<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sosyal Değişim Derneği &#187; Rapor/Araştırma</title>
	<atom:link href="http://www.sosyaldegisim.org/category/raporlar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.sosyaldegisim.org</link>
	<description>&#34;NEFRET SUÇLARI ÖLDÜRÜR!&#34;</description>
	<lastBuildDate>Thu, 01 Mar 2012 10:43:53 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>İnsan Hakları Merkezi tarafından ayrımcılık yasağı ile ilgili iki kitap yayımlandı</title>
		<link>http://www.sosyaldegisim.org/2011/07/insan-haklari-merkezi-tarafindan-ayrimcilik-yasagi-ile-ilgili-iki-kitap-yayimlandi/</link>
		<comments>http://www.sosyaldegisim.org/2011/07/insan-haklari-merkezi-tarafindan-ayrimcilik-yasagi-ile-ilgili-iki-kitap-yayimlandi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 22 Jul 2011 13:30:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Lewox</dc:creator>
				<category><![CDATA[Rapor/Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Ayrımcılık]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan hakları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sosyaldegisim.org/?p=1020</guid>
		<description><![CDATA[İstanbul Bilgi Üniversitesi İnsan Hakları Hukuku Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından Şubat 2009 – Mart 2011 arasında yürütülen Belgeleme ve Raporlama Yoluyla Türkiye’de Ayrımcılıkla Mücadele Projesi kapsamında düzenlenen faaliyetler sonucu ortaya çıkan raporlar ve kitaplar yayımlandı. Haritalama Çalışması Raporu: Proje kapsamında düzenlenen haritalama çalışmasında farklı temellerde ayrımcılık ile mücadele eden veya çalışmalarında bu konuya yer veren belli <a href='http://www.sosyaldegisim.org/2011/07/insan-haklari-merkezi-tarafindan-ayrimcilik-yasagi-ile-ilgili-iki-kitap-yayimlandi/'>[...]</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><a href="http://www.sosyaldegisim.org/wp-content/uploads/2011/07/ayrimcilikyasagi.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-1021" title="ayrimcilikyasagi" src="http://www.sosyaldegisim.org/wp-content/uploads/2011/07/ayrimcilikyasagi.jpg" alt="" width="150" height="211" /></a>İstanbul Bilgi Üniversitesi İnsan Hakları Hukuku Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından Şubat 2009 – Mart 2011 arasında yürütülen Belgeleme ve Raporlama Yoluyla Türkiye’de Ayrımcılıkla Mücadele Projesi kapsamında düzenlenen faaliyetler sonucu ortaya çıkan raporlar ve kitaplar yayımlandı.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Haritalama Çalışması Raporu: </strong>Proje kapsamında düzenlenen<strong> </strong>haritalama çalışmasında farklı temellerde ayrımcılık ile mücadele eden veya çalışmalarında bu konuya yer veren belli başlı sivil toplum kuruluşları, sivil girişimler ve sendikaların haritası çıkarıldı. <strong><em>Haritalama Çalışması Raporu</em></strong> için <a href="http://insanhaklarimerkezi.bilgi.edu.tr/source/221_sub5a.asp" target="_blank"><strong>tıklayınız</strong></a>.<span id="more-1020"></span></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Ayrımcılık Yasağı Eğitim Rehberleri: </strong>Bu yayınlarda ulusal ve uluslararası hukukta ayrımcılık yasağı ve ilgili kavramlara, ayrımcılık yasağı standartlarına ve bunların işlerlik kazanmasına yönelik oluşturulmuş farklı denetim mekanizmalarına, ayrımcılık yasağına dair izleme ve belgeleme faaliyetlerinin amaçlarına, ilkelerine, kapsamına, planlanmasına ve yöntemlerine yer verildi.</p>
<p style="text-align: left;"><strong><em>Ayrımcılık Yasağı: Kavram, Hukuk, İzleme ve Belgeleme</em></strong> başlıklı kitap için <a href="http://insanhaklarimerkezi.bilgi.edu.tr/source/221_sub5b.asp" target="_blank"><strong>tıklayınız</strong></a>.</p>
<p style="text-align: left;"><strong><em>Ayrımcılık Yasağı Eğitim Rehberi</em></strong> adlı rehber kitap için <a href="http://insanhaklarimerkezi.bilgi.edu.tr/source/221_sub5b.asp" target="_blank"><strong>tıklayınız</strong></a>.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>İzleme Raporları:</strong> Irk /etnik köken, din/inanç, engellilik, cinsel yönelim/cinsiyet kimliği temellerinde 1 Ocak – 30 Haziran 2010 arasında gerçekleşen ayrımcı muamelelerin derlendiği dört farklı izleme raporu hazırlandı<strong><em>. İzleme Raporları </em></strong>için <a href="http://insanhaklarimerkezi.bilgi.edu.tr/source/221_sub5c.asp" target="_blank"><strong>tıklayınız</strong></a>.</p>
<p style="text-align: left;">Proje hakkında daha detaylı bilgi edinmek ve projenin tüm yayınlarına ulaşmak için <a href="http://insanhaklarimerkezi.bilgi.edu.tr/source/221_sub5.asp" target="_blank"><strong>tıklayınız</strong></a> (<a href="http://insanhaklarimerkezi.bilgi.edu.tr/source/221_sub5.asp" target="_blank">http://insanhaklarimerkezi.bilgi.edu.tr/source/221_sub5.asp</a>)</p>
<p style="text-align: left;">
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sosyaldegisim.org/2011/07/insan-haklari-merkezi-tarafindan-ayrimcilik-yasagi-ile-ilgili-iki-kitap-yayimlandi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Medyada Nefret Söylemi İnceleme Raporu yayımlandı</title>
		<link>http://www.sosyaldegisim.org/2011/07/medyada-nefret-soylemi-inceleme-raporu-yayimlandi/</link>
		<comments>http://www.sosyaldegisim.org/2011/07/medyada-nefret-soylemi-inceleme-raporu-yayimlandi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 22 Jul 2011 13:24:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Lewox</dc:creator>
				<category><![CDATA[Rapor/Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Nefret söylemi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sosyaldegisim.org/?p=1015</guid>
		<description><![CDATA[Uluslararası Hrant Dink Vakfı tarafından &#8220;Medyada Nefret Söyleminin İzlenmesi Çalışması&#8221;nın 2011 yılı ilk dört aylık raporu yayınlandı. Ocak, Şubat, Mart, Nisan aylarında incelenen ve nefret söylemi içerdiği düşünülen haber ve köşe yazılarının analiz edildiği raporda, nefret söylemi içeren haber ve köşe yazılarının yanı sıra misyonerlik haberlerindeki artışa dikkat eden bir çalışma ve Avrupa Konseyi Nefret <a href='http://www.sosyaldegisim.org/2011/07/medyada-nefret-soylemi-inceleme-raporu-yayimlandi/'>[...]</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><a href="http://www.sosyaldegisim.org/wp-content/uploads/2011/07/medyada-nefret-soylemi.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-1016" title="medyada-nefret-soylemi" src="http://www.sosyaldegisim.org/wp-content/uploads/2011/07/medyada-nefret-soylemi.jpg" alt="" width="179" height="250" /></a>Uluslararası Hrant Dink Vakfı tarafından &#8220;Medyada Nefret Söyleminin İzlenmesi Çalışması&#8221;nın 2011 yılı ilk dört aylık raporu yayınlandı. Ocak, Şubat, Mart, Nisan aylarında incelenen ve nefret söylemi içerdiği düşünülen haber ve köşe yazılarının analiz edildiği raporda, nefret söylemi içeren haber ve köşe yazılarının yanı sıra misyonerlik haberlerindeki artışa dikkat eden bir çalışma ve Avrupa Konseyi Nefret Söylemi El Kitabı’nın özeti de yer almaktadır.</p>
<p style="text-align: left;">Ocak, Şubat, Mart ve Nisan ayında incelenen 16 gazetenin yanı sıra medya takip merkezine verilen anahtar kelimeler üzerinden yerel medya da takip edilmeye çalışılmış, yapılan taramalarda daha önceki dönemlerde olduğu gibi bu dönemde de nefret söylemi en fazla köşe yazılarında kendine yer bulabilmiştir. Bu kapsamda değerlendirilen iki haberde kaynak gösterilmemiş ancak haberler manşet ve sürmanşet olarak görülmüştür.<span id="more-1015"></span></p>
<p style="text-align: left;">Ocak-Şubat-Mart-Nisan aylarını kapsayan dönemde nefret söylemi kategorisi içinde en fazla Düşmanlık/ Savaş Söylemi’nin kullanıldığı, onu eşit biçimde Abartma/ Yükleme/ Çarpıtma ve Küfür/ Hakaret/ Aşağılama’nın izlediği ve son olarak Simgeleştirme’nin geldiği göze çarpmaktadır.</p>
<p style="text-align: left;"><a href="http://www.nefretsoylemi.org/" target="_blank">www.nefretsoylemi.org</a> sitesinde yayınlanan raporun tamamını okumak için <a href="http://www.nefretsoylemi.org/rapor/Analiz_Rapor_Ocak-Nisan_2011.pdf" target="_blank">tıklayınız</a>.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sosyaldegisim.org/2011/07/medyada-nefret-soylemi-inceleme-raporu-yayimlandi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Başörtüsü Raporu 2009-2010 açıklandı</title>
		<link>http://www.sosyaldegisim.org/2011/03/basortusu-raporu-2009-2010-aciklandi/</link>
		<comments>http://www.sosyaldegisim.org/2011/03/basortusu-raporu-2009-2010-aciklandi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 01 Mar 2011 11:07:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Lewox</dc:creator>
				<category><![CDATA[Rapor/Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Başörtüsü sorunu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sosyaldegisim.org/?p=905</guid>
		<description><![CDATA[Sakarya Adalet Girişimi tarafından hazırlanan “Dünyada ve Türkiye’de Başörtüsü Raporu 2009/2010” adlı çalışmada son iki yıl boyunca uygulanan yasaklar ve başörtüsü gündemi ayrıntılı olarak ele alınıyor. 6 yıldır başörtüsüne özgürlük eylemleri düzenleyen Sakarya Adalet Girişimi (SAGİR) tarafından “Dünyada ve Türkiye’de Başörtüsü Raporu – 2009/2010” adlı 170 sayfalık bir rapor yayınlanarak, son iki yıllık süreçte başörtüsü <a href='http://www.sosyaldegisim.org/2011/03/basortusu-raporu-2009-2010-aciklandi/'>[...]</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><strong><a href="http://www.sosyaldegisim.org/wp-content/uploads/2011/03/basortusu_raporu_sagir.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-906" title="basortusu_raporu_sagir" src="http://www.sosyaldegisim.org/wp-content/uploads/2011/03/basortusu_raporu_sagir.jpg" alt="" width="215" height="331" /></a>Sakarya Adalet Girişimi tarafından hazırlanan “Dünyada ve Türkiye’de Başörtüsü Raporu 2009/2010” adlı çalışmada son iki yıl boyunca uygulanan yasaklar ve başörtüsü gündemi ayrıntılı olarak ele alınıyor.</strong></p>
