Oca 102012
 

Belirli ortak karakteristik özellikleri bulunan gruplara ve bireylere veya bunların mülklerine yönelik önyargılarla işlenmiş suçlara nefret suçu denir. Nefret suçları dünya çapında başta etnik, ulusal ve dini kimlik, cinsiyet, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli olmak üzere; bedensel veya zihinsel özellikler, toplumsal statü, siyasi veya felsefi görüş, eğitim durumu gibi özelliklere yönelik olarak da işlenmektedir. Bu suçlar taciz veya hakaretten, mülk ve eşyalara zarar vermeye, okul veya işyerinde zorbalıktan kundaklama ve cinayete kadar varabilmektedir.

Nefret suçları aslen ‘mesaj’ suçlarıdır. Suçun yöneldiği bireyin ötesinde, mensup olduğu gruba toplumda istenmediği mesajı verilir. Bu suçların sonucunda mesajın yöneldiği grup üyeleri kendilerini dışlanmış ve tehdit altında hisseder, korkuya kapılır, psikolojik travmaya, hatta intihara kadar varan sonuçlar yaşayabilir.

Yakın zamanda Trabzon’da Rahip Santoro cinayeti (2006), Hrant Dink cinayeti (2007), Malatya Zirve Yayınevi katliamı (2007), Manisa Selendi’de Roman yurttaşlara linç girişimlerinin (2010) yanı sıra çeşitli il ve ilçelerde Kürt yurttaşlara yönelik linç girişimleri, basında çok sık yer alan LGBT cinayetleri bariz nefret suçlarındandır.

Nefret suçları, mağdur birey ile grupların toplum ile entegrasyonunu ve toplumsal adalet duygusunu zayıflatır, hukukun üstünlüğüne ve kamu kurum ve kuruluşlarına duyulan güveni zedeler, çeşitli toplumsal gruplar arası nefret ve önyargıları besler, gereğince kovuşturulmadığında yeni suçlar işleyecek olan önyargılı kişi ve grupları cesaretlendirir, mağdur grupların marjinalleşerek toplumsal hayatın dışına sürüklenmesine neden olur.

Bu derece ağır ve kalıcı sonuçları olan nefret suçlarına karşı ABD’de, Avrupa’da ve Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) katılımcısı ülkelerin çoğunluğunda yapılan yasal düzenlemeler bu suçların önlenmesinde büyük önem taşımaktadır. Türkiye’de ise konuya özel herhangi bir yasal düzenleme maalesef yoktur.

Toplumun bütününü tehdit eden, toplumsal dokuya onarılması güç biçimde zarar veren nefret suçları hakkında en kısa sürede evrensel insan hakları ölçütlerine ve uluslararası örneklere uygun yasal düzenleme yapılmalıdır.

Yukarıdaki çağrıyı destekliyorum.