Nefret Suçları Yasa Taslağı

 

Bu taslak, Nefret Suçları Yasa Kampanyası Platformu adına oluşturulan “Hukukçular Çalışma Grubu” tarafından hazırlanmıştır.

***

NEFRET SUÇLARININ ÖNLENMESİ AMACIYLA TÜRK CEZA KANUNUN BAZI MADDELERİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASLAĞI  

KANUNUN GENEL GEREKÇESİ 

Nefret suçlarında mağdur ya da mağdurlar sahip oldukları temel ve değiştirilemez nitelikteki ırk, etnik kimlik, milliyet, din dil, renk, cinsiyet, cinsel yönelim, cinsiyet kimliği, yaş, fiziksel ya da zihinsel engellilik gibi belirli bazı özellikleri nedeniyle işlenen suçun hedefi olmaktadırlar. Nefret suçu sadece mağduru değil onun kendisini birlikte tanımladığı grubu da derin bir biçimde etkileyen sonuçlar doğurur, mağdurun ve ait olduğu grubun topluma kabul edilmedikleri mesajını yollayarak katılım hakkını engeller. Nefret suçlarının bireysel mağdurunun yanı sıra çok daha geniş bir hedef kitlesinin olması bu suçların toplum üzerindeki etkisini derinleştirir. Bu suçlar toplum üyeleri arasında olması gereken eşitlik idealini zedeler.  Anayasanın 10. Maddesi herkesin dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetmeksizin kanun önünde eşit olduğunu belirtmektedir. Benzer şekilde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 3. Maddesi de adalet ve kanun önünde eşitlik ilkesini koruma altına almaktadır.

Nefret suçları mağdura ya da mağdurun ait olduğu gruba ilişkin önyargıdan kaynaklanan şiddet içerikli eylemlerdir. Demokratik bir toplumda olması gereken farklı olan saygı, diyalog ve hoşgörü kültürüne zarar veren bu tür eylemlerin cezasız kalması toplumsal gerginliklerin artmasına ve toplumsal güvenliğin bozulmasına da yol açmaktadır. Nefret suçlarına karşın etkin bir mücadele bu suçların sosyal olarak kabul edilmediğinin göstergesi olarak ceza kanunlarında yaptırıma bağlanması etkin ve etkili bir soruşturma ve kovuşturmanı yapılması ile mümkün olabilecektir.

Nefret suçları oldukça yeni bir kavram olmasına rağmen bu kavramın dile getirdiği eylemlerin kendisi oldukça eskidir.

Özellikle 19.yy ve sonrasında gelişen ırkçılığın tüm dünya üzerinde vahim sonuçlar ortaya koymasının ardından, bilhassa ırkçılık kökenli, ama onunla sınırlı olmayarak, mağdur kişi ya da gruplara karşı, o kişi ya da grubun belirli karakteristik bir özelliği nedeniyle hedef seçilerek suç işlenmesi sıklıkla görülmektedir. Dünyada ve Türkiye’de tekrarlanan, kişini renginin, ulusal, ırksal, etnik ya da cinsel kimliğinin veya dininin farklı oluşu dolayısıyla yaşanan onlarca örnek olay hatırlandığında görülmektedir ki, mağdur kişi ya da gruplara karşı, o kişi ya da grubun karakteristik bir özelliği nedeniyle duyulan öfke ve kin duygusuyla suç işlenmesi durumuyla karşı karşıya kalınmaktadır. Bu sübjektif saikle işlenen tüm suçlar, aynı suçun basit şartlar altında işlenmesi durumundan farklıdır. Bir kişinin belli özellikleri nedeniyle failde oluşan suç kastı, sıradan suç kastından daha yoğun bir kusurluluğa işaret etmektedir.

Nefret suçlarında mağdurla aynı özelliklere sahip toplumsal grup da korkutulur ve gözdağı verilir. Hedeflenen grubun diğer üyeleri sadece gelecekteki yeni saldırılar riskini değil sanki saldırının mağduru kendileriymiş gibi hissederler. Eğer hedef alınan grup tarihsel olarak ayrımcılığın mağduruysa bu etkiler katlanır.

Suçun manevi unsurundaki bu yoğunluk ve çarpan etkisi ceza politikası gereği ayrıca ele alınmalıdır. Bu nedenle hukuk sistemimizde nefret saikinin ve nefret suçunun ayrıca tanımlanarak daha ağır yaptırımla karşılanması gerekmiştir.

Günümüzde, Türkiye’nin bir parçası olmak için aday olduğu Avrupa Birliği üyesi ülkelerin büyük bir çoğunluğu nefret saikiyle işlenen suçları ya Ceza kanunlarına genel bir ağırlaştırıcı hükümle ya da ayrı bir Nefret Suçları Yasası çıkarmak suretiyle farklı hükümlere tabi kılmaktadırlar.

Sadece Avrupa Birliği değil, aynı zamanda Avrupa Konseyi üyesi ülke ve kurumları da nefret suçları için ayrı yasa ve politikalar belirlemektedirler. Nefret suçlarının, bunlara sevk eden saik nedeniyle farklı bir muameleye tabi tutulması gerektiği Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin değişik kararlarında da dile getirilmiştir.