<p style="text-align: left;">6 yıldır başörtüsüne özgürlük eylemleri düzenleyen Sakarya Adalet Girişimi (SAGİR) tarafından “Dünyada ve Türkiye’de Başörtüsü Raporu – 2009/2010” adlı 170 sayfalık bir rapor yayınlanarak, son iki yıllık süreçte başörtüsü eksenli yaşanan hak ihlalleri ve buna karşı sergilenen tutumlar kayıt altına alındı. <span id="more-905"></span>SAGİR adına Beytullah Emrah Önce editörlüğünde hazırlanan raporda “Türkiye, 2008’den 2009’a yasağı hemen her alanda devrederken, 2010’un sonunda az sayıda üniversite dışında birçok kampüs başörtülü öğrencilere fiili serbestlik tanımaya başlamıştır. Yine de bazı üniversite ve fakültelerde yasağın devam ettiğini hatırlatmak gerekmektedir.”denildi. Raporda başörtüsü yasağı karşısında siyasi partiler, Türk Silahlı Kurumu, ÖSYM, YÖK ve Danıştay gibi kurumların da değerlendirmesi yer alıyor. İsteyenler raporun tamamına <strong><a href="http://www.platformhaber.net/" target="_blank">Platform Haber</a></strong> adlı internet sitesinden ulaşabiliyor.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Genel ve özel değerlendirme yer alıyor</strong></p>
<p style="text-align: left;">Sakarya Adalet Girişimi’nin Başörtüsü Raporu’nda son iki yıllık süreçte yaşanan gelişmeler, “Başörtüsü Sorunu ve Siyasi Partiler, Başörtüsü Yasağı, ÖSYM ve YÖK, Askeri Bürokrasi ve Başörtüsü, İlk ve Ortaöğretimde Başörtüsü Sorunu, Küreselleşen Başörtüsü Sorunu, 2009-2010’da Türkiye Başörtüsü Platformları Tecrübesi” başlıkları altında genel bir değerlendirmeye tabi tutuluyor. Raporda iki ayrı özel değerlendirme bölümü yer alıyor. İlk bölümde Av. Fatma Benli, Havva Yılmaz, Yıldız Ramazanoğlu, Cihan Aktaş, Av. Serdar Bülent Yılmaz, Murat Özel ve Aliye Özkul yaşanan süreci farklı yönleriyle değerlendiriyor. 10 ilde haftalık ve aylık devam eden başörtüsü eylemleriyle ilgili olarak da Medine Küçük, Nigar Gümrükçoğlu, Ahmet Örs, Rüştü Hacıoğlu, Cihat Oruç ve Kadrican Mendi gibi platform temsilcilerinin değerlendirmeleri yer alıyor. Raporun son bölümünde ise 2009 ve 2010 yıllarında Türkiye’de ve dünyada başörtüsü gündemi kronolojik bir sırada aktarılıyor.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Başörtüsü sorunu küreselleşiyor</strong></p>
<p style="text-align: left;">Sakarya Adalet Girişimi tarafından hazırlanan Başörtüsü Raporu, sorunun dünyadaki yansımalarını da inceliyor. Raporda sorunun küreselleştiğine dikkat çekilerek “Başörtüsü yasağı, 2009 ve 2010 yıllarında sadece Türkiye’de değil dünyanın hemen her yerinde farklı yönleriyle gündeme geldi. Kafkaslar, Ortadoğu ve Afrika’daki baskı rejimlerinde yasaklanmasıyla gündeme gelen Müslüman kadınların tesettürü, Batı ülkelerinde ise peçe, burka, nikap gibi örtünme biçimlerinin kamusal alandaki kullanımına getirilmesi söz konusu olan yasaklarla birlikte anıldı. 11 Eylül sonrası Müslümanlara yönelen ırkçı ve ayrımcı uygulamaların da sıklaştığı bu iki yıl süresince, Almanya’da Merve Şirbini’nin öldürülmesi ve Avusturya’da bir kız öğrencinin örtüsünün başındayken yakılmaya kalkışılması dikkate değer ihlaller olarak kayda geçti.” deniliyor.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Başörtüsü eylemleri 6. yılında da sürüyor</strong></p>
<p style="text-align: left;">Başörtüsü Platformları’nın son iki yıl süresince eylemlerine devam ettiği hatırlatılan raporda, eylemlerle ilgili olarak “Tüm bu iki yıl boyunca Türkiye Başörtüsü Platformları da sorunla ilgili gündemin temel taşlarından olmaya devam etti. 2009 yılına Kocaeli 194., Sakarya 173., Ankara İnanç Özgürlüğü Platformu 154., Akyazı 102., Van 122., Konya 70. ve Antalya 16. eylemini yaparak girdiler. 2010 yılının sonuna gelindiğinde ise Kocaeli, Sakarya, Ankara, Akyazı ve Konya haftalık eylemlerine devam ederken, Van ve Antalya’da basın açıklamaları aylık olarak yapılmaya başladı, Afyonkarahisar ve Bursa ile ara vermekle birlikte Kütahya da “Başörtüsü direnişi” olarak tanımlanan mücadele pratiğine katılım sağladı.” deniliyor. Raporun tamamına<strong><a href="http://www.platformhaber.net/" target="_blank">Platform Haber</a></strong> adlı internet sitesinden ulaşmak mümkün.</p>
<p style="text-align: left;">Raporun tamamını indirmek için <a href="http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2011/02/e_basortusu_raporu_2009_2010.pdf" target="_blank">tıklayın</a>.</p>
<p style="text-align: left;">***</p>
<p style="text-align: left;"><strong>2009 yılından çarpıcı yasak uygulamaları</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: left;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Başörtüsünden sonra şapka ve bere de yasak</strong></p>
<p style="text-align: left;">Kocaeli Üniversitesi, Fen – Edebiyat Fakültesi, bina içerisinde kapüşon, şapka, bere vb. giyerek dolaşılmasını resmen yasakladı. <strong>(4 Ocak 2009)</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Başörtülü mühendis “Kariyer Günleri”e alınmadı</strong></p>
<p style="text-align: left;">Çukurova Üniversitesi Balcalı Yerleşkesi’nde düzenlenen “Kariyer Günleri ‘09″ etkinliği kapsamında bir konferansa katılmak isteyen bayan mühendis, başörtülü olduğu gerekçesiyle salondan çıkarıldı. <strong>(19 Mart 2009)</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Başörtülü öğrencileri kampüse aldı diye işinden atıldı</strong></p>
<p style="text-align: left;">2008’de, TBMM’de 411 milletvekilinin oyuyla kabul edilen ve üniversitelerde başörtüsüne serbestlik getiren anayasa değişikliğinin yapıldığı hafta ODTÜ’de 2 başörtülü öğrenciyi okula başını açtırmadan alan özel güvenlik görevlisi Soner Ercim, kademeli olarak önce temizlik hizmetine kaydırıldı, sonra “maaş kesme” cezasına çarptırıldı ve son olarak da işinden atıldı. <strong>(20 Mart 2009)</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Başörtülü belediye başkanı mazbatayı perukla alabildi</strong></p>
<p style="text-align: left;">Seçimleri kazanan Gaziantep’in İslahiye İlçe Belediye Başkanı Malike Uludağ mazbatasını başörtüsünün üzerine peruk takarak aldı. <strong>(03 Nisan 2009)</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Başörtülü kızı “terörist” gibi çizdiler</strong></p>
<p style="text-align: left;">İngiltere’de bir vakfın çıkardığı Klic adlı dergide, başörtüsü takan bir Müslüman kız çocuğu “terörist” olarak gösterildi. <strong>(05 Nisan 2009)</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Başörtüsünü maske saydı ve otobüse almadı</strong></p>
<p style="text-align: left;">Danimarka’da bir otobüs şöförü, Müslüman bayan yolcunun başörtüsünü “maske” olarak değerlendirdi ve kadını “otobüslerde maske takmak yasaktır” maddesini gerekçe göstererek araçtan indirdi. (<strong>06 Nisan 2009)</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>“Örtü sayesinde erken koca buluyorlar”</strong></p>
<p style="text-align: left;">Türkan Saylan, Hürriyet’ten Ayşe Arman’a verdiği röportajda “Genç kızlar bu mesele yüzünden üniversiteye gidemiyorlar diye üzüldüğünüz, bunun haksızlık olduğunu düşündüğünüz olmuyor mu?” sorusuna “Asla. O kızları militan yapıyorlar. Ben çok netim bu meselede. Gerçi, o örtü sayesinde erken koca buluyorlar o ayrı.” şeklinde cevap verdi. <strong>(18 Nisan 2009)</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Başörtülü meclis üyesi istifa etmek zorunda kaldı</strong></p>
<p style="text-align: left;">İznik Belediye Meclisi’nin tek kadın üyesi olan Zeliha Peşte, belediye meclisi toplantılarına başörtülü katılmasının CHP’li üyelerce verilen önergeyle İçişleri Bakanlığı’na taşınmasının istenmesi üzerine istifa etti. <strong>(09 Mayıs 2009)</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>“Sizin Allah’ınızın kanunları burada geçmez”</strong></p>
<p style="text-align: left;">Mahkeme Başkanı Hâkime Ayla Kara, boşandığı kocası hakkında açtığı tazminat davasının duruşmasına katılan Naciye Sönmez’in çarşaflı olduğunu görünce önce uyardı, ardından da çarşafını çıkarmasını istedi. İddiaya göre hâkime, Sönmez’e “Atatürk ilke ve kanunlarına göre seni böyle kabul edemem, yargılama başlayamaz… Sizin Allah’ınız ve Allah’ınızın kanunları burada geçmez.” diye bağırdı. <strong>(22 Mayıs 2009)</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Başörtüsüne karışmayan müdür görevden alındı</strong></p>
<p style="text-align: left;">Balıkesir’in Ayvalık İlçesi’nde, İlçe Spor Müdürlüğü tarafından düzenlenen krosta ikinci gelen sporcu Nuriye Memiş’in ödülünü almak için kürsüye başörtülü çıkmasından dolayı Garnizon Komutanı’NIN tepkisini çeken İlçe Milli Eğitim Müdürü Latif Korkmaz görevden alındı. <strong>(03 Haziran 2009)</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Tenis kortunda başörtüsü yasağı</strong></p>
<p style="text-align: left;">ENKA tesislerinde tenis dersi alan arkadaşlarının tavsiyesi üzerine eşi Ruhi Yılmaz ile tesise başvuran Nurgül Yılmaz, üyelik sürecinde imzalanan sözleşmedeki “Spor alanlarında çağdaş spor kıyafeti giyeceğime; hiçbir siyasi ve politik görüşün propagandasını yapmayacağıma…” maddesi gereğince tesise alınamayacağını öğrendi. <strong>(04 Haziran 2009)</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>“Türban takan, ağır eleştirilere katlanmak zorunda”</strong></p>
<p style="text-align: left;">Uğur Dündar’a ‘Türban faciası’ başlıklı yalan haberi sebebiyle açılan davada hakim, tazminat talebini reddederken “türban takanın, ağır eleştirilere katlanmak zorunda olduğuna” hükmetti.<strong>(04 Haziran 2009)</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Başörtüsü yasağı kapıcılık yönetmeliğinde</strong></p>
