Kas 012013
 

siginmacilar-multeciler-sosyal-degisim-dernegiİstanbul’da yaşayan Suriyeli sığınmacılar konusunda, 30 Ekim Çarşamba günü Sosyal Değişim Derneği ofisinde gerçekleştirdiğimiz bilgilendirme toplantısı başarıyla gerçekleşti.

Kırka yakın gönüllünün katıldığı toplantıda, çok sayıda sivil toplum örgütünün temsilcisi de yer aldı. Uluslararası Af Örgütü İstanbul Aktivist Grubu, Göçmen Dayanışma Ağı, Pozitif Ayrımcılık Derneği, Helsinki Yurttaşlar Derneği, Yuva Derneği, Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği, Toplum ve Hukuk Araştırmaları Vakfı, Hayata Destek Derneği, Gola Derneği, Akad, Dünya Dayanışma Hareketi ve Ray Performans Kolektifi gibi örgütlerden temsilciler, uzmanlık alanları temelinde tecrübelerini paylaşırken, çözüme ilişkin önerilerini sundular.

İnsan Hakları Derneği’nden Meral Çıldır ve Göç Derneği’nden Aslıhan Zengin, İstanbul’da yaşayan Suriyeli sığınmacıların durumunu genel olarak ortaya koydukları bir sunum yaptılar.

Zengin, aynı gün kamuoyunun dikkatine sunulan “Yok Sayılanlar; Kamp Dışında Yaşayan Suriye’den Gelen Sığınmacılar: İstanbul Örneği” adlı saha çalışmasından çıkan çarpıcı bulguları paylaştı. Rapordan çıkan bazı bulgular şöyle:

  • Grubun %75’i kadın ve çocuklardan oluşmaktadır,
  • Bütün sığınmacılar farklı gerekçelere dayandırarak kamplarda yaşamak istemediklerini belirtmişlerdir. Bu gerekçeler arasında kampların koşulları, güvensiz ortam, etnik ve dini inanca dayalı nedenler, iş bulmak ve çalışmak zorunda olmak sıralanmıştır,
  • Bütün ailelerin barınma koşulları gerek sağlık gerekse de fiziksel açıdan son derece kötüdür. Çoğunlukla tek odada çok sayıda kişi yaşamaktadırlar. Barındıkları konutlar nemli, yeterli havalandırma, aydınlatma ve ısıtma olanakları bulunmayan yerlerdir. Kötü koşullarına rağmen barındıkları yerlere yüksek kiralar ödemek zorunda kalmaktadırlar. Barınma koşulları salgın hastalıkların yayılmasına davetiye çıkarmaktadır,
  • Gündelik yaşamın bütün zorluğu kadınların sorumluluğundadır,
  • Hamile kadınların sağlık hizmetlerine erişimi yok denecek kadar azdır ve doğum zamanı gelmiş olan kadınlar mecburen evlerde doğum yapmak zorunda kalmaktadırlar,
  • Sığınmacılar ve özellikle çocuklar barınma koşulları, yeterli beslenememeleri ve önleyici sağlık hizmetlerinden yararlanamamaları nedeniyle sık hastalanmaktadırlar,
  • Gündelik işlerde kayıt dışı olarak çalışmak zorunda kalan sığınmacılara çok düşük ücretler ödenmektedir. Bazı durumlarda ücretlerini alamamakta ve bu durumda nereye başvurabileceklerini bilmemektedirler. Kayıt dışı çalıştırılan sığınmacılar ağır bir emek sömürüsü altındadır,
  • Kamplarda yaşayan “misafir” Suriyelilere sağlanan sağlık, yiyecek, eğitim, barınma olanaklarından, kamp dışında yaşayan sığınmacılar yararlanamamaktadır. Bu durum aynı gerekçelerle Türkiye’ye gelmiş olan Suriyeliler arasında ayrımcılık oluşturmaktadır.

Aynı raporda hızla büyüyen insani krize karşı dile getirilen bazı öneriler de şu şekildedir:

  • Kamplar dışında yaşayan sığınmacıların bulunduğu tüm illerde valilikler bünyesinde kayıt masaları oluşturulmalıdır,
  • Mahalle muhtarlıkları ilk başvuruların yapılması için kontak nokta olarak kullanılmalıdır,
  • Valilikler başta olmak üzere muhtarlıklar, belediyeler; kadın, çocuk, engellilik, sosyal hizmetler ve insani yardım alanında çalışan sivil toplum örgütlerinin katılımı ile koordinasyon masası oluşturmalı ve sorunların çözümü konusunda işbirliği yapmalıdır,
  • Çalışma Bakanlığı, halen kayıt dışı çalışmakta olan sığınmacılara çalışma izni vermeli, sığınmacıların çalışma izni alınması hakkında bilgilendirici ve yönlendirici çalışma yapmalıdır,
  • Kamu kurumlarına ve belediyelere ait misafirhaneler Suriyeli sığınmacıların barındırılması için kullanılmalıdır,
  • Valilikler tarafından sosyal yardımlaşma fonundan yapılan yardımlar öncelik kadınlara, engellilere ve süreğen hastalığa sahip kişilere verilerek sığınmacılara açılmalıdır,
  • Medya organları sığınmacıları aşağılayan, ötekileştiren ve bazı durumlarda hedef haline getiren haber dilini değiştirmelidir.

Toplantıda dile getirilen kısa, orta ve uzun vadede gerçekleşebilecek bazı öneriler şu şekildeydi:

  • Sığınmacıların barınma, beslenme, eğitim ve sağlık gibi temel ihtiyaçları konusunda yerel yönetimler üzerinde baskı kurmak,
  • Sığınmacıların temel hakları konusunda bilgiye ulaşmaları amacıyla farklı dillerde kılavuzlar oluşturmak,
  • Sığınmacıların barınma, sağlık, eğitim ve istihdam gibi temel hakları konusunda kamuoyunu harekete geçirecek ve yetkililer üzerinde baskı oluşturacak bir imza kampanyasını örgütlemek ve karar vericilerle lobi faaliyetleri yapmak,
  • Toplumda sığınmacılara yönelik nefret söyleminin kendini sık sık medyada gösterdiği ve bu nedenle medya üzerinde etki yaratacak faaliyetlere önem verilmesi gerektiği dile getirildi. Bu konuda, nefret söylemi görünür kılmak amacıyla izleme ve raporlama yapmak, medya yöneticileri ve gazetecilerle görüşmeler yapmak ve sığınmacılara ilişkin haberlerin medyada yansıtılırken nelere dikkat edilmesi gerektiği konusunda bir kılavuz hazırlamak,
  • Daha insani ve sığınmacıların çok dinli ve çok etnikli yapısını dikkate alacak yeni düzenlemeler yapma konusunda hükümeti somut adımlar atmaya zorlamak,
  • Sığınmacı çocuk ve gençlerin tecrit ve izolasyondan kaynaklanan travmatik sorunlarını azaltacak sosyo-kültürel faaliyetlerde bulunmak.