Gerçekten de AİHM’nin Seçiç/ Hırvatistan davasında da belirttiği gibi, devlet makamlarının, etnik nefret ve önyargının meydana gelen olaylarda rol oynayıp oynamadığının tespiti ve ırkçı güdülerin maskesinin düşürülmesi amacı ile her türlü adımı atmak şeklinde ek bir görevi vardır. Bunu yapmamak ve ırk güdümlü şiddet ve zorbalık olaylarını ırksal motivasyonu olmayan olaylarla eş düzeyde muameleye tabi tutmak türünden bir ihmal temel hak ve özgürlüklere özel bir tahribat yaratan bu tarz olaylara gözlerini kapamak ile eşdeğerli sayılmalıdır.

Aynı şekilde AİHM Agelava ve İliev/Bulgaristan davasında da, ırkçı saiklerle işlenen cinayetlerin ya da yaralama suçlarının ayrı bir ırkçı saikli suç kapsamına alınması ve bu tür suçlara ilişkin arttırılmış cezalar içeren maddeler eklenmesi gerektiğini belirtmiştir.

Avrupa Konseyi’nin ırkçılık ve hoşgörüsüzlükle mücadele alanında oluşturduğu Irkçılık ve Hoşgörüsüzlüğe Karşı Avrupa Komisyonu, yayınladığı 7 No’lu Tavsiye kararıyla, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 47 Avrupa Konseyi üyesi ülkeyi “ulusal mevzuatlarında ırkçılık ve ırk ayrımcılığına karşı mücadele amacıyla, ırkçı saiklerle işlenen suçları ağırlaştırıcı bir faktör olarak ceza yasalarına eklemesi yönünde teşvik etmektedir.

Her ne kadar yukarıda daha çok ırkçılığa göndermede bulunulmuşsa da, bu yasada nefret saiklerinin tek tek sayılması ve bu saiklerle işlenen suçların, söz konusu suçların olağan biçimlerine göre daha ağır cezalara çarptırılması yoluna gidilmektedir. AİHM’nin eşcinselleri hedef alan söylemleri değerlendirdiği Vejdeland/İsveç davası kararında kullandığı akıl yürütmeden de görüleceği üzere, “ırkçılık” kavramı aslında diğer tüm ayrımcı ve ötekileştirici saikleri kapsayan şemsiye bir kavram olarak kullanılmaktadır. Vejdeland davasında AİHM şunları ifade etmiştir: “Mahkeme, kine tahrik etmek için mutlaka şiddet kullanmaya veya diğer türden suçları işlemeye yönelik bir çağrıda bulunmanın gerekmediği yönündeki görüşünü tekrar eder. Kişilere yönelik olarak, onları aşağılamak veya alay etmek suretiyle bir saldırı gerçekleştirildiğinde veya toplumun içindeki belli bir grubun karalanması söz konusu olduğunda, ifade hürriyetinin bu sorumsuz kullanımları, yetkilileri ırkçı söylemle mücadele için harekete geçirmek için kâfi olmalıdır. Bu bakımdan, mahkeme altını çizerek belirtir ki cinsel yönelim temelinde gerçekleştirilen ayrımcılık ‘ırk, köken ve renk’ temelinde gerçekleştirilen ayrımcılıklar kadar ciddidir.” 

TANIMLAR 

Madde 1- Türk Ceza Kanunu’nun 6. Maddesine “k” bendi eklenmiştir:

k)- Nefret saiki deyiminden; herhangi bir kişi veya grubun ya da o kişi veya grupla bağlantılı bir kişi veya grubun, kişi veya grubun ait olduğu ırk, milliyet, etnik köken, renk, dini inanç veya inançsızlık, siyasi görüş, dil, cinsiyet, cinsel yönelim, cinsiyet kimliği, fiziksel veya zihinsel engellilik, sağlık durumu veya yaş nedenleriyle bu kanunda belirtilen suçlardan birine hedef olması anlaşılır. 

Gerekçe:  Ceza hukukunda genel eğilim suçun hangi saikle işlendiğine bakılmaması yönündedir. 5237 sayılı yasa 765 sayılı yasada olduğu gibi genel temayüle bir istisna getirmiş ve “töre saikiyle” işlenen suçlar Ceza Yasasının 82-1-k maddesinde olağan suç tanımının dışında ayrıca suçun nitelikli hali olarak cezalandırılmaktadır.

Nefret suçunu diğer suçlardan ayıran en temel özellik önyargılı bir motivasyonla birlikte suçun işlenmiş olmasıdır. Suçun faili, mağduru temsil ettiği ya da temsil ettiği sanılan temel ve vazgeçilmez özelliğinden dolayı kasıtlı olarak hedef seçmiştir. Suçun maddi konusu, bir ya da birden fazla kişi veya belli özellikleri paylaşan bir grupla özdeşlemiş mülkiyet olabilir. Kişi ya da grup, maddede sayılan kimi özellikleri nedeniyle hedef seçilmektedir. Bizatihi maddede anılan özelliklere sahip olmasa da, bu özelliklere sahip kişi ya da grupla bir biçimde bağlantılı kişi ya da gruplar da hedef alınabilir. Bu kişi ya da grupların savunuculuk faaliyetini üstlenen avukatı, o kişi ya da gruplara sağlık hizmeti veren doktor ya da başka bir biçimde bağlantı kimseler, maddede belirtilen kimliklere sahip olmasalar da suçun mağduru olabilirler.