<p style="text-align: left;">İzmir’in Konak ilçesi Yağhaneler semtindeki bir apartmanın yöneticisi, ‘kapıcılık hizmet yönetmeliği’ne başörtüsü yasağını da soktu. Başörtüsünü ’siyasi simge’ olarak değerlendiren kadın yönetici, yasağa uyulmaması işten atma gerekçesi saydı. <strong>(07 Haziran 2009)</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Başörtülülerle, sakallıları taziye evine almadılar</strong></p>
<p style="text-align: left;">Erzurum 9. Kolordu Komutanlığı bünyesindeki İnşaat Emlak Şubesi’nde sivil memur olarak çalışan ve vefat eden Orhan Çiftçi’nin taziyeye gelen yakınları, askeri lojmandaki taziye evine erkekler sakallı ve kadınlar ise başörtülü oldukları için giremediler. <strong>(09 Haziran 2009)</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Sünnet cemiyetinde başörtüsü yasağı!</strong></p>
<p style="text-align: left;">Emekli hakim Nusret Çiçek ve eşi, bir sünnet düğününe katılmak üzere gittikleri Ankara Akıncı 4. Jet Üssü’ne başörtüsü yasağından dolayı alınmadı. <strong>(24 Haziran 2009)</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Merve Şirbini, mahkemede 16 kez bıçaklanarak öldürüldü</strong></p>
<p style="text-align: left;">Almanya’nın Dresden kentinde,Merve Şirbini adlı bir kadın, örtüsünden dolayı kendisine ırkçı davranışlarda bulunana Alex Wiens tarafından mahkeme salonunda ve polislerin gözü önünde 16 kez bıçaklanarak öldürüldü. Merve Şirbini öldürüldüğünde 3 aylık hamileydi. <strong>(01 Temmuz 2010)</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Emine Erdoğan oğlunun yemin törenine katılamadı</strong></p>
<p style="text-align: left;">Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Burdur 58. Piyade Er Eğitim Alay Komutanlığı’nda 28 gün bedelli askerlik yapacak oğlu Bilal Erdoğan’ın yemin törenine başörtüsü sorunu çıkma ihtimalinden dolayı katılmadı. <strong>(11 Temmuz 2009)</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>ÖSS’de 21 başörtülü öğrencinin sınavı iptal!</strong></p>
<p style="text-align: left;">2009 Öğrenci Seçme Sınavı’nda başını açmayan 21 öğrencinin  “kıyafet kurallarına uymadıkları” gerekçesiyle sınavı iptal edildiği ortaya çıktı. <strong>(16 Temmuz 2009)</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Atatürkçü özel firmadan iş başvurusuna hakaret dolu yanıt</strong></p>
<p style="text-align: left;">İstanbul’da bir organizasyon şirketine başörtülü fotoğrafını ve CV’sini göndererek müracaat eden Şeyma Engin’e “Sizin gibi başörtüsü, türban, tesettür şeklindeki bez parçalarını dini inançlar ile hiçbir bağlantısı olmamasına rağmen bu şekilde gösteren insanları bünyemizde barındırmıyoruz” yanıtı verildi. <strong>(28 Temmuz 2009)</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Hayrunnisa Gül için yeni protokol kuralları</strong></p>
<p style="text-align: left;">Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı seçilmesinden iki ay sonra, Hayrünnisa Gül’ün başörtüsünden dolayı Genelkurmay tarafından resepsiyon ve törenler için yeni protokol kuralları hazırlandığı ortaya çıktı. <strong>(30 Temmuz 2009)</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>KTÜ’de yasakçılık markete kadar vardı</strong></p>
<p style="text-align: left;">Karadeniz Teknik Üniversitesi Fizik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Uğur Çevik’in eşi Sunay Çevik, başörtülü olduğu gerekçesiyle lojmanlarda sürekli kendilerine güçlük çıkarıldığını, markete ekmek almaya gitmelerinin bile sorun olarak karşılarına getirildiğini söyledi. <strong>(18 Ağustos 2009)</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Beykoz Belediye meclisinde başörtülü üye sorun oldu</strong></p>
<p style="text-align: left;">Beykoz Belediyesi AK Parti Meclis Üyesi Neslihan Aydos’un meclis toplantısına başörtüsüyle katılması CHP’li üyelerin sert tepkilerine yol açtı. <strong>(07 Eylül 2009)</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Başörtülü oynatırsan hükmen yeniksin</strong></p>
<p style="text-align: left;">İsviçre Basketbol Federasyonu, STV Luzern takımının Sura Al-Shawk adlı oyuncusunun başörtülü oynamasına izin verirse hükmen yenik sayılacağını hükmetti. <strong>(09 Eylül 2009)</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Genç kızın başörtüsü başında yakıldı</strong></p>
<p style="text-align: left;">Avusturya’nın Graz Eyaleti’nde bir Müslüman kız öğrencinin başörtüsü, başındayken sınıf arkadaşları iki kız tarafından yakıldı. <strong>(01 Ekim 2009)</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Başörtüsünün altında bone var diye nikahı kıymadılar</strong></p>
<p style="text-align: left;">Denizli, Gürpınar’da kadınların başörtüsünün altına taktığı boneyi devrim kanunlarına aykırı olarak bulan CHP’i başkan, beldede boneli kızların fotoğraflarını uygun bulmayarak nikâh kıydırmadı. <strong>(06 Ekim 2009)</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Ninesi yaşındaki hastayı ‘başörtülü’ diye muayene etmedi</strong></p>
<p style="text-align: left;">Eskişehir’de Fatma Arduç (69) adlı yaşlı kadın, başörtülü olduğu için aile hekimi tarafından muayene edilmedi. <strong>(09 Ekim 2009)</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Başörtülü öğrenci Çanakkale gezisi otobüsünden indirildi</strong></p>
<p style="text-align: left;">Cumhuriyet Gezileri kapsamında Çanakkale gezisine katılan Giresun İHL öğrencisi Demet Özdemir, başörtülü olduğu gerekçesiyle otobüsten indirildi. <strong>(14 Ekim 2009)</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>30 başörtülü kadın sınav salonundan atıldı</strong></p>
<p style="text-align: left;">Denizli’de Açık İlköğretim sınavına girmek isteyen yaklaşık 30 kadın, başörtülü oldukları gerekçesiyle sınava alınmadı. <strong>(16 Kasım 2009)</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Aynur Tezcan hayatını kaybetti, şüphe aydınlatılamadı</strong></p>
<p style="text-align: left;">İstanbul Çapa Tıp Fakültesi Hastanesi’ne getirilen, çarşaflı olduğu için ayrımcılığa uğradığı şüphesi bulunan fakat sebebi netleştirilemeyen acı bir ihmalin kurbanı olan Aynur Tezcan hayatını kaybetti. <strong>(17 Kasım 2009)</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Ece Nur Özel’e başörtüsü sürgünü</strong></p>
<p style="text-align: left;">Diyarbakır Yenişehir Hamravat İlköğretim Okulu 6. Sınıf Öğrencisi Ece Nur Özel, başörtülü okula devam ettiği için başka bir okula sürüldü. <strong>(19 Kasım 2009)</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Başörtülü veli toplantıya alınmadı</strong></p>
<p style="text-align: left;">Bursa, Kestel’de İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından düzenlenen toplantıya davet edilen Toki İlköğretim Okul Aile Birliği Başkanı Sevda Can, başörtülü olduğu gerekçesi ile toplantıya alınmadı. <strong>(02 Aralık 2009)</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Kazakistan’da başörtüsü yasağı</strong></p>
<p style="text-align: left;">Kazakistan’da kız öğrenciler, başörtülü okula gittikler için büyük baskılara maruz kalıyor. Uzun etek giymeleri de yasak olan bu öğrenciler duruma tepkili. <strong>(24 Aralık 2009)</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>‘Burka’ giyen kadının hasta bebeğine bakmadılar</strong></p>
<p style="text-align: left;">Hollanda’da hasta olan 3 aylık bebeğini acil servise götüren bir Müslüman kadın, “burka giydiği” gerekçesiyle içeri alınmadı. <strong>(30 Aralık 2009)</strong></p>
<p style="text-align: left;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: left;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>2010’dan başörtüsü yasağı uygulamaları</strong></p>
<p style="text-align: left;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Başörtülü misafirler kış soğuğunda dışarı atıldı</strong></p>
<p style="text-align: left;">Başörtülü ailenin Marmara Üniversitesi Göztepe Kampüsü misafirhanesinde kalmasına izin verilmeyerek, kış ortasında dışarıda bırakıldı. <strong>(31 Ocak 2010)</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Eşi peçeli diye vatandaşlık vermediler</strong></p>
<p style="text-align: left;">Fransız hükümeti, ‘Fransız eşine zorla peçe taktırdığını’ iddia ettiği yabancı uyruklu bir kişinin vatandaşlık başvurusunu reddetti. <strong>(03 Şubat 2010)</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Başörtülü öğrencilere sürgün cezası</strong></p>
<p style="text-align: left;">İlköğretim 8. sınıf öğrencileri Büşra Ayata ve Sabiha Alaş da başörtülü gittikleri için başka okullara gönderilerek cezalandırıldılar. <strong>(05 Mart 2010)</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Başörtülü hasta yakınına hakaret iddiası</strong></p>
<p style="text-align: left;">İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesinde bir öğretim üyesinin 6 aylık bebeği havale geçirince, Çocuk Acil bölümüne gelen Sevda Akçay’a başörtüsünden dolayı hakaret ettiği belirtildi. <strong>(23 Mart 2010)</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Anaokulu çocukları örtü yasağıyla tanıştı</strong></p>
<p style="text-align: left;">Ankara Üniversitesi Eğitim Fakültesi bünyesinde faaliyet gösteren Oyuncak Müzesi’ne başörtülü oldukları gerekçesiyle alınmadığı ortaya çıktı. <strong>(26 Mart 2010)</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>“İndirimli kart isteyen başını açsın!”</strong></p>
<p style="text-align: left;">İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, öğrencilere toplu taşıma indirim kartlarının başörtülü fotoğrafla verilmeyişini savunarak uygulamaya devam kararı aldı. <strong>(28 Mart 2010)</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Öğrencinin başından peruğunu çekip yere attı</strong></p>
