Haz 072012
 

Her yıl olduğu gibi Uluslararası Af Örgütü son bir yılda yaşanan insan hakları ihlallerini ve dünya çapındaki ülkelerdeki insan hakları durumunu mercek altına aldığı yıllık raporunu yayımladı.

Bir yıl içinde yaşanan ve tarihe yön veren olaylar, -hareketin 50. yılını kutladığı- 2011’de 155 ülke ve bölgede insan hakları durumu, Uluslararası Af Örgütü Yıllık Raporu 2012’de gözler önüne seriliyor.

Uluslararası Af Örgütü Raporu 2012, en az 91 ülkede ifade özgürlüğüne getirilen kısıtlamaları belgelerken, en az 101 ülkede yaşanan işkence ve kötü muamele vakalarını da -çoğu vaka gösterilere katılım sebebiyle gerçekleşti- gözler önüne serdi.

Rapor ayrıca ulusal ve uluslararası düzeyde liderlerin insan haklarını nasıl koruyamadıklarına dikkat çekiyor. Uluslararası toplulukların insan hakları krizine bazen korku, bazen kaçamak cevaplar, bazen ise fırsatçılık ve ikiyüzlülükle cevap verdiği vurgulanıyor. Bu durum özellikle hükümetten gelen baskılara değişik tepkilerin verildiği Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da belirgindi. 2011 gerçekten de çalkantılı bir yıl oldu. Milyonlarca insan özgürlük, adalet ve onurunu talep etmek için sokaklara döküldü – bazıları da hafızalardan silinmeyecek zaferler kazandı.

Uluslararası Af Örgütü 50 yılı arkasında bırakırken, yayımladığı bu rapor sadece insan hakları ihlallerinin gölgesinde yaşayan bireylerin içinde bulunduğu duruma tanıklık etmiyor, aynı zamanda insan hakları ve insanlık onurunu güvence altına almak isteyen ve genellikle tehlike altında bulunan bireyleri de gün ışığına çıkarıyor.

Türkiye’de ise söz verilen anayasal ve diğer yasal düzenlemeler gerçekleşmedi. Aksine, ifade özgürlüğü hakkı tehdit edildi ve göstericiler artan polis şiddetiyle karşılaştı. Kusurlu terörle mücadele yasaları kapsamında yapılan binlerce kovuşturma adil yargılama standartlarını yakalayamadı. Bombalı saldırılar sivillerin yaşamına mal oldu. Adalet sisteminde vicdani ret hakkının tanınması ya da çocuk haklarının korunması konularında hiçbir ilerleme kaydedilmedi. Mülteci ve sığınmacıların, lezbiyen, gey, biseksüel ve trans bireylerin hakları yasada güvencesiz olmaya devam etti. Kadına yönelik şiddeti önleme mekanizmaları yetersiz kaldı.

Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi Direktörü Murat Çekiç, “2012’de yeni bir anayasanın yapılacak olması, özellikle ayrımcılığın (cinsel yönelim ve cinsiyet ayrımcılığı da dahil) önlenmesi ve ekonomik, sosyal ve kültürel hakların, insan haklarının korunmasını güvence altına almak için iyi bir şans” açıklamasında bulundu.

Tunus ve Mısır’da yılın başında gerçekleşen ayaklanmalar önce bütün bölgeye ardından da Moskova’dan Londra’ya, Dakar’dan New York’a dünya çapına yayıldı. Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da bastırılmış sorunları ve istekleri olan ayaklanan kuşak sokağa döküldü. Yenilmesi imkansız olarak görülen on yıllardır hüküm süren liderler devrildi ya da hükümdarlıkları tehlikeye girdi. Bu olaylardan ilham alan Afrika’da yaşayan insanlar da siyasi özgürlükler ve umutsuz gözüken sosyal ve ekonomik koşullar için protestolar düzenledi.

Uluslararası Af Örgütü yayımladığı 50. küresel insan hakları raporunda, son 12 ayda protestocuların gösterdiği cesaretin, BM Güvenlik Konseyi’nin daha yorgun, duruma ayak uyduramaz ve giderek amacına uygun olmadığını gösteren liderlerin başarısızlığıyla eşdeğerde olduğunu dile getirdi.

 

Temmuz ayında BM’nin Silah Ticareti Anlaşması için toplanması, insan haklarını kendi çıkarları ve kârın önüne koyma konusunda siyasetçiler için zorlu bir sınav olacak. Güçlü bir anlaşma olmaksızın BM Güvenlik Konseyi’nin küresel barışı ve güvenliği koruyuculuğu, asil üyelerinin dünyanın en büyük silah tedarikçisi olmasına rağmen her türlü çözümü mutlak bir şekilde veto etme hakkı ile, başarısızlığa mahkum gibi görünüyor.

Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreteri Salil Shetty, “Liderlerin başarısızlığı, siyasetçilerin protestolara zalimane bir şekilde tepki vermeleri ya da kayıtsız kalmalarıyla geçen yıl küresel bir boyut kazandı. Hükümetler meşru liderlik göstermeli ve güçlüyü dizginleyerek, güçsüzü de koruyarak adaletsizliği reddetmeli. Şimdi insanları kurumların, hakları da karların önüne koyma zamanıdır. Her ne kadar zalim olsa da, liderleri devirmek uzun dönemli değişimler için yeterli değildir. Hükümetler ifade özgürlüğünü hem ülkelerinde hem de ülke dışında da korumak için uluslararası sorumlulukları ciddiyetle yüklenmeli ve yasa önünde adalet, özgürlük ve eşitliği güvence altına alacak yapı ve sistemlere yatırım yapmalı. Protestocular değişimin olanaklı olduğunu gösterdi. Onlar hükümetleri adalet, eşitlik ve insan onurunu savunmaları konusunda düelloya davet etti. Onlar aynı zamanda bu beklentileri karşılamayan liderlerin artık kabul görmeyeceğini de gösterdi. 2012 talihsiz bir şekilde başladı ama hareket geçilen bir yıla dönüşmeli” dedi.