Irk, milliyet, etnik köken, renk, din, dil, cinsiyet ve yaş kavramları, gerek Nürnberg yargılamaları ve sonrasında gelişen Eski Yugoslavya ve Ruanda Uluslararası Ceza Mahkemeleri’nin kararları, gerek Avrupa Konseyi, Avrupa Birliği ve AGİT organları kararlarıyla açıklanmıştır. Cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği kavramları ilk defa hukukumuza bu kanun ile dâhil olmaktadır. Cinsel yönelim kavramı, cinsiyet kimliği kavramıyla bazen eş anlamlı gibi kullanılsa da iki kavram birbirinden farklı öğeler içerir. Cinsiyet kimliği, kişinin cinselliğini algılaması ve bu algının toplum tarafından sunulan modellerle olan karmaşık ilişkisi, cinsel yönelim ise yalnızca kişinin cinsel istekleri, bağlılıkları ve düşleri anlamında kullanılabilir. Cinsiyet kimliği, bireyin cinsel ve ilgili diğer davranışsal eğilimleri, vücut görüntüsü ve bunların toplumsal yansımalarının birlikte algılanması ile ilgili ve eşey kimliğinden daha geniş kapsamlı olan bir kavramdır. Eşey kimliği kavramı yalnızca bireyin kendini dişi ya da erkek olarak algılaması ile kısıtlıdır ve bu yönüyle cinsel yönelimden ayrılır. Bu durumda, homoseksüel ya da bi-seksüellik cinsel yönelime, travesti ya da transseksüellik ise cinsiyet kimliği kavramına işaret eder. Bireye, sağlık durumundaki değişiklikler ya da sahip olduğu çeşitli hastalıkları nedeniyle de nefret oluşturulabilir. Engelli, fiziksel veya zihinsel bir rahatsızlık nedeniyle bazı hareketleri, duyuları veya işlevleri kısıtlanan bireye denir. Engeller doğuştan gelebilir veya sonradan geçirilen hastalıklar veya kazalar sonucu ortaya çıkabilir. Engelliler; vücudun duyusal, işlevsel, zihinsel ve ruhsal farklılıkları öne sürülerek; toplumsal veya yönetsel tutum ve tercihler sonucu, yaşamın birçok alanında kısıtlama ve engellerle karşılaşabilirler. Yukarıda işaret edilen tüm bu özelliklerden ötürü oluşabilen nefretin suça sebebiyet vermesi durumunda, Ceza hukuku araçlarıyla toplumun korunması amaçlanmaktadır.

NEFRET SAİKİYLE KASTEN ÖLDÜRME

Madde 2 – Türk Ceza Kanunu’nun 82. Maddesi 1.fıkrasına[1] “k” bendi eklenmiştir:

“k) Nefret saikiyle” 

Gerekçe: Bir kişinin nefret saikiyle öldürülmesi, içerdiği saik nedeniyle bu suçun nitelikli halini oluşturmaktadır. Öldürme fiili kişi ya da kişilerin yaşama haklarını ellerinden alan en ağır suçlardan birisi niteliğindedir. Bununla birlikte işin içine nefret saiki girdiğinde hem sanığın niyeti ve hem de mağdura yönelen saldırı bu suçun basit halinden ayrılan, sui generis bir yapı arz etmektedir. Nefret suçlarının bu özelliğinden dolayı daha ağır şekilde cezalandırılması 

NEFRET SAİKİYLE KASTEN YARALAMA

Madde 3– Türk Ceza Kanunu’nun 86. Maddesinin[2] 3. fıkrasına “f” bendi eklenmiştir:

“f) Nefret saikiyle,” 

Gerekçe: Nefret saikiyle hedef alınan bir kişinin yaralanması, suçun olağan biçimiyle mukayese edilemeyecek derecede, gerek kamu düzenine ve gerekse suçun mağduruna zarar vermektedir. Burada fail, mağduru, örneğin eşcinsel olduğu için veya Yahudi olduğu için bıçaklamaktadır. Fail için mağdur, nefret edilen grubun bir temsilcisidir. Aslında onun hedef aldığı mağdurun ait olduğu grubun tamamıdır. Failin saiki ve bunun sosyal dünyada yarattığı etki göz önünde bulundurulduğunda, sıradan bir yaralama eyleminden farklı cezalandırılması gerektiği açıktır; bu durum ceza artırımını zorunlu kılmaktadır. 

NEFRET SAİKİYLE İŞKENCE YAPILMASI

Madde 4– Türk Ceza Kanunu’nun 94. Maddesinin[3] 2. fıkrasına “c” bendi eklenmiştir:

“ c) veya nefret saikiyle”  

Gerekçe: Uluslararası hukukta işkence, hiç bir hal ve şart altında kabul edilemeyen ve yükümlülük azaltılması yoluna gidilemeyen bir suç ve insan hakları ihlali olarak kabul edilmektedir. İşkence, çok değişik amaçlarla yapılabilmektedir. Sanıktan bilgi almak ve cezalandırmak bu amaçlardan sadece bir kaç tanesini ortaya koymaktadır. Nefret saikiyle kişi veya kişilere işkence yapılması ise, işkencenin doğasında var olan, insanlık onuruna yönelik saldırıyı çok ciddi bir şekilde şiddetlendirmekte ve özel bir kast ortaya koymaktadır. Örneğin bir kişiye sırf travesti olduğu için işkence yapılması veya sırf farklı bir din veya mezhebe mensubiyeti nedeniyle mağdurun hedef alınmış olması, işkence suçunun ağırlaşmış bir tezahürünü ortaya koymaktadır. 

NEFRET SAİKİYLE EZİYET YAPILMASI

Madde 5– Türk Ceza Kanunu’nun 96. Maddesinin[4] 2. fıkrasına “c” bendi eklenmiştir:

“c) veya nefret saikiyle ” 

Gerekçe: 4. Maddede belirtilen gerekçeler bu madde için de geçerlidir.