<p style="text-align: left;">Kadıköy Leman Kaya İlköğretim Okulu’nda YGS’ye giren bir öğrencinin peruğu sınav görevlisi tarafından başından zorla alınarak yere atıldı. <strong>(11 Nisan 2010)</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>İspanya’da başörtülü kıza yasak</strong></p>
<p style="text-align: left;">İspanya’da 16 yaşındaki Mbaşörtülü öğrenci okul yönetimi tarafından derslere alınmıyor. <strong>(19 Nisan 2010)</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Fransız kabinesi peçe yasağını onayladı</strong></p>
<p style="text-align: left;">Fransa’da Bakanlar Kurulu, peçeli çarşafın kamuya açık yerlerde tamamen yasaklanmasına ilişkin yasa tasarısını bugün kabul etti. <strong>(19 Mayıs 2010)</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Başörtülü olunca mezun töreni de yasak!</strong></p>
<p style="text-align: left;">Sakarya Üniversitesi şehir stadında düzenlenen mezuniyet törenine başörtülü öğrencileri sokumadı. <strong>(21 Haziran 2010)</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Çarşaflı hastaya profesör doktordan hakaret!</strong></p>
<p style="text-align: left;">KTÜ Tıp Fakültesi Farabi Hastanesi’nde görev yapan profesör ünvanlı bir doktorun, annesine refakat eden Hacer Çoruhlu isimli bir kadını çarşaflı olduğu için hastane odasından hakaret ederek kovduğu iddia edildi. <strong>(22 Haziran 2010)</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>“Atatürk Cumhuriyeti’nin denizini kirletiyorsun!”</strong></p>
<p style="text-align: left;">Çeşme’de çocuklarıyla plaja gelen Hatice Şenocak, ‘haşema’ olarak bilinen ve başı da örten özel mayo ile denize girmek isteyince bir subay eşinin “örümcekler, utanmıyor musun denizi kirletmeye, Atatürk Cumhuriyetini kirletiyorsunuz” şeklinde sözlü saldırısına uğradı. <strong>(07 Ağustos 2010)</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Referandumda başörtüsü yasağı!</strong></p>
<p style="text-align: left;">Referandum oylaması başlamadan sadece saatler önce sandıkların kurulduğu yerleri kamusal alan ilan eden YSK, başörtülülerin görev yapmasını engelledi. <strong>(13 Eylül 2010)</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>“Tesettürlü adaylar başvurmasın lütfen…”</strong></p>
<p style="text-align: left;">Bir iş bulma sitesinde yayınlanan ilanda özel bir firmanın “Tesettürlü adaylar veya bay adaylar başvurmasın lütfen..” ibaresi görenleri dikkat çekti. <strong>(21 Eylül 2010)</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Hitit Üniversitesi yasaktan vazgeçmiyor</strong></p>
<p style="text-align: left;">Çorum Hitit Üniversitesi’nde bazı bölümlerdeki yasağın devam ettirilmesi tepki çekiyor. <strong>(21 Ekim 2010)</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Çankaya’ya askerden başörtüsü boykotu!</strong></p>
<p style="text-align: left;">Çankaya’da Abdullah ve Hayrünnisa Gül’ün ev sahipliği yaptığı resepsiyona Genelkurmay Başkanı Org. Işık Koşaner ve komutanlar katılmadı. <strong>(29 Ekim 2010)</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Erzincan’da başörtülü konuklar içeri alınmadı</strong></p>
<p style="text-align: left;">Erzincan’da Valilik tarafından düzenlenen Cumhuriyet resepsiyonuna başörtülü gelen davetliler içeri alınmadı. Adana’da ise komutanlar başörtülü misafirleri görünce salonu terk etti. <strong>(29 Ekim 2010)</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Başörtülü öğrenciler sınıfa girince hocalar ders işlemedi</strong></p>
<p style="text-align: left;">Uludağ Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Endüstri Mühendisliği Bölümü’nde üç öğretim üyesi öğrencilerinin derslere başörtülü girmesine tepki olarak sınıfta boş boş oturdu. <strong>(29 Ekim 2010)</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>KPSS’de takı diye başörtüsü çıkarttırdılar</strong></p>
<p style="text-align: left;">Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) İlahiyat Fakültesi’nde üniversitenin de avukatı olduğu öğrenilen denetçi bayanın KPSS sınavına gelen başörtülülere zorluk çıkardığı ortaya çıktı. <strong>(31 Ekim 2010)</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Ankara Üniversitesi’nde güvenlikçiler başörtülü öğrencilere saldırdı</strong></p>
<p style="text-align: left;">Yasağın uygulanmaya devam ettiği Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nde başörtülü öğrenciler ve onları korumaya çalışan arkadaşları özel güvenlik görevlilerinin saldırısına maruz kaldı. <strong>(11 Kasım 2010)</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Azerbaycan’da başörtüsü yasağı</strong></p>
<p style="text-align: left;">Azerbaycan Milli Eğitim Bakanı Mısır Merdanov artık hiçbir eğitim kurumunda başörtülü öğrencinin de öğretmenin de olamayacağını açıkladı. <strong>(23 Kasım 2010)</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Peruğu kulağını göstermedi diye sınavı iptal edildi</strong></p>
<p style="text-align: left;">Dikey Geçiş Sınavı’na peruk takarak giren Açıköğretim İlahiyat Fakültesi öğrencisi hakkında kulakları görünmediği gerekçesiyle tutulan tutanak neticesinde sınavının iptal edildiği ortaya çıktı. <strong>(25 Kasım 2010)</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Kuzey Kafkasya’da bir üniversite başörtüsünü yasakladı</strong></p>
<p style="text-align: left;">Kuzey Kafkasya’nın en büyük üniversitelerinden Pyatigorsk Dil Üniversitesi rektörü Alexander Gorbunov, üniversiteye hicablarıyla ve başörtüleriyle gelen öğrencilerin eğitim hakkını yasakladı. <strong>(26 Aralık 2010)</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: left;">&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sosyaldegisim.org/2011/03/basortusu-raporu-2009-2010-aciklandi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Irkçı Değilim Ama&#8230;Yazılı Basında Irkçı &#8211; Ayrımcı Söylemler&#8221;</title>
		<link>http://www.sosyaldegisim.org/2011/02/irkci-degilim-ama-yazili-basinda-irkci-ayrimci-soylemler/</link>
		<comments>http://www.sosyaldegisim.org/2011/02/irkci-degilim-ama-yazili-basinda-irkci-ayrimci-soylemler/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 Feb 2011 15:12:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Lewox</dc:creator>
				<category><![CDATA[Rapor/Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Ayrımcılık]]></category>
		<category><![CDATA[Irkçılık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sosyaldegisim.org/?p=852</guid>
		<description><![CDATA[İnsan Hakları Ortak Platformu’nun Ayrımcılığın Önlenmesi çalışmaları çerçevesinde, Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyelerinden Prof. Dr. Eser Köker ve Doç. Dr. Ülkü Doğanay tarafından yazılan “Irkçı Değilim Ama…Yazılı Basında Irkçı – Ayrımcı Söylemler” başlıklı kitap yayımlandı. “Irkçı Değilim Ama…Yazılı Basında Irkçı Ayrımcı Söylemler” İnsan Hakları Ortak Platformu adına 2009-2010 yıllarında yürütülen ve ulusal ve yerel <a href='http://www.sosyaldegisim.org/2011/02/irkci-degilim-ama-yazili-basinda-irkci-ayrimci-soylemler/'>[...]</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><a href="http://www.sosyaldegisim.org/wp-content/uploads/2011/02/irkci-degilim-ama-yazili-nasinda-irkci-ayrimci-sozler.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-853" title="irkci-degilim-ama-yazili-nasinda-irkci-ayrimci-sozler" src="http://www.sosyaldegisim.org/wp-content/uploads/2011/02/irkci-degilim-ama-yazili-nasinda-irkci-ayrimci-sozler.jpg" alt="" width="161" height="270" /></a>İnsan Hakları Ortak Platformu’nun Ayrımcılığın Önlenmesi çalışmaları çerçevesinde, Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyelerinden Prof. Dr. Eser Köker ve Doç. Dr. Ülkü Doğanay tarafından yazılan “Irkçı Değilim Ama…Yazılı Basında Irkçı – Ayrımcı Söylemler” başlıklı kitap yayımlandı.</p>
<p style="text-align: left;">“Irkçı Değilim Ama…Yazılı Basında Irkçı Ayrımcı Söylemler” İnsan Hakları Ortak Platformu adına 2009-2010 yıllarında yürütülen ve ulusal ve yerel yazılı basında ırkçı-ayrımcı söylemlerin dolaşıma girme, yaygınlaştırılma, yeniden üretilme ve meşrulaştırılma biçimlerine odaklanan bir araştırmanın sonuçlarını ortaya koymakta. <span id="more-852"></span>Ayrımcılığı-ırkçılığı meşrulaştıran ve kuşatan ideolojik çerçevenin kurulmasında, toplumdaki çoğunluğun üyelerinin doğrudan çok az bilgi sahibi olduğu gruplar ve olaylar hakkında kamusal bilgi yayan medyanın önemli bir rolü olduğu kabulünden yola çıkan araştırma 2006 yılına ve 2007’nin ilk ayına odaklanmakta. Bu tarihlerin seçilmesinde, 2006 yılı boyunca Hrant Dink’in Türklüğe hakaret suçundan yargılanmasının devam etmesi, Fransız Parlamentosu’nda Ermeni soykırımını inkâr edenlerin cezalandırılmasına yönelik yasa tasarısının gündeme gelmesi ve oylanması, Kürt sorununun bulunmadığı ve Kürtlerin ve DTP’nin PKK ile işbirliği içinde olduğu iddialarının yaygın biçimde ifade edilmesi, Karikatür Krizi, Papa’nın Türkiye ziyareti ve Rahip Santoro cinayeti nedeniyle Türkiye’deki azınlıkları hedef alan milliyetçi ve ırkçı söylemlerin tırmanışa geçmesi ve bu tırmanışın 2007 yılı başındaki Hrant Dink cinayeti ile doruk noktasına ulaşması önemli rolü oynamakta. Çalışma, okunurluk oranlarına göre seçilen üç ulusal (Posta, Hürriyet, Zaman) ve Türkiye’nin farklı etnik/kültürel yapılara sahip bölgelerinde yüksek tirajları ve okunma oranlarıyla yerel ilişkiler, değer yargıları ve normların yeniden üretilmesine aracılık eden üç yerel (Yeni Balıkesir, Güneyde İmece, Sonsöz) gazetede yer alan haber yorum ve köşe yazılarının analizine dayanmakta.</p>
<p style="text-align: left;">Çalışmanın sonuçları,</p>
<ul style="text-align: left;">
