Roman Çingeneleri tarafından kitlesel bir biçimde yapılmakta olan meslekler arasında kağıt ve hurda toplayıcılığı, çiçekçilik, ayakkabı boyacılığı, hammallık, işportacılık, matbaa işçiliği, tütün işçiliği ve tarım işçiliği sayılabilir. Buna karşılık çoğunluğu teşkil etmese de çok sayıda Roman kökenli doktorun, avukatın, akademisyenin, iş adamının ve politikacının varlığını anımsatmakta fayda var.

***

Roman dernekleri daha ziyade Ege, Akdeniz ve Marmara bölgelerinde yoğunlaşmaktadırlar. Bu durum Roman Çingenelerinin nüfus yoğunlaşmasının bu bölgelerde olmasıyla ilişkilidir. Buna karşılık Domların dernekleri Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde, Lomların dernekleri Karadeniz Bölgesi’nde, Abdalların dernekleri ise Orta ve Doğu Anadolu Bölgesi’nde kurulmakta ve yaygınlaşmaktadır.

Roman dernekleri genellikle yardımlaşma ve dayanışma derneği statüsünde kurulmaktadırlar. Üyelerinin ve temsil ettikleri kitlenin sosyal ihtiyaçlarına cevap verme iddiası derneklerin en yaygın kuruluş gerekçesidir. Diğer taraftan bölgelere göre derneklerin kuruluş amaçları farklılaşabilmektedir. Kimi yerlerde “Hammallar Derneği” ya da “Kurbağa Toplayıcıları Derneği” gibi örneklerde mesleğe ilişkin sorunlar ön plana çıkarken kimi yerlerde kentsel dönüşüm süreci ile ilgili problemler öncelikli olarak değerlendirilmektedir.

***

Roman derneklerinin karşılarına çıkan meselelerin bir kısmı sadece Roman toplumunu ilgilendirirken bir kısmı ise tüm Çingene kavimleri için ortak olan konu başlıklarıdır. İşsizlik, konut sorunu, eğitime ulaşma, önyargılar gibi sosyal problemler tüm diğer Çingene kavimleriyle birlikte Roman Çingenelerini de etkilemektedir. Toprak veya hayvan sürülerine sahip olmayan Çingene kavimlerinin, sanayi sonrası dönemde geleneksel mesleklerini kaybederek büyük bir yoksulluğun içine düşmesi tüm Çingene kavimlerinin ortak problemidir. Diğer taraftan Roman kültürünün kendi özgün değerleri olan Romanes dilinin ve Roman kültürüne ait folklorik ürünlerin (türküler, maniler, fıkralar, masallar…) giderek kaybolmaya yüz tutması doğrudan doğruya Roman derneklerini ilgilendiren bir konudur.

Roman dernekleri kültürel meselelerde bağımsız çalışmalar yürüterek Roman kültürünün yaşatılması için ellerinden gelen çabayı gösterebilirler. Buna karşılık işsizlik, konut sorunu ve önyargılar gibi temel sosyal sorunlarda Romanların, Abdalların, Poşa-Elekçi-Lomların, Domların, Gevendelerin, Karaçilerin ve göçebe zanaatçı kültürlerden gelen tüm diğer toplulukların sorunların çözümü için el birliği yapmalarında fayda vardır. Dışarıdan bakanlar tarafından konuştukları dillerine, ten renklerine ya da tarihlerine bakılmaksızın Çingene olarak adlandırılan tüm grupların, Çingeneleri hedefleyen hurafe ve önyargıların aşılması için ortak çaba göstermesi çok daha sonuç alıcı olacaktır. Şüphesiz ki Çingeneliği hedef alan önyargıların aşılması için çaba harcamak Çingeneliği adeta bir suçmuş gibi birbirinin üzerine atmaktan çok daha isabetli bir çözüm olacaktır.

***

Roman dernekleri her açıdan henüz yolun başında bulunmaktadırlar. Mütevazi fakat kararlı bir şekilde çalışmaları halinde faydalı sonuçların ortaya çıkması imkan dahilindedir. Bunun için öncelikle sivil toplum kuruluşları olduklarının bilinci içerisinde hareket etmeleri gerekmektedir. Ayrıca Roman dernekleri açısından gerçekleştirilmesi imkansız düşlerin peşinde koşmamakta büyük yarar vardır. Son zamanlarda kimi derneklerin hedef büyüttükleri, yerel sivil toplum kuruluşları olmanın gerektirdiği çalışmaların ötesine geçmeye başladıkları anlaşılmaktadır. Bu doğru bir tutum değildir. Her alanda olduğu gibi bu alanda da başarılı olmanın ilk şartı kendini bilmek ve ne oldum delisi olmamaktır.

Roman dernekleri sosyal ve kültürel sorunların tespiti, bu sorunlara dönük somut çözüm projelerinin geliştirilmesi ve bu projeleri uygulayabilecek kurum ve kuruluşların harekete geçirilmesi noktasında çok önemli bir rol üstelenebilirler. Bu gerçekleştirilebilirse dernekler görevlerini yerine getiriyorlar demektir. Temel amaç ve hedefi Roman Çingenelerinin toplumsal gelişimi olan bir dernek yönetiminin tutarlılığı tam da bu noktada ortaya çıkacaktır. Mahallesinde, ilçesinde veya ilinde hiçbir somut çalışma yapmayan; büyük hayaller peşinde büyük bütçelerin hayalini kurarak zaman kaybeden dernekler kısa zamanda topluma nasıl büyük bir zarar verdiklerinin farkına varacaklardır.

***

Önümüzdeki günlerde Roman derneklerine yönelik ilgi daha da artacaktır. Toplumun çeşitli kesimlerinin derneklere çeşitli taleplerle yöneleceği açıktır. Bu noktada dernek yönetimlerinin işleri daha da zorlaşacaktır. Atacakları yanlış bir adımın ya da söyleyecekleri iyi düşünülmemiş bir sözün bedelini sadece onlar değil Romanlarla birlikte tüm Çingeneler ödeyecektir. Şu andan itibaren bir Roman derneği kurmak, kurduğunuz bir Roman derneğini yaşatabilmek eskiden olduğundan daha fazla sorumluluk gerektirmektedir. Bu sorumluluğu taşıyabileceğinden emin olmayan arkadaşların yol yakınken görevi bırakmaları hem kendileri hem de toplumumuz için faydalı olacaktır.

Roman derneklerinin saygıdeğer yöneticileri! Ben bir Çingene kardeşiniz olarak buradan sizlere seslenmek istiyorum. Milyonlarca Çingenenin kaderi iki dudağınızın arasında. Herhangi bir konuda adım atmadan önce kırk defa düşünmek zorundasınız. Herhangi bir konuda söz söylemeden önce kırk defa düşünmek zorundasınız. Sorumluluğunuz çok ağır. Bugün her şey çok kolaymış gibi gözükse de, her şey eğlenceli bir oyunu andırsa da kısa bir zaman içerisinde işlerin ciddiye bindiğini, yapılan küçük yanlışların nasıl büyük acılara yol açtığını kendi gözlerinizle göreceksiniz. Bu dönemde bilerek ya da bilmeyerek, şu veya bu nedenle insanlarımızı taşıyamayacakları yüklerin altına sokarsanız yaşanacak her türlü acının vebali sizin olacaktır. Hepinizi salim kafayla düşünmeye, bulunduğunuz alanlarda doğru kararlar almaya davet ediyorum.

Kaynak: Çingeneyiz.org