NEFRET SAİKİYLE CİNSEL SALDIRI GERÇEKLEŞTİRİLMESİ

Madde 6– Türk Ceza Kanunu’nun 102. Maddesinin[5] 3.fıkrasına “d” bendi eklenmiş, mevcut “d” bendinin başlığı “e” bendi olarak değiştirilmiştir:

“d) nefret saikiyle” 

Gerekçe: Burada failin saiki nedeniyle suça verilen ceza arttırılmaktadır. Failin mağduru 2. maddede belirtilen gruplardan birisi içinden özel olarak seçmesi ve cinsel saldırıyı mağdurun bu karakteristik özelliğini dikkate alarak gerçekleştirmesi söz konusudur. Örneğin, fail travestilere yönelik nefret ve öfkesi nedeniyle, cinsel saldırıda bulunmak için bir travestiyi özel olarak arayıp bulmuştur. Bu durumda fail sadece mağduru değil, onun da üyesi bulunduğu cinsel azınlığı özel bir kasıtla hedef almıştır. 

NEFRET SAİKİYLE ÇOCUKLARIN İSTİSMAR EDİLMESİ

Madde 7– Türk Ceza Kanunu’nun 103. Maddesinin[6] 3.fıkrası şu şekilde değiştirilmiştir: “(3) Cinsel istismarın üstsoy, ikinci veya üçüncü derecede kan hısımı, üvey baba, evlat edinen, vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, sağlık hizmeti veren veya koruma ve gözetim yükümlülüğü bulunan diğer kişiler tarafından ya da hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle veya nefret saikiyle gerçekleştirilmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.” 

Gerekçe: Burada fail istismar ettiği çocuğu nefret saikiyle bilhassa hedef almaktadır. Mağdur sadece failin cinsel dürtülerinin tatmini için değil, bunun yanı sıra ait olduğu gruba yönelik düşmanlık ve nefret hisleriyle özellikle seçilmiştir. Örneğin, fail Ermenilere duyduğu kin ve nefret sebebiyle, istismar etmek için Ermeni bir çocuğu kasten seçmiştir.

NEFRET SAİKİYLE CİNSEL TACİZ GERÇEKLEŞTİRİLMESİ

Madde 8– Türk Ceza Kanunu’nun 105. Maddesine[7] 3. fıkra eklenmiştir:

“Yukarıdaki fiillerin nefret saikiyle mağdurun özel olarak hedef alınarak işlenmesi halinde 1 ve 2. fıkralarda belirtilen cezalar yarı oranında arttırılarak uygulanır.” 

Gerekçe: Bu fıkrayla failin saiki cezanın ağırlaştırılmasına sebep olmaktadır. Fail örneğin sahibi olduğu iş yerinde çalışan çok sayıda kadından birisini ırkı nedeniyle hedef almaktadır. Fail mağdurun Yahudi asıllı olduğunu öğrendikten sonra, onu özel olarak hedef almakta ve taciz etmektedir.

NEFRET SAİKİYLE TEHDİT

Madde 9– Türk Ceza Kanunu’nun 106. Maddesinin[8] 2. fıkrasına “e” bendi eklenmiştir:

“e) nefret saikiyle” 

Gerekçe: Türkiye’de nefret saikiyle tehdit olaylarına sıkça rastlanmaktadır. Özellikle dini azınlıkların sıklıkla bu tür tehditlerin hedefi olduğu bilinmektedir. Azınlık grubunun nefret söylemleriyle hedef haline getirilmesi, ardından bu hedef haline getirilen grubun fiziksel ve başka türden saldırılara maruz kalması ülkemizde sıklıkla meydana gelen olaylardır. Azınlıklar söz konusu olduğunda tehdit, saldırıdan önceki son işaret olarak işlev görmektedir. Bu tür nefret saikiyle tehdide, alelade bir tehdide verilen cezadan daha fazlası verilmek durumundadır. Bu vesileyle, başta ırkçılık olmak üzere, her türlü ayrımcılıkla daha etkin bir şekilde mücadele etme imkânı doğacaktır. Öte yandan tehdidin bu “nitelikli” halinin daha ağır bir cezaya çarptırılması, bu tür bir tehdidin içerdiği “tehlikeliliği”, suç ve ceza dengesi bakımından daha isabetle karşılama imkânına sahiptir.

NEFRET SAİKİYLE KİŞİNİN HÜRRİYETİNDEN YOKSUN BIRAKILMASI

Madde 10– Türk Ceza Kanunu’nun 109. maddesinin[9] 3. fıkrasına “g” bendi eklenmiştir: “g) nefret saikiyle ,” 

Gerekçe: Kişinin hürriyetinden mahrum bırakılması pek çok saikle işlenebilir. Olağan koşullarda bu suçun hangi saikle işlendiğinin bir önemi olmayabilir. Hal böyle olmakla beraber, bu suçun nefret saikiyle işlenmesi durumunda hem suça yönelen iradedeki yoğunlaşma ve hem de suçun mağdur üzerinde yaratacağı fazladan travma, suça verilen cezanın arttırılmasını zorunlu kılmaktadır.

NEFRET SAİKİYLE, İNANÇ, DÜŞÜNCE VE KANAAT HÜRRİYETİNİN KULLANILMASINI ENGELLEME

Madde 11– Türk Ceza Kanunu’nun 115. Maddesine[10] 3. fıkra eklenmiştir:

“ 3) Dini ibadet ve ayinleri engellenen grup nefret saikiyle seçilmişse,  1. fıkrada belirtilen ceza miktarı yarı oranında arttırılarak uygulanır.”