<li>Türkiye’de yazılı basının etnik-dinsel azınlıklara ve “ayrıcalıksız gruplara” yönelen ayrımcılığı ve ırkçılığı sorunlaştırmadığını göstermektedir. Aksine, azınlık grupları hedef alan ırkçı-ayrımcı kanı ve yargılar haber ve yazılarda yeniden üretilirken, bu yargıları olağanlaştıran, tartışılmaz kılan, haklılaştırmalara, gerekçelendirmelere ve inkâra dayalı söylemsel stratejilere başvurulmaktadır.</li>
<li>Gazete sayfalarında, “Irkçı değilim ama…” cümlesinin arkasına saklanırken kolaylıkla milliyetçilikle eklemlenen ırkçı ve ayrımcı dil, inkâr stratejileri aracılığıyla asıl ayrımcılığa uğrayanın Türkiye, ayrımcılık yapanın ise Türkiye’yi insan hakları ve evrensel değerler konusunda yargılayan batının ta kendisi olduğunu iddia edebilmektedir. Çoğunluk aktörlerinin mağdurlar, azınlık aktörlerinin ise failler olarak tanımlandığı ve olumsuz içeriklerle temsil bulduğu bu söylemsel kurguda, gazetecinin sözünü haklılaştırmak üzere başvurduğu kaynaklar ve yaptığı alıntılar, ırkçı-ayrımcı yargıları genelleştirmek, meşrulaştırmak üzere kullanılmaktadır. Böylece çoğunluk aktörleri olarak Türklerin haklılığı kalıp yargılarla yeniden dillendirilirken neredeyse her zaman terör ve şiddetle ilişkilendirilen Kürtler ve “Ermeni Sorunu”nun olağan aktörleri olarak nitelenen Ermenilerle ilgili çözümsüzlük siyaseti yeniden üretilmekte; yaygın inanç dışındakileri hedef alan tahammülsüzlük ve hoşgörüsüzlük beslenmekte; “Yabancılar”a yüklenen dış tehdit algısı büyütülmekte; yabancı kadınları hedef alan söylem ırkçılığın cinsiyetçilik bağlamında yeniden kuruluşunu örneklemektedir.</li>
<li>Ayrımcılık haber ve yazıların tematik yapıları içinde olduğu gibi dilinde de görünür kılınmakta, “satır arasına gizlenen” ifadelere sinmekte, sözcük seçiminde, “olumlu kendi-olumsuz öteki” kurgusuna ve “biz ve onlar” karşıtlığına aracılık eden dil kullanımlarında ve başvurulan çeşitli söylemsel stratejilerde kendini yeniden göstermektedir.</li>
<li>Kürtler, Ermeniler, Hıristiyanlar, Aleviler, Kemalist laiklik anlayışı karşısında tehdit olarak algılanan Müslümanlık biçimleri, Türkiye’de çalışan yabancı kadınlar ve genel olarak yabancılar, yazılı basında olağanlaştırılan ırkçı-ayrımcı söylemin hedefleri arasında yer alırken, bu grupların hak talepleri ne haber kurgusunun ne de haber dilinin içinde yer bulabilmektedir.</li>
<li>Türkiye’de yaşayan Romanlara, Araplara, Süryanilere, Yahudilere, Asyalılara, siyahlara, eşcinsellere yönelen ayrımcılık ise görmezden gelinmekte, bu türden gruplar gazete sayfalarında görünmez kılınmakta, habere konu edildikleri durumlarda ise bunlara yönelik yerleşik kalıp yargılar yeniden üretilmektedir.</li>
</ul>
<p style="text-align: left;">Sonuç olarak, çalışmanın bulguları, basının ırkçı-ayrımcı dilinin olduğu gibi azınlıklar ve onların sorunları konusundaki görmezden gelme halinin de deşifre edilmesi, iletişim alanında yaygın medyayı izleyen sivil kuruluşların kamu otoritelerince desteklenmesi, izleme sonuçlarının yaygınlaştırılması için fonlar yaratılması, demokratik toplum ideali doğrultusunda politik etkinlikte bulunan kolektif öznelerin basın yoluyla halkı kin ve düşmanlığa tahrik edenlere karşı yasal süreç içinde yer alabilmelerini mümkün kılan düzenlemelerin yapılması gerekliliğini bir kez daha ortaya koymaktadır.</p>
<p style="text-align: left;">Çalışmanın elektronik kopyasını aşağıdaki bağlantıdan indirebilirsiniz (pdf, 5.26 MB).</p>
<p style="text-align: left;">İyi okumalar dileriz.</p>
<p style="text-align: left;"><a href="http://www.ihop.org.tr/dosya/diger/irkci_degilim_web.pdf" target="_blank">Irkçı Değilim Ama: Yazılı Basında Irkçı Ayrımcı Söylemler</a><br />
Yazarlar: Eser Köker, Ülkü Doğanay</p>
<p style="text-align: left;"><em>Bu kitap İnsan Hakları Ortak Platformunun Ayrımcılıkla Mücadele Programı kapsamında Kapasite Geliştirme Derneği tarafından yayımlanmıştır.</em></p>
<p style="text-align: left;"><em><br />
</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sosyaldegisim.org/2011/02/irkci-degilim-ama-yazili-basinda-irkci-ayrimci-soylemler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hekimler LGBT hakkında ebeveynlerin sorularını nasıl yanıtlamalıdır?</title>
		<link>http://www.sosyaldegisim.org/2011/02/hekimler-lgbt-hakkinda-ebeveynlerin-sorularini-nasil-yanitlamalidir/</link>
		<comments>http://www.sosyaldegisim.org/2011/02/hekimler-lgbt-hakkinda-ebeveynlerin-sorularini-nasil-yanitlamalidir/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 Feb 2011 08:18:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Lewox</dc:creator>
				<category><![CDATA[Rapor/Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[LGBTT]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sosyaldegisim.org/?p=857</guid>
		<description><![CDATA[Tıp Fakültelerinin toplumun her kesimine eşit derecede sağlık hizmeti götürebilecek kalitede ve kapasitede hekimler yetiştirmesi bir zorunluluktur. LGBT (lezbiyen, gey, biseksüel, transseksüel) bireylerin sağlık sorunlarına yaklaşım konusunda destekleyici ve kabullenici bir eğitim ortamı yaratılamıyorsa toplumun her kesimine eşit düzeyde sağlık hizmeti verilmesinden yoksunuz demektir. Bu noktadan hareketle LGBT bireylerin sağlık sorunlarına eğilme ile ilgili özellikle <a href='http://www.sosyaldegisim.org/2011/02/hekimler-lgbt-hakkinda-ebeveynlerin-sorularini-nasil-yanitlamalidir/'>[...]</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><a href="http://www.sosyaldegisim.org/wp-content/uploads/2011/02/pride-2009_lstag.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-858" title="pride-2009_lstag" src="http://www.sosyaldegisim.org/wp-content/uploads/2011/02/pride-2009_lstag.jpg" alt="" width="180" height="135" /></a>Tıp Fakültelerinin toplumun her kesimine eşit derecede sağlık hizmeti götürebilecek kalitede ve kapasitede hekimler yetiştirmesi bir zorunluluktur. LGBT (lezbiyen, gey, biseksüel, transseksüel) bireylerin sağlık sorunlarına yaklaşım konusunda destekleyici ve kabullenici bir eğitim ortamı yaratılamıyorsa toplumun her kesimine eşit düzeyde sağlık hizmeti verilmesinden yoksunuz demektir. Bu noktadan hareketle LGBT bireylerin sağlık sorunlarına eğilme ile ilgili özellikle tıp fakültelerinde süpervizyonlu eğitimlere ihtiyaç vardır.<span id="more-857"></span></p>
<p style="text-align: left;">Türkiye’de genç heteroseksüel hekimlerin eşcinselliğe ilişkin tutumlarını değerlendirdiğimiz bir çalışmada katılımcıların %94’ü tıp fakültesinde cinsel yönelimler ile ilgili eğitim almadıklarını belirtmişlerdir. Çalışmaya katılan hekimler eşcinselliğe ilişkin genelde olumsuz tutum göstermekle beraber; eşcinsel tanıdığı olan hekimlerin ve psikiyatrların daha olumlu tutum gösterdikleri, inançlı ve geleneklerine bağlı olduğunu belirten hekimlerin daha olumsuz tutum gösterdikleri saptanmıştır.</p>
<p style="text-align: left;">Bir hekimsiniz ve bekleme odanızda bunaltılı görünen bir çift oturuyor. İçeri giriyorlar ve bir ergen olan oğullarının gey olduğunu öğrendiklerini söylüyorlar. Sizden tavsiyelerde bulunmanızı rica ediyorlar. Elbette onların duygularıyla -öfke, suçluluk, yadsıma, sonunda ne olduğunu anlamanın verdiği rahatlama vs.- uğraşmanız gerekiyor fakat aynı zamanda bazı gerçeklere de ihtiyaçları olacak.</p>
<p style="text-align: left;">Not: Başvuran aile oğulları hakkında danıştığı için yazı boyunca ‘‘gey’’ kelimesi kullanılacaktır.</p>
<p style="text-align: left;">Bu iletişim eşcinsellik hakkında kişinin kendi hislerinin duruma karışmamasıyla oluşmalıdır. Ne yazık ki çoğumuz homofobik tutumlarımızın genelde farkında değilizdir ve bu konuyla ilgili konuşmaya başladığımızda kullandığımız dile bunlar bir şekilde yansır. Ebeveynler çok hızlı bir şekilde kendi olumsuz tutumlarını destekleyen mesajları kapıverme eğilimindedirler. Mesela ‘’belki eşcinsel olmayabilir’’(eğer şanslıysanız), ‘’bu artık bir hastalık olarak değerlendirilmiyor’’(ben aslında hastalık olarak da düşünüyorum), ‘’daha önce onu görmüştüm, hiç feminen bir tavrını görmedim’’ (tümü feminen olmuyor mu geylerin?). Şunu unutmamalı ki bir çocuğun açılma süreci ailede bazı evlilik problemlerine ışık tutabilir. Başka sorunlarla oldukça çalkantılı dönemden geçmekte olan ebeveynler çocuklarının açılma sürecinden sonra kendi eski sorunlarından çok bu soruna odaklanma ve fazla tepki gösterme eğiliminde olabilirler.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Çocuğumun gerçekten gey olduğunu nasıl anlayacağım? Hem gey ne anlama geliyor ki?</strong></p>
<p style="text-align: left;">Cinsel yönelim hem bireyin kendisi hem de toplum için bir spektrumdur. Yapılan çalışmalar erişkinlerin çok büyük kısmının tam heteroseksüellik ile tam eşcinsellik arasındaki bölgenin bir yerinde olduklarını oldukça açık bir şekilde ortaya koymuşlardır. Ayrıca cinsel yönelim insanların yatakta yaptıklarından daha fazlasını ifade eder. Bunlardan bazıları kendini ifade biçimi, içinde kimliklendikleri grup ve cinsel fantezilerdir.</p>
<p style="text-align: left;">Bir kişinin eşcinsel fantezileri ve eşcinsel yaşantıları olabilir fakat kendini gey/lezbiyen olarak tanımlamayabilir ve bu grubun bir parçası olarak kendini görmüyor olabilir. Tüm olasılıklar burada mümkündür. Bir ergenin veya herhangi bir yaş grubundaki kimsenin eşcinsel olduğunu ortaya koyacak fiziksel veya psikolojik bir test yoktur.</p>
<p style="text-align: left;">Cinsel çekim hissetmenin birçok yüzeyi vardır. Geç çocukluk ve erken ergenlikte kişisel tarz, dil, algılanan felsefik duruş ve güç, fiziksel özellikler vs. bakımından hem yaşıtlara hem de erişkinlere karşı güçlü çekimler hissedilir. Birçok çocuk ergenliğe yaklaşırken aynı cinsiyetten kişilere karşı bir cinsel çekim hissedebilir, bu hissedişlerin kalıcılığı ve cinsel deneyimlerle geçerliğinin oluşması eşcinsel veya biseksüel kendilik ifadesi ile şekillenebilir.</p>
