Nis 142011
 

Yasemin İnceoğlu

Eskiden manşetlerde gördüğümüz “Pis Çingene”, “Korkak Yahudi”, hatta geçmişte bir bakanın çekinmeden söylediği “Ermeni dölü” türünden sözcüklerin artık günümüzde gazetelerde satır aralarına, köşe yazılarına, internette ise Facebook ve okur yorumlarına kaydığına tanık oluyoruz.

Medya zaman zaman olumsuz, alaycı ifadeler, küfür, hakaret, aşağılama, abartı taktiklerine başvurarak “öteki”leştirdiği ve “hedef” haline getirdiği grupları kamu güvenliğini tehdit edici “potansiyel risk ve tehdit saçan öcüler” gibi sunarak toplumdaki “öteki” gruplara karşı nefret söylemi ve suçlarını kışkırtır. Aşağıda yer alan kampanya örnekleri nefret söylemi ve nefret suçunun varlığını çok net biçimde ortaya koyuyor:

“Lezbiyenlere tecavüz ederek onları topluma kazandırabiliriz.”

“Köpeklere giriş serbesttir. Bu kapıdan Yahudiler ve Ermeniler giremez.”

“Duy ulan soysuz, ne mutlu Türk’üm diyene…”

“Soykırım yapsak soyunuz kalmazdı köpekler…”

TCK 216 (halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik veya aşağılama) amacına uygun olarak; Erzurum’daki sağlık ocağında, hastalara, bir doktorun “Pis Kürtler! Hepinizi öldürmek gerekir”, İzmir’deki Türkçü Toplumcu Budun Derneği’nin yürüttüğü “Kürt nüfus azaltılsın, Kürtler kısırlaştırılsın” kampanyası ile Denizli Çivril’de köylülerin “Kürtler çoğalıyor, biz kovmazsak köyü ele geçirecekler” olaylarında kullanılmıştır. Ancak Baskın Oran-İbrahim Kaboğlu örneğinde olduğu gibi, bu maddeyi hâkimler çoğu kez tersinden yorumlamaktadır.

Türkiye’de nefret suçu kavramı; Hrant Dink cinayetiyle kamuoyunun gündemine oturdu. Geçmişte yaşanan 6-7 Eylül 1955 olayları, Sivas katliamı, Rahip Santoro cinayeti, Malatya katliamı, Seferihisar ve Kemalpaşa’daki linç girişimleri de nefret suçlarına çok çarpıcı örneklerden. Hrant Dink yoğun bir “nefret söylemi” bombardımanı sonucunda “nefret” suçu cinayetine kurban gitti. Bazı gazeteler Dink‘i hedef gösterdi/etiketledi/ötekileştirdi ve yalnızlaştırdı. Dink cinayeti öncesi medyada gördüğümüz başlıklardan birkaç örnek: “Hrant’ın hırlayışı”, “Türklüğe hakaretten yargılanan Ermeni gazeteci”, “Ermeni’ye Bak”, “Hrant kaşıyor”, “Hrant uslanmadı”, “Kovun bunları. Ya sev ya terk et.”

Homofobi de bir başka nefret suçu türü. “Travesti dehşeti”, “Ters ilişki teklif etti öldürdüm”, “Hak ettiler” türü manşetler, saldırıları meşrulaştırıyor veya özendiriyor. Medya, LGBTT haberlerini şiddet içeren 3. sayfa haberleriyle “cinsel içerikli, toplum ahlakına aykırı” olarak, LGBTT bireylerini ise “sapkın” veya “canavar” olarak sunuyor.

Kürt sorunu da terörizm ve PKK ile özdeşleştirilerek, Kürtler hakkında “cani, hain, kalleş, çapulcu, dağdan inenler” türünden “sloganlaşmış” ve “korkunçlaştırıcı” kalıp yargılar kullanmaktadır.

Medyanın, siyasi analizlerden yoksun, çarpıtılmış, eksik, dramatize edilmiş ve zaman zaman paranoyaya varan komplo teorileriyle donatılmış, geçmişte yaşanan acı, felaket, şiddeti kurcalayan haberleri gündemde tutarak çatışmadan ziyade barışa ve çözüme odaklı, insan hakları ve demokrasiden taraf, kutuplaşmaları körüklemeyen bir tavır sergilemesi ve en kısa zamanda ülkenin nefret suçu yasasına kavuşması yönünde iktidara baskı yapması gerekmektedir.

Önemli bir etkinlik:

Kurulduğu 2009 yılından beri nefret söylemi ve nefret suçları hakkında kamuoyundaki farkındalığı artırma yönünde çalışmalar yapan Sosyal Değişim Derneği, 2010’da “Ulusal Basında Nefret Suçları: 10 Yıl 10 Örnek” adlı proje kitapçığını yayımladı. Medya İzleme Merkezi kurma çalışmalarına da başlayan dernek, 15-18 Nisan 2011’de aktivist, akademisyen, yazar, gazeteci ve sivil toplum kuruluşlarını Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde yapılacak olan Uluslararası Nefret Suçları Konferansı’nda bir araya getiriyor.

www.sosyaldegisim.org