Gerekçe: Failin belli bir dini grubu nefret saikiyle engellemesi, alelade ibadeti engelleme suçunu aşan, onun ötesine geçen bir anlam ve önem taşımaktadır. Örneğin Türkiye’de bulunan bir Amerikan askerinin Müslümanlara duyduğu kin nedeniyle cami basarak ibadeti engellemesi veya Antisemitist bir kişinin Yahudilere duyduğu kin ve öfke nedeniyle Sinagoga girerek ibadeti engellemesi olayları, içindeki saik göz ardı edilerek cezalandırılamaz. Suçta bulunması gereken kusurluluk, nefret suçunda çok daha yoğunlaşmış bir şekilde kendini ortaya koymaktadır. Bu bakımdan nefret saikiyle işlenen ibadeti engelleme suçu, herhangi başka bir saikle belli bir dini cemaat ya da grubun seçilmesi suretiyle işlenen suçtan tamamıyla farklı bir durum ortaya koymaktadır. Bu nedenle de nefret saikiyle işlenen ibadeti engelleme suçuna uygulanacak cezanın arttırılması bir zaruret olarak ortaya çıkmaktadır.

NEFRET SAİKİYLE KONUT DOKUNULMAZLIĞININ İHLALİ

Madde 12– Türk Ceza Kanunu’nun 116. Maddesinin[11] 4. fıkrası değiştirilmiştir:

“4) Fiilin, cebir veya tehdit kullanılmak suretiyle veya nefret saikiyle hedef alınan bir kişiye karşı ya da gece vakti işlenmesi hâlinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.” 

Gerekçe: Konut dokunulmazlığının ihlali suçunun nefret saikiyle hedef alınan bir kişiye karşı işlenmesi bu suçun vasıflı halini oluşturmaktadır. Bu durumda suçun mağdur bakımından yarattığı tehdit ve tehlike, sıradan konut dokunulmazlığı ihlaline göre çok daha yoğun ve kuvvetlidir. Örneğin, failler bir Roman mahallesini hedef alarak buradaki evlerin konut dokunulmazlığını ihlal ettiklerinde, buradaki ırkçı motif suçun içerdiği tehdidi ve toplumsal barış bakımından arz ettiği tehlikeyi orantısız bir şekilde arttırmaktadır. Bu bakımdan ceza arttırılmasına gidilmesi suç ceza dengesi adaleti bakımından bir zorunluluktur.

NEFRET SAİKİYLE HAKSIZ ARAMA

Madde 13– Türk Ceza Kanunu’nun 120. Maddesine[12] şu cümle eklenmiştir: “Hukuka aykırı olarak üzeri aranan kişi nefret saikiyle hedef alınmışsa suça verilen ceza yarı oranında arttırılır.”

Gerekçe: Hukuka aykırı olarak kişinin üzerinin aranması özel hayatın gizliliğine bir müdahale teşkil etmektedir. Aynı şekilde açıkça hukuka aykırı şekilde üzeri aranan kişi bakımından bu davranış onur kırıcı bir tutum olarak da değerlendirilebilir. Bu bağlamda, üzeri aranan kişilerin nefret saikiyle seçilmesi halinde suç vasfı değişmekte ve suçun yarattığı zarar açıkça artmaktadır. Sırf derisinin renginden dolayı bir kişinin çevrilip üzerinin aranması sadece hukuka aykırı bir arama olarak nitelendirilemez. Burada aramayı yapan görevli onu güdüleyen ırkçı saiklerin etkisiyle insanlık onuruna karşı da bir suç işlemektedir. Bu nedenle de ırkçı saikle yapılan üst aramasının cezasının arttırılarak tatbiki zorunludur 

NEFRET SAİKİYLE YAĞMA GERÇEKLEŞTİRİLMESİ

Madde 14– Türk Ceza Kanunu’nun 149. Maddesinin[13] 1. fıkrasına “f” bendi eklenmiş, “f”, “g” ve “h” bentlerinin başlıkları sırasıyla “g”, “h” ve “ı” olarak değiştirilmiştir:

“f) nefret saikiyle ” 

Gerekçe: Nefret saikiyle hedef alınan kişi veya kişilere karşı işlenen yağma suçu, bu suçun nitelikli halini oluşturmaktadır. Bu durumda fail ya da failler sadece yağma suçu işleme kastıyla hareket etmemekte, ama aynı zamanda nefret saikiyle hedef aldıkları kişi veya kişileri bir anlamda cezalandırmaktadırlar. Örneğin 6-7 Eylül 1955olayları sırasında ev ve işyerleri yağma edilen Rum, Yahudi ve Ermeni kökenli vatandaşlarımıza karşı işlenen suç nitelikli yağma suçunun tipik bir örneğini oluşturmaktadır. Bu tür yağmada, suçun failleri sadece belli bir mal ya da parayı hukuka aykırı bir şekilde temin etmeyi değil, aynı zamanda nefret saikiyle hedef aldıkları kişi veya grubu, onları hedef alırken göz önüne aldıkları karakteristik özelliklerinden dolayı bir zarara uğratma ve/veya cezalandırma yoluna gitmektedirler. Nefret saikiyle işlenen yağma suçunun mağdurlar üzerindeki etkisi bu suçun olağan türlerinde mağdurlar üzerinde yaratacağı etkiden kat be kat fazla olacaktır. Bu nedenlerle nefret saikiyle işlenen yağma suçunun cezasının yasada belirtilen miktarda arttırılması bir zaruret olarak ortaya çıkmaktadır.