<p style="text-align: left;">Ne hekimler ne de aileler bir ergenin cinsel yönelimine tanı koyma ihtiyacında olmamalıdır.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Bir eşcinsel ergen desteğe ve açıkça ifade edilmiş ebeveyn sevgisine ihtiyaç duyar.</strong>Ergen bu sürecin sonunda kendini gey olarak tanımlayabilir veya tanımlamayabilir, fakat her iki yol için de zorlanamaz ve zorlanmamalıdır. Olası bir gey çocuğu olan ve çocuklarını tedavi ettirmek için geldiklerini söyleyen aileler çocuklarının ‘‘kendini daha iyi anlaması’’ ve ‘‘kabullenmesi’’ amaçlı danışma alması gerekliliği yönünde cesaretlendirilmelidir.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Bu neden oldu?</strong></p>
<p style="text-align: left;">Neden benim çocuğum gey? Bu benim suçum mu? Tedavi edilebilir mi? Çocuğum en başından beri gey miydi?</p>
<p style="text-align: left;">Cinsel yönelimin kökenleri -heteroseksüellik ya da eşcinsellik olsun- henüz bulunabilmiş değildir. Birçok genetik araştırma olmakla birlikte bu araştırma sonuçları cinsel yönelimde sadece genetik faktörlerin rol oynadığını söylemekten uzaktır.</p>
<p style="text-align: left;">Bildiğimiz bir şey varsa o da cinsel yönelime ebeveynlerin neden olmadığıdır. Çalışmalar sosyolojik veya psikolojik gelişim kuramlarının eşcinselliğin nedenleri üzerine söyledikleri şeyleri desteklememiştir. Açık olan bir gerçek vardır ki ebeveynler çocuklarının cinsel yöneliminden sorumlu tutulamazlar.</p>
<p style="text-align: left;">Troiden’in modeli kendini eşcinsel olarak kimliklendirme sürecini açıklamaya yardımcıdır. Troiden bu süreçte dört evre olduğunu varsayar.</p>
<p style="text-align: left;">1) Duyarlılaşma evresi (Sensitizasyon):</p>
<p style="text-align: left;">Ergenlik öncesindeki dönemdir ve henüz eşcinsellik kişilikle ilintili değildir. Çocuk kendini marjinal ve yaşıtı olan hemcinslerinden farklı hisseder. Çok nadiren bu çocuklar cinsel olarak kendilerinin farklı olduğunu hissedebilir veya kendilerini cinsiyetlerine uygun olmayan davranışlar içinde bulabilirler. Bu insanlar sonraki yıllarda geriye dönüp baktıklarında hissettikleri sıradışılığı eşcinsellikleri ile bağlantılandırabilirler. Lakin ergenlik öncesi dönemdeki bu yaşantılar yaşantılandığı yıllarda cinsel yönelime yorulmamaktadır.</p>
<p style="text-align: left;">2) Kimlik karmaşası evresi (Identity Confusion):</p>
<p style="text-align: left;">Kimlik karmaşası evresi ergenlerin bazı duygularının eşcinsel duygular olduklarını düşünüp bunlardan korkmaları ile başlar. Bu duygular kendilerini gördükleri biçimle uyum içinde değildir ve bunaltıya neden olur. Bu karmaşa toplum ve kültürlerindeki olumsuz basmakalıp eşcinsel modelleri ile oldukça artar. Etek giymeyi çok seven bir kız lezbiyen olamayacağını çünkü bir erkek gibi giyinmekten hoşlanmadığını düşünebilir. Ya da futbol oynamayı çok seven bir erkek ergen bu toplumsal basmakalıp eşcinsel modeli yüzünden aynı hisleri yaşayabilir.</p>
<p style="text-align: left;">Kimlik karmaşasına yanıt Troiden’e göre genel olarak yedi yolla olabilir; a) eşcinsel hislerin ve aktivitenin yadsınması, b) bu durumun geçmesi için çareler aramak, c) eşcinsellik ile ilgili uğraşlarını dizginleyerek kaçınma davranışında bulunmak, d) eşcinsellik karşıtı davranışlar göstermek, e) kendini heteroseksüel aktivitede bulunmaya zorlamak, f) alkol-madde kullanımı, g) alışılagelmiş cümlelerle davranışını tanımlamak (bu bir dönem, deneysel bir şey bu benim için, ben biseksüelim vs. gibi), h) eşcinsel duyguların kabulü.</p>
<p style="text-align: left;">Her insan bu stratejilerden bir veya daha fazlasını değişen zaman aralıklarında kullanabilir. Her yaklaşım rahatsızlık vermeye başlayınca bir diğerine geçilir ve her aşamada kişi kendini anlamaya ve kabul etmeye daha çok yaklaşır. Kendini kabul etme eğer başlangıçtaki eşcinsel bağlantılar olumsuz ise gecikebilir.</p>
<p style="text-align: left;">3) Kimlik varsayımı evresi (Identity assumption)</p>
<p style="text-align: left;">Bu kişinin kendini eşcinsel olarak gördüğü evredir. Genelde erkeklerde onlu yaşların sonu, kadınlarda yirmili yaşların başında yaşantılanır. Bu evrede eşcinsellik kavramının kabul edilmesi zorunlu değildir. Toplumun ve kültürel yapının getirdiği damgalanma korkusuyla birey başa çıkmaya çalışırken eşcinsellerden kaçınabilir ve heteroseksüel olmaya çabalayabilir veya daha olumlusu eşcinsel topluluğunun bir parçası olarak kendini ifade edebilir.</p>
<p style="text-align: left;">4) Kendini kabul etme evresi (commitment)</p>
<p style="text-align: left;">Bu evrede eşcinsellik bir yaşam tarzı olarak benimsenir. Aynı cins ile duygusal bağlar ve cinsellik bir bütünlük halinde yaşantılanır. Bu evrenin başlangıcı çoğunlukla romantik bir ilişkinin başlaması ile olur. Bu evrede neredeyse tüm eşcinseller eğer kendilerine bir seçim hakkı verilse eşcinsel olarak kalmayı seçeceklerini söylerler.</p>
<p style="text-align: left;">Açılma (Coming out) bu evrenin bir parçasıdır. Açılma eşcinsel yönelimin başkalarına açık bir şekilde ifadesidir. Birey önceden daha güvende hissettiği küçük eşcinsel bir grupla paylaştığı bu yönelimi heteroseksüel arkadaşlarıyla, birlikte çalıştığı insanlarla, aile ve işverenleriyle paylaşır.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Sağlıkla ilgili riskleri nelerdir?</strong></p>
<p style="text-align: left;">Bu çocuğumun sağlığını etkileyecek mi? Etkileyebilirse nasıl korunma önlemleri alınabilir?</p>
<p style="text-align: left;">Eşcinselliğin kendisi sağlığı olumsuz yönde etkileyen bir durum değildir. Homofobik bir toplumda eşcinsel olmanın ve bazı cinsel davranışların getirdiği sağlık riskleri söz konusudur.</p>
<p style="text-align: left;">Toplumumuzda eşcinselliğe karşı damgalayıcı yaklaşımlar ilişkili birçok tehlikeye yol açabilmektedir. Birazdan sayacağım sorunların oluşumunda damgalamanın yol açtığı sosyal ve duygusal yalıtımın altta yatıyor olmasının çok büyük bir etkisi bulunmaktadır.</p>
<p style="text-align: left;">Eşcinsel gençlerin morbidite ve mortalitesinin en önde gelen nedeni toplumumuzda oldukça yaygın olan homofobik yaklaşımlardır. Sadece başkalarındaki homofobi değil, bir eşcinselin içselleştirmiş olduğu homofobi de oldukça düşük kendilik değerine ve bunun sonuçlarına yol açmaktadır.</p>
<p style="text-align: left;">İçselleştirilmiş öfke:</p>
<p style="text-align: left;">Bir eşcinsel ergendeki en ciddi sağlık risklerinden biri intihardır. Çalışmalarda gey ergenlerin intihar açısından oldukça riskli bir grup olduğu ortaya konmuştur. İntihar teşebbüsleri ergenin eşcinsel olduğunu öğrenmiş olan ailesinin ve yaşıtlarının duygusal ya da fiziksel anlamda ergeni cezalandırdığı, acı çektirdiği dönemlerde olabilir. Eşcinsellik ile ilgili alay edici şaka ve söylemlerin düşük kendilik değerine uyarlanması da bu teşebbüslere yol açabilir.</p>
<p style="text-align: left;">Aynı baskılar alkol-madde kullanımına da yol açabilmektedir. Özellikle gey ergenler bu açıdan da risk altındırlar.</p>
<p style="text-align: left;">Şiddet:</p>
<p style="text-align: left;">Eşcinsel ergenler heteroseksüel yaşıtlarına göre şiddete daha çok maruz kalabilmektedirler. Aile içindeki şiddet de azımsanmayacak düzeylerdedir.</p>
<p style="text-align: left;">Cinsel yolla bulaşan hastalıklar:</p>
<p style="text-align: left;">Eşcinsel olmanın kendisi bir kişiyi cinsel yolla bulaşan hastalıklara yatkın kılmaz. Lakin, çok sayıda partnerle girilebilecek anal ilişkiler gonore, sifiliz, hepatit ve diğer (giardiyazis, şigella enfeksiyonu, amip vs.) hastalıklara yol açabilir. Bu nedenle böyle riskli bir davranışta bulunulacaksa prezervatif kullanmak çok ama çok önemlidir. Lezbiyenler heteroseksüel kadınlara göre cinsel yolla bulaşan hastalıklar açısından daha düşük risk altındadırlar.</p>
<p style="text-align: left;">AIDS çocuğunun gey olduğunu öğrenen bir ailenin belki de günümüzde en çok korkacağı durumdur. Şunu gene hatırlatmak gerekir ki AIDS prezervatif kullanımıyla geçişi oldukça azalan bir hastalıktır. Bir ergen yüksek bir kendilik değeri ve kendini kabul haline sahipse güvenli cinsel deneyimlerde bulunması daha olasıdır. Kendini feci, rezil vs. bulan birinin hayatında kendini korumaya yönelik alacağı önlemler de oldukça azalır.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Eşcinsellerin sosyalize olacağı alanlardaki azlık ve yokluk da bu noktada çok önemlidir. Bir duygusal ilişkinin idaresinin öğrenimi böyle ortamlarda olur. Bir ilişkiye başlama, buluşma talep etme, buluşma, görüşme, duygusal alış-veriş, yavaşça cinselliğe doğru yönelme bu sosyalizasyondaki yetersizlikten dolayı oldukça kısıtlıdır. Bu nedenle eşcinseller adı meçhul, belirsiz kimselerle güvensiz cinsel deneyimlere maruz kalmaktadır. Bu bireylerin diğer eşcinsellerle olumlu ve düzeyli bir sosyalizasyon yaşayacakları bir şansa sahip olmaları bu noktada çok önemlidir.</strong></p>
<p style="text-align: left;">Büyük şehirlerde eşcinsellerin oluşturmuş olduğu organizasyonlar (KAOS GL (Ankara), Lambda (İstanbul) vs.) bu iletişimlerin gelişmesi için doğru yerlerdir. Fakat küçük şehirlerde yaşayan eşcinseller ülkemizde böyle bir şanstan da yoksundurlar.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Peki, başka riskler de var mı?</strong></p>
<p style="text-align: left;">Evet var. Bunlardan belki de en önemli ikisi okuldan ayrılma ve evsizliktir. Özellikle gey ergenler heteroseksüel yaşıtlarından daha sıklıkla eğitimlerini bırakma eğiliminde olabilmektedirler. Sınıf arkadaşları ve hatta öğretmenlerinden gördükleri duygusal bazen de fiziksel baskılar bunun önde gelen nedeni olabilmektedir. Hekim ve ailelerin görevi okulda böyle bir ayrımcılığın yaşanmasını azaltmak ve karşı çıkmak olmalıdır.</p>
<p style="text-align: left;">Eşcinseller evsiz de kalabilmektedir. Cinsel yönelimin açımlanmasının ardından ailede görmüş oldukları baskılar ve aşağılamalar bazen onlara başka bir şans bırakmamaktadır. Gey ergenlerin ailelerinden cinsel şiddet görme oranları da çalışmalarda yüksek bulunmuştur. Bunun faili çoğunlukla cinsel yöneliminden dolayı çocuğun kendi kendini suçlayacağının farkına varmış biridir. Evden ayrılmak da bu sorunun azalmasına yol açmaz, dışarıda da hatta devlet koruması altında bile bu gençlere yönelen taciz ve tecavüzler sıktır.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Ama ben torun istiyorum!</strong></p>
<p style="text-align: left;">Ailelerin kafasında çocuklarının gelecekleri için bir imaj vardır. Bu imaj çoğu zaman kendileri ve çevrelerindekilerin çocukları gibi karşı cinsle bir evlilik sürmekte olan, çocuk sahibi bir bireydir. Eşcinselliğin açımlanmasının ardından aile bir kayıp duygusu yaşar. Bu çocuklarının kendisinin kaybı gibi algılanır oysa kaybettikleri şey kendi yaratmış oldukları imajdır.</p>
<p style="text-align: left;">Ebeveynlerle empatik bir şekilde görüşülmesi ve ardından bununla yavaşça yüzleştirilmeleri yerinde olur.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Bundan sonra ne yapabilirim?</strong></p>
<p style="text-align: left;">Belki de en önemli nokta ailelerin çocuklarının bu açılmanın öncesindeki çocuğun aynısı olduğunun farkına varmaları olmalıdır. Sakin olmaya cesaretlendirilmeli ve sonradan pişman olacakları şeyler yapmadan iyice düşünmeleri öğütlenmelidir. Lezbiyen ve geylerin ailelerinden oluşan destek grupları bu noktada önerilebilir. Bunlar çocukları ile gurur duyan lezbiyen ve geylerin ebeveynlerinin iyi bir rol modeli oluşturduğu ortamlardır. İstanbul için LİSTAG (Lambda İstanbul Aile Grubu) yönlendirilebilecekleri yerlerden biridir. Ankara için ise her ayın ilk salı günü Türkiye Psikiyatri Derneği Genel Merkezi’nde yapılan aile toplantıları mevcuttur.</p>
<p style="text-align: left;">Size gelen anne ve babanın önünde iki seçenek vardır. Biri bu durumu olumlu kabul etmeye başlayıp çocuklarına destek olmak, sevgi vermeye devam etmek ve diğer eşcinsel aileleri ile görüşerek bilgi, fikir alışverişinde bulunmak. Diğeri bunu olumsuz algılayıp çocuğunun eşcinsel olduğunu kabul etmemek, bundan onu kurtaracağı düşüncesi ile değişik hatta zarar verici yardım arama girişimlerinde bulunmak, çocuğun reddi ve belki takiben açık veya kaplı olarak evden ayrılmaya zorlanması. Bu zor dönemlerinde aileler hekim tarafından desteklenmeli ve doğru bilgilendirilmelidir. Ailelerin olumlu bakışlarının ardından okulda, sosyal ortamlarda eşcinsellerin haklarını savunan bir düzlemde çalışmaları desteklenebilir.</p>
<p style="text-align: left;"><em>Yararlanılan Kaynaklar:</em></p>
<ul style="text-align: left;">
<li>Altunöz ve ark., Genç Heteroseksüel Hekimlerin Eşcinselliğe ilişkin Tutumlarının Değerlendirilmesi; Poster Bildirisi, Ulusal Psikiyatri Kongresi, İzmir (2010)</li>
<li>Gregory ve ark., Gay, Lesbian And Bisexual İssues And Medical Curricula, Can Med Assoc J,155:709-711, (1996)</li>
<li>Kaufman ve ark, Answering Parents’ Questions About Homosexuality, J Canadian Family Physician, 37:1197-1201, (1991)</li>
</ul>
<p style="text-align: left;"><strong>Umut Altunöz/Dr, Araştırma Görevlisi/ Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı</strong></p>
<p style="text-align: left;">
<p style="text-align: left;">Kaynak: <a href="http://www.kaosgl.org/icerik/hekimler_escinsellik_hakkinda_ebeveynlerin_sorularini_nasil_yanitlamalidir" target="_blank">Kaos GL</a></p>
<p style="text-align: left;">
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sosyaldegisim.org/2011/02/hekimler-lgbt-hakkinda-ebeveynlerin-sorularini-nasil-yanitlamalidir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ECRI Dördüncü Türkiye Raporu</title>
		<link>http://www.sosyaldegisim.org/2011/02/ecri-dorduncu-turkiye-raporu/</link>
		<comments>http://www.sosyaldegisim.org/2011/02/ecri-dorduncu-turkiye-raporu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 Feb 2011 05:32:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Lewox</dc:creator>
				<category><![CDATA[Rapor/Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Irkçılık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sosyaldegisim.org/?p=844</guid>
		<description><![CDATA[Avrupa Konseyinin bağımsız uzmanlardan oluşmuş izleme mekanizması olan “Irkçılığa ve Hoşgörüsüzlüğe Karşı Avrupa Komisyonu” (ECRI), Türkiye hakkındaki dördüncü izleme dönemi raporunu yayımladı. ECRI raporda, son rapordan bu yana sağlanan gelişmeleri memnuniyetle karşıladığını ifade etmekle birlikte, kaydedilen ilerlemelere rağmen yaşanan sorunlara dikkat çekiyor. Raporda öne çıkan bazı sorunlar şunlar: Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 12 No’lu Protokolü <a href='http://www.sosyaldegisim.org/2011/02/ecri-dorduncu-turkiye-raporu/'>[...]</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><a href="http://www.sosyaldegisim.org/wp-content/uploads/2011/02/Untitled-1.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-845" title="ECRI Dördüncü Türkiye Raporu" src="http://www.sosyaldegisim.org/wp-content/uploads/2011/02/Untitled-1.jpg" alt="" width="153" height="216" /></a>Avrupa Konseyinin bağımsız uzmanlardan oluşmuş izleme mekanizması olan “<strong>Irkçılığa ve Hoşgörüsüzlüğe Karşı Avrupa Komisyonu</strong>” (ECRI), Türkiye hakkındaki dördüncü izleme dönemi raporunu yayımladı.</p>
<p style="text-align: left;">ECRI raporda, son rapordan bu yana sağlanan gelişmeleri memnuniyetle karşıladığını ifade etmekle birlikte, kaydedilen ilerlemelere rağmen yaşanan sorunlara dikkat çekiyor. Raporda öne çıkan bazı sorunlar şunlar: <span id="more-844"></span></p>
<ul style="text-align: left;">
<li>Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 12 No’lu Protokolü Türkiye tarafından henüz kabul edilmedi.</li>
<li>Türkiye hukukunda ırk ayrımcılığının henüz bir tanımı yok ve ayrımcılıkla mücadeleye ilişkin kapsamlı bir mevzuat da henüz oluşturulmuş değil.</li>
<li>Buna bağlı olarak ırkçı ayrımcılık fiillerine yönelik yasal mevzuatta ağırlaştırıcı hükümlere yer verilmemektedir.</li>
<li>Dernekler Kanunu ve Siyasi Partiler Kanunu’nda yer alan bazı ayrımcı maddeler ve bu kanunların uygulanması da endişe kaynağı oluşturmaktadır.</li>
<li>Türkiye’de henüz ırkçılık ve ırkçı ayrımcılıkla mücadele konusunda uzmanlaşmış ve bağımsız uluslararası bir oluşum yok.</li>
<li>Türkiye’deki azınlık gruplarının mensupları barışçı görüşlerini ifade ettikleri hallerde bile ceza hukukunda yer alan hükümlere göre cezalandırılmakta; bu grupların barış yanlısı ifadeleri dahi hala Türkiye devletinin bütünlüğüne tehdit olarak algılanmaktadır.</li>
<li>Türkiye’de azınlık gruplarının yasal durumlarındaki belirgin eşitsizlikler sürüyor.</li>
<li>Azınlıkların ana dillerinde eğitimi için gerekli ders kitapları ve öğretmen açığı sürüyor.</li>
<li>Azınlıkların yoğun olduğu bölgelerde okula giden çocuk sayısı, ortalamanın altındadır.</li>
<li>Türkiye hukuk sisteminde kapsamlı iltica yasaları mevcut değildir.</li>
<li>Son yıllarda ırkçı şiddet olayları meydana gelmiş ve mağdurlar ciddi saldırılara maruz kalmıştır. Aşırı milliyetçi ve aşırı sağcı yayınlarda alenen yer alan antisemit ifadeler çoğu zaman cezasız kalmaktadır.</li>
<li>Azınlık mensuplarından bazıları polis nezaretinde iken yaşamını yitirmiştir.</li>
<li>Türkiye’de çeşitli azınlık gruplarının ya da ırkçılığın ve ırk ayrımcılığının boyutlarını değerlendirecek tutarlı ve kapsamlı bir veri sistemi henüz bulunmamaktadır.</li>
</ul>
<p style="text-align: left;">Rapora ilişkin diğer ayrıntılar ve ECRI’nin Türk hükümetine yaptığı tavsiyeler için <a href="http://www.durde.org/wp-content/uploads/2011/02/TUR-CBC-IV-2011-005-TUR.pdf" target="_blank">tıklayın</a> (Acrobat formatında ve 1,5 MB boyutunda).</p>
<p style="text-align: left;">
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sosyaldegisim.org/2011/02/ecri-dorduncu-turkiye-raporu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>HIV pozitiflerin yaşadığı hak ihlalleri</title>
		<link>http://www.sosyaldegisim.org/2010/12/hiv-pozitiflerin-yasadigi-hak-ihlalleri/</link>
		<comments>http://www.sosyaldegisim.org/2010/12/hiv-pozitiflerin-yasadigi-hak-ihlalleri/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 10 Dec 2010 04:33:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Lewox</dc:creator>
				<category><![CDATA[Rapor/Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[HIV/AIDS]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sosyaldegisim.org/?p=757</guid>
		<description><![CDATA[Pozitif Yaşam Derneği tarafından 2008–Aralık 2009 tarihleri arasında sağlanan 120 hukuki danışmanlık hizmetinden yararlanarak hazırlanan raporda ilginç sonuçlar ortaya çıktı. Global Dialogue ve Açık Toplum Vakfı tarafından desteklenen raporda HIV ile yaşayan kişilerin yaşadığı toplamda 162 insan hakkı ihlali kaydı yapıldı. İhlaller ile ilgili yapılan incelemelerde bazı vakaların birden fazla hak ihlalini içerdiği gözlemlendi. Bu <a href='http://www.sosyaldegisim.org/2010/12/hiv-pozitiflerin-yasadigi-hak-ihlalleri/'>[...]</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><a href="http://www.sosyaldegisim.org/wp-content/uploads/2010/12/Foto_Gencer-Yurttaş.hlarge.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-758" title="Foto_Gencer Yurttaş.hlarge" src="http://www.sosyaldegisim.org/wp-content/uploads/2010/12/Foto_Gencer-Yurttaş.hlarge-300x117.jpg" alt="" width="270" height="105" /></a>Pozitif Yaşam Derneği tarafından 2008–Aralık 2009 tarihleri arasında sağlanan 120 hukuki danışmanlık hizmetinden yararlanarak hazırlanan raporda ilginç sonuçlar ortaya çıktı.</p>