NEFRET SAİKİYLE MALA ZARAR VERİLMESİ

Madde 15- Türk Ceza Kanunu’nun 152. maddesinin[14] 2. fıkrasına “d” bendi eklenmiştir:

“d) suçun nefret saikiyle hedef alınan kişi veya kişilerin menkul veya gayrimenkul mallarına karşı”

Gerekçe: Nefret saikiyle hedef alınan bir kişinin taşınır veya taşınmaz malını kısmen veya tamamen yıkan, tahrip eden, bozan, kullanılamaz hale getiren veya kirleten kişi suçun nitelikli halini işlemektedir. 

NEFRET SAİKİYLE İBADETHANE VE MEZARLIKLARA ZARAR VERİLMESİ

Madde 16– Türk Ceza Kanunu’nun 153. maddesinin[15] 3. fıkrasında yer alan “tahkir maksadıyla” ifadesinden sonra  “veya nefret saikiyle” ifadesi eklenmiştir. 

Gerekçe: Nefret saikiyle ibadet yeri ve mezarlıkların tahrip edilmesi suçları gerek çoğunluk ve gerekse azınlık dinlerine mensup kişilere ait mekânlara karşı işlenebilirse de, nefret saiki söz konusu olduğunda daha sıklıkla azınlıklara karşı işlenen suçlarla karşılaşıldığı bir gerçektir. Azınlıklar söz konusu olduğunda, meydana gelen zarar ve suçun söz konusu cemaatler üzerinde yarattığı etki, bu suçun olağan şeklini çok açan adeta bir terör ve dehşet etkisidir. Kaldı ki, çoğunluğa yönelik bir mezarlık ya da ibadet yeri bile nefret saikiyle hedef alınacak olsa, gerek bu suça sevk eden kin ve nefret ve gerekse yine hedef alınan cemaat üzerindeki potansiyel etki nedeniyle ceza artırımı ceza adaleti bakımından bir zorunluluk olarak görülmektedir.

NEFRET SAİKİYLE GENEL GÜVENLİĞİN KASTEN TEHLİKEYE SOKULMASI

Madde 17– Türk Ceza Kanunu’nun Topluma Karşı Suçları Düzenleyen Madde 170[16], Madde 172[17] Madde 173[18], Madde 185[19]’de tanımı yapılan suçların nefret saikiyle hedef alınan kişi veya gruplara karşı işlenmesi durumunda ceza yarı oranında arttırılır. 

Gerekçe: Bu suçların nitelikli biçimini oluşturan nefret saikiyle seçilen kişi veya kişilerin hedef alınması hali, içerdiği fazladan kusurluluk nedeniyle ceza artırımını gerekli kılmaktadır.

NEFRET SAİKİYLE KORKU VE PANİK YARATMAK İÇİN TEHDİT

Madde 18– Türk Ceza Kanunu’nun 213. Maddesine[20] 3. fıkra eklenmiştir:

“3) Suçun nefret saikiyle hedef alınan belli bir gruba karşı işlenmesi halinde ceza yarı oranında arttırılır” 

Gerekçe: Burada tehdidin nitelikli bir hali söz konusudur. Hem failin kastının yoğunluğu ve hem de bu tür bir saikle hedef alınan kitlenin üzerinde suçun yaratacağı etkinin çok daha fazla olması nedeniyle ceza arıtırımı bir zorunluluk arz etmektedir.

Notlar:


[1] MADDE 82. – (1) Kasten öldürme suçunun;

a) Tasarlayarak,

b) Canavarca hisle veya eziyet çektirerek,

c) Yangın, su baskını, tahrip, batırma veya bombalama ya da nükleer, biyolojik veya kimyasal silâh kullanmak suretiyle,

d) Üstsoy veya altsoydan birine ya da eş veya kardeşe karşı,

e) Çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,

f) Gebe olduğu bilinen kadına karşı,

g) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,

h) Bir suçu gizlemek, delillerini ortadan kaldırmak veya işlenmesini kolaylaştırmak amacıyla,

i) Kan gütme saikiyle,

j) Töre saikiyle,

İşlenmesi hâlinde, kişi ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.

 

[2] MADDE 86. – (1) Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

 

2) (Ek fıkra: 31/03/2005 – 5328 S.K./4.mad) Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması halinde, mağdurun şikâyeti üzerine, dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunur.

3) Kasten yaralama suçunun;

a) Üstsoya, altsoya, eşe veya kardeşe karşı,

b) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,

c) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,

d) Kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,

e) Silâhla,

 

[3] MADDE 94. – (1) Bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışları gerçekleştiren kamu görevlisi hakkında üç yıldan on iki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(2) Suçun;

a) Çocuğa, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye ya da gebe kadına karşı,

b) Avukata veya diğer kamu görevlisine karşı görevi dolayısıyla,

İşlenmesi hâlinde, sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(3) Fiilin cinsel yönden taciz şeklinde gerçekleşmesi hâlinde, on yıldan on beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(4) Bu suçun işlenişine iştirak eden diğer kişiler de kamu görevlisi gibi cezalandırılır.

(5) Bu suçun ihmali davranışla işlenmesi hâlinde, verilecek cezada bu nedenle indirim yapılmaz.

 

[4] MADDE 96. – (1) Bir kimsenin eziyet çekmesine yol açacak davranışları gerçekleştiren kişi hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(2) Yukarıdaki fıkra kapsamına giren fiillerin;

a) Çocuğa, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye ya da gebe kadına karşı,

b) Üstsoy veya altsoya, babalık veya analığa ya da eşe karşı,

İşlenmesi hâlinde, kişi hakkında üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

 

[5] Cinsel saldırı

MADDE 102. – (1) Cinsel davranışlarla bir kimsenin vücut dokunulmazlığını ihlâl eden kişi, mağdurun şikâyeti üzerine, iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Fiilin vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle işlenmesi durumunda, yedi yıldan on iki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Bu fiilin eşe karşı işlenmesi hâlinde, soruşturma ve kovuşturmanın yapılması mağdurun şikâyetine bağlıdır.

(3) Suçun;

a) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,

b) Kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,

c) Üçüncü derece dahil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı,

d) Silâhla veya birden fazla kişi tarafından birlikte,

İşlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilen cezalar yarı oranında artırılır.

(4) Suçun işlenmesi sırasında mağdurun direncinin kırılmasını sağlayacak ölçünün ötesinde cebir kullanılması durumunda kişi ayrıca kasten yaralama suçundan dolayı cezalandırılır.

(5) Suçun sonucunda mağdurun beden veya ruh sağlığının bozulması hâlinde, on yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur.

(6) Suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.

 

[6] Çocukların cinsel istismarı

MADDE 103. – (1) Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel istismar deyiminden;

a) On beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış,

b) Diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar,

Anlaşılır.

(2) Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(3) Cinsel istismarın üstsoy, ikinci veya üçüncü derecede kan hısımı, üvey baba, evlat edinen, vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, sağlık hizmeti veren veya koruma ve gözetim yükümlülüğü bulunan diğer kişiler tarafından ya da hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle gerçekleştirilmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.

(4) Cinsel istismarın, birinci fıkranın (a) bendindeki çocuklara karşı cebir veya tehdit kullanmak suretiyle gerçekleştirilmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.

(5) Cinsel istismar için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.

(6) Suçun sonucunda mağdurun beden veya ruh sağlığının bozulması hâlinde, on beş yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur.

(7) Suçun mağdurun bitkisel hayata girmesine veya ölümüne neden olması durumunda, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.

 

[7] MADDE 105. – (1) Bir kimseyi cinsel amaçlı olarak taciz eden kişi hakkında, mağdurun şikâyeti üzerine, üç aydan iki yıla kadar hapis cezasına veya adlî para cezasına hükmolunur.

(2) Bu fiiller, hiyerarşi veya hizmet ilişkisinden kaynaklanan nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle ya da aynı işyerinde çalışmanın sağladığı kolaylıktan yararlanılarak işlendiği takdirde, yukarıdaki fıkraya göre verilecek ceza yarı oranında artırılır. Bu fiil nedeniyle mağdur işi terk etmek mecburiyetinde kalmış ise, verilecek ceza bir yıldan az olamaz.

 

[8] MADDE 106. – (1) Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehditte ise, mağdurun şikâyeti üzerine, altı aya kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.

(2) Tehdidin;

a) Silâhla,

b) Kişinin kendisini tanınmayacak bir hâle koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle,

c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,

d) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak,

İşlenmesi hâlinde, fail hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(3) Tehdit amacıyla kasten öldürme, kasten yaralama veya malvarlığına zarar verme suçunun işlenmesi hâlinde, ayrıca bu suçlardan dolayı ceza verilir.

 

 

[9] MADDE 109. – (1) Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan kişiye, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.

(2) Kişi, fiili işlemek için veya işlediği sırada cebir, tehdit veya hile kullanırsa, iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(3) Bu suçun;

a) Silâhla,

b) Birden fazla kişi tarafından birlikte,

c) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,

d) Kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,

e) Üstsoy, altsoy veya eşe karşı,

f) Çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,

İşlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza bir kat artırılır.

(4) Bu suçun mağdurun ekonomik bakımdan önemli bir kaybına neden olması hâlinde, ayrıca bin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.

(5) Suçun cinsel amaçla işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek cezalar yarı oranında artırılır.

(6) Bu suçun işlenmesi amacıyla veya sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâllerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.

 

[10] MADDE 115. – (1) Cebir veya tehdit kullanarak, bir kimseyi dinî, siyasî, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya veya değiştirmeye zorlayan ya da bunları açıklamaktan, yaymaktan meneden kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Dinî ibadet ve ayinlerin toplu olarak yapılmasının, cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla engellenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkraya göre ceza verilir.

 

[11] MADDE 116. – (1) Bir kimsenin konutuna, konutunun eklentilerine rızasına aykırı olarak giren veya rıza ile girdikten sonra buradan çıkmayan kişi, mağdurun şikâyeti üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Evlilik birliğinde aile bireylerinden veya konutun birden fazla kişi tarafından ortak kullanılması durumunda bu kişilerden birinin rızası varsa, yukarıdaki fıkra hükmü uygulanmaz. Ancak bunun için rıza açıklamasının meşru bir amaca yönelik olması gerekir.

(3) Birinci fıkra kapsamına giren fiillerin, açık bir rızaya gerek duyulmaksızın girilmesi mutat olan yerler dışında kalan işyerleri ve eklentileri hakkında işlenmesi hâlinde, altı aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.

(4) Fiilin, cebir veya tehdit kullanılmak suretiyle ya da gece vakti işlenmesi hâlinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

 

[12] MADDE 120. – (1) Hukuka aykırı olarak bir kimsenin üstünü veya eşyasını arayan kamu görevlisine üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir.

 

[13] MADDE 149. – (1) Yağma suçunun;

a) Silâhla,

b) Kişinin kendisini tanınmayacak bir hâle koyması suretiyle,

c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,

d) Yol kesmek suretiyle ya da konut veya işyerinde,

e) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,

f) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak,

g) Suç örgütüne yarar sağlamak maksadıyla,

h) Gece vaktinde,

İşlenmesi hâlinde, fail hakkında on yıldan on beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(2) Yağma suçunun işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâllerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır

 

[14] MADDE 152. – (1) Mala zarar verme suçunun;

a) Kamu kurum ve kuruluşlarına ait, kamu hizmetine tahsis edilmiş veya kamunun yararlanmasına ayrılmış yer, bina, tesis veya diğer eşya hakkında,

b) Yangına, sel ve taşkına, kazaya ve diğer felaketlere karşı korunmaya tahsis edilmiş her türlü eşya veya tesis hakkında,

c) Devlet ormanı statüsündeki yerler hariç, nerede olursa olsun, her türlü dikili ağaç, fidan veya bağ çubuğu hakkında,

d) Sulamaya, içme sularının sağlanmasına veya afetlerden korumaya yarayan tesisler hakkında,

e) Grev veya lokavt hâllerinde işverenlerin veya işçilerin veya işveren veya işçi sendika veya konfederasyonlarının maliki olduğu veya kullanımında olan bina, tesis veya eşya hakkında,

f) Siyasî partilerin, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının ve üst kuruluşlarının maliki olduğu veya kullanımında olan bina, tesis veya eşya hakkında,

g) Sona ermiş olsa bile, görevinden ötürü öç almak amacıyla bir kamu görevlisinin zararına olarak,

İşlenmesi hâlinde, fail hakkında bir yıldan altı yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(2) Mala zarar verme suçunun;

a) Yakarak, yakıcı veya patlayıcı madde kullanarak,

b) Toprak kaymasına, çığ düşmesine, sel veya taşkına neden olmak suretiyle,

c) Radyasyona maruz bırakarak, nükleer, biyolojik veya kimyasal silâh kullanarak,

İşlenmesi hâlinde, verilecek ceza iki katına kadar artırılır.

 

[15] MADDE 153. – (1) İbadethanelere, bunların eklentilerine, buralardaki eşyaya, mezarlara, bunların üzerindeki yapılara, mezarlıklardaki tesislere, mezarlıkların korunmasına yönelik olarak yapılan yapılara yıkmak, bozmak veya kırmak suretiyle zarar veren kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Birinci fıkrada belirtilen yerleri ve yapıları kirleten kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.

(3) Birinci ve ikinci fıkralardaki fiillerin, ilgili dinî inanışı benimseyen toplum kesimini tahkir maksadıyla işlenmesi hâlinde, verilecek ceza üçte biri oranında artırılır.

 

[16] MADDE 170. – (1) Kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından tehlikeli olacak biçimde ya da kişilerde korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda;

a) Yangın çıkaran,

b) Bina çökmesine, toprak kaymasına, çığ düşmesine, sel veya taşkına neden olan,

c) Silâhla ateş eden veya patlayıcı madde kullanan,

Kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Yangın, bina çökmesi, toprak kayması, çığ düşmesi, sel veya taşkın tehlikesine neden olan kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.

 

[17]. MADDE 172. – (1) Bir başkasını, sağlığını bozmak amacıyla ve bu amacı gerçekleştirmeye elverişli olacak surette, radyasyona tabi tutan kişi, üç yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Birinci fıkradaki fiilin belirsiz sayıda kişilere karşı işlenmiş olması hâlinde, beş yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur.

(3) Bir başkasının hayatı, sağlığı veya malvarlığına önemli ölçüde zarar vermeye elverişli olacak biçimde radyasyon yayan veya atom çekirdeklerinin parçalanması sürecine etkide bulunan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(4) Radyasyon yayılmasına veya atom çekirdeklerinin parçalanması sürecine, bir laboratuar veya tesisin işletilmesi sırasında gerekli dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı olarak neden olan kişi, fiilin bir başkasının hayatı, sağlığı veya malvarlığına önemli ölçüde zarar vermeye elverişli olması hâlinde, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

 

[18] MADDE 173. – (1) Atom enerjisini serbest bırakarak bir patlamaya ve bu suretle bir başkasının hayatı, sağlığı veya malvarlığı hakkında önemli ölçüde tehlikeye sebebiyet veren kişi, beş yıldan az olmamak üzere hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Yukarıdaki fıkrada tanımlanan fiilin taksirle işlenmesi hâlinde, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

 

[19] MADDE 185. – (1) İçilecek sulara veya yenilecek veya içilecek veya kullanılacak veya tüketilecek her çeşit besin veya şeylere zehir katarak veya başka suretlerle bunları bozarak kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye düşüren kimseye iki yıldan on beş yıla kadar hapis cezası verilir.

(2) Yukarıdaki fıkrada belirtilen fiillerin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı olarak işlenmesi hâlinde, üç aydan bir yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

 

[20] MADDE 213. – (1) Halk arasında endişe, korku ve panik yaratmak amacıyla hayat, sağlık, vücut veya cinsel dokunulmazlık ya da malvarlığı bakımından alenen tehditte bulunan kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Suçun silâhla işlenmesi hâlinde, verilecek ceza, kullanılan silâhın niteliğine göre yarı oranına kadar artırılabilir.

 

  One Response to “Nefret Suçları Yasa Taslağı”

  1. […] hiç doğru bulmuyorum.Aslında bu konuyla ilgili Nefret Suçları Platformu’nun hazırladığı bir taslak metin vardı, aradaki anlamak için okumak faydalı olur […]