<p style="text-align: left;">Global Dialogue ve Açık Toplum Vakfı tarafından desteklenen raporda HIV ile yaşayan kişilerin yaşadığı toplamda 162 insan hakkı ihlali kaydı yapıldı. İhlaller ile ilgili yapılan incelemelerde bazı vakaların birden fazla hak ihlalini içerdiği gözlemlendi. Bu sebepten toplam ihlal sayısı vaka sayısını aştı.<span id="more-757"></span></p>
<p style="text-align: left;">Bireysel ve toplumsal önyargıların devam ettiğini, HIV ile yaşayan kişilerin kötü muameleye maruz kaldığını, anayasal ve yasal birçok haklarının ihlal edildiği vurgulayan Pozitif Yaşam Derneği Hukuk Danışmanı Avukat Habibe Yılmaz Kayar, raporu şu cümlelerle değerlendirdi:</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Sağlık kurumlarındaki hak ihlalleri devam ediyor</strong></p>
<p style="text-align: left;">“PYD tarafından yayınlanan ilk iki hak ihlalleri raporunda olduğu gibi 2009 dönem raporunda yine birinci sırayı sağlık kuruluşlarında yapılan ihlallerin teşkil ettiğini görmekteyiz. Sağlık kuruluşlarında ve sağlık çalışanları tarafından HIV ile yaşayan kişilerin maruz kaldıkları ihlaller, ayrımcılığa maruz kalma, kişinin rızası olmadığı sürece gizli kalması gereken özel hayat bilgileri ve tıbbi verilerin üçüncü kişiler veya kurumlar ile paylaşılmasından anayasal bir hak olan sağlık ve tedavi hakkının engellenmesi farklı biçimlerde tezahür etmektedir.”</p>
<p style="text-align: left;">Sağlık kurumunda ve sağlık çalışanları tarafından hak ihlalinin yapılmaması gerektiğini kaydeden Kayar, “Bir kişinin, sırf HIV statüsü sebebiyle, ayrımcılığa maruz bırakılarak, ameliyat edilmesinin reddedilmesi, bireyin en temel anayasal haklarından birinden mahrum bırakılması anlamına gelir. Her sağlık kurumu, çalışan ve doktorlar, her hastayı tanısı ne olursa olsun, HIV tanısı mevcutmuş gibi, gerekli önlem ve teşekkülleri sağlayarak tedavi ve ameliyat etmelidir ve bunun önünde makul gösterilebilecek hiçbir engel bulunmamaktadır” dedi.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Tedavi ve çalışma hakkı, anayasal haktır</strong></p>
<p style="text-align: left;">Çalışma hayatında yaşanan ihlallerin sayısının arttığına dikkat çeken Kayar, HIV ile yaşayan kişiler HIV tanıları sebebiyle işlerinden çıkarılmakta, ayrımcılığa uğramakta, çalışma hakkından ve sosyal güvenceden mahrum bırakılmaktadır” diye konuştu. Bu ihlallerin tedaviye erişimi engellediğini kaydeden Kayar şöyle devam etti:</p>
<p style="text-align: left;">“HIV pozitif bireylerin tedaviye ulaşım hakları ellerinden alınmaktadır. Aynı zamanda bu duruma maruz kalan HIV pozitif bireyler iş çevrelerinde deşifre olmakta ve sosyal ve iş çevrelerinden izole edilmektedir. Bu süreç, zincirleme bir biçimde gelişmekte ve HIV ile yaşayan kişileri çok farklı biçimlerde ihlallere maruz bırakmaktadır.”</p>
<p style="text-align: left;"><strong>HIV ile yaşayanlar AİHM’de</strong></p>
<p style="text-align: left;">2009 Hak İhlalleri Raporu’nun hazırlanmasının en önemli ayaklarından birini oluşturan Pozitif Yaşam Derneği tarafından, Türkiye genelinde HIV popülâsyonunun en yüksek olduğu 6 ilde “HIV ile Yaşayan Kişilerin Hukuki Sistemi Kullanımlarının Güçlendirilmesi-Hukuk Poliklinikleri Projesi” yürütülüyor.</p>
<p style="text-align: left;">Projenin Koordinatörü Cenk Soyer, proje kapsamında HIV ile yaşayan kişilere hukuki danışmanlık sağlandığını söyledi ve “Verilen hukuki danışmanlıklardan 14 tanesi için danışanların isteği ve onayı doğrultusunda idari veya adli başvuru yapıldı. 14 vakanın 4’ü için iç hukuk yolları tüketilmiş olduğu için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvuruda bulunuldu” dedi.</p>
<p style="text-align: left;">Kararların emsal teşkil edeceğine vurgu yapan Soyer; “Bu rapor döneminde HIV pozitif kişilerin yaşadıkları ihlâllerde hukuksal mücadele yoluna gitmelerinde artış gözleniyor. Yargı sürecine götürülen hak ihlalleri vakaları devam ediyor. Özellikle AİHM’ne götürülen vakaların neticelenmesi sonucu verilecek kararlar, ileriki süreçte HIV ile yaşayan kişilerin maruz kalabilecekleri ihlallere emsal teşkil edecek kararlar olacaktır” şeklinde konuştu.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Ayrımcılık artıyor</strong></p>
<p style="text-align: left;">2007 ve 2008 verilerini içeren hak ihlalleri raporlarında çalışma alanı ve işyerlerinde yaşanan ihlaller daha geri sıralarda yer alırken, 2009 dönem raporunun verilerinde işyerinde yaşanan ihlaller ve ayrımcılık vakalarında ciddi artış olduğu ve bu vakaların, hak ihlallerinde ikinci sıraya yerleştiği görülüyor.</p>
<p style="text-align: left;">
<p style="text-align: left;">Kaynak: <a href="http://www.ntvmsnbc.com/id/25158319/" target="_blank">NTVMSNBC</a></p>
<p style="text-align: left;">
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sosyaldegisim.org/2010/12/hiv-pozitiflerin-yasadigi-hak-ihlalleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BM: İşkenceye Sıfır Tolerans lafta kaldı</title>
		<link>http://www.sosyaldegisim.org/2010/11/bm-iskenceye-sifir-tolerans-lafta-kaldi/</link>
		<comments>http://www.sosyaldegisim.org/2010/11/bm-iskenceye-sifir-tolerans-lafta-kaldi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Nov 2010 06:09:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Lewox</dc:creator>
				<category><![CDATA[Rapor/Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[İşkence]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sosyaldegisim.org/?p=690</guid>
		<description><![CDATA[Birleşmiş Milletler İşkenceye Karşı Komite, hükümeti sert şekilde eleştirerek işkence iddialarının etkin olarak soruşturulması ve işkencenin cezasız kalmaması için bir dizi acil önlem almaya çağırdı. 1-19 Kasım’da Cenevre’de toplanan komite, Türkiye’nin dört yıl gecikmeyle verdiği periodik raporla ilgili değerlendirme ve önerilerini açıkladı. 10 bağımsız uzmandan oluşan komite üye devletlerin İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlıkdışı veya Aşağılayıcı <a href='http://www.sosyaldegisim.org/2010/11/bm-iskenceye-sifir-tolerans-lafta-kaldi/'>[...]</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><a href="http://www.sosyaldegisim.org/wp-content/uploads/2010/11/iskence3.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-691" title="iskence3" src="http://www.sosyaldegisim.org/wp-content/uploads/2010/11/iskence3-300x246.jpg" alt="" width="243" height="199" /></a>Birleşmiş Milletler<a href="http://www2.ohchr.org/english/bodies/cat/index.htm"> İşkenceye Karşı Komite</a>, hükümeti sert şekilde eleştirerek işkence iddialarının etkin olarak soruşturulması ve işkencenin cezasız kalmaması için bir dizi acil önlem almaya çağırdı.</p>
<p style="text-align: left;">1-19 Kasım’da Cenevre’de toplanan komite, Türkiye’nin dört yıl gecikmeyle verdiği periodik raporla ilgili değerlendirme ve önerilerini açıkladı. 10 bağımsız uzmandan oluşan komite üye devletlerin İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlıkdışı veya Aşağılayıcı Muamele ve Cezaya Karşı Sözleşme’ye uyumunu izliyor.<span id="more-690"></span></p>
<p style="text-align: left;">Türkiye 1984′te oluşturulan sözleşmeyi dört yıl sonra imzaladı. Opsiyonel protokolüyse ısrarlı çağrılara karşın henüz onaylamadı.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Etkin soruşturma, caydırıcı cezalandırma</strong></p>
<p style="text-align: left;">Raporda, Türkiye’nin bir önceki rapordan bu yana bir dizi uluslararası insan hakları sözleşmesini imzalaması, 2004 ve 2005′te Ceza Kanunu ve Ceza Muhakemeleri Kanunu’nda işkence suçunun cezasının artırılarak savunma hakkının genişletilmesi, 2010 Anayasa değişikliği  ve hükümetin “sıfır tolerans” açıklaması olumlu gelişmelere arasında sayıldı.</p>
<p style="text-align: left;">Komitenin endişe belirttiği konularsa oldukça uzun; uygulama ve düzenlemelerle ilgili eksiklere işaret ediyor:</p>
<p style="text-align: left;"><strong>İşkence ve cezasızlık</strong>: Komite süregiden işkence iddialarından, iddiaların bağımsız ve etkin şekilde soruşturulmamasından, suçlu bulunan kamu görevlilerininse cezalarının ertelenmesinden ciddi endişe duyduğunu söyledi. Soruşturmaların işkence değil, aşırı güç kullanmak gibi daha az ceza öngören TCK maddelerinden yürütüldüğünü ekledi.</p>
<p style="text-align: left;">Suçlananların soruşturmayı etkileyememeleri için soruşturma sırasında açığa alınması ya da uzaklaştırılmasını, “aşırı güç kullanımı”yla “işkence” suçu arasındaki ayrımın belirginleştirilmesini; kötü muamele ve işkence iddialarını etkin soruşturacak bağımsız mekanizmaların kurulmasını derhal kurulmasını önerdi.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Etkin soruşturma yokluğu:</strong> Komite savcıların işkenceyle suçlanan kolluk görevlileriyle ilgili soruşturmayı yine kolluğun yapması, savcıların engellerle kaşılaştığı iddialarından ve polise karşı idari soruşturma usülünün şeffaf ve açık olmamasından endişe duyduğunu belirtti. Sadece Bakanlığa bağlı Adli Tıp’ın bulgularının delil kabul edilmesi, bağımsız bir polisten şikayet mekanizmasının bulunmaması ve soruşturmaların ele alınış biçimi de endişe konusu.</p>
<p style="text-align: left;">Komite adli kolluğun ve savcılığın soruşturmaların etkin ve bağımsız olması için yetki, donanım ve sayılarının artıtılmasını önerdi. Savcı gelene kadar delillerin kaldırılmamasını, mahkemelerin ortadan kaldırılan delillerin önemli olabileceği olasılığnı göz önüne almasının sağlanmasını da söyledi.</p>
<p style="text-align: left;">Ayrıca, kurum bağlantısı gözetmeksizin, <a href="http://bianet.org/bianet/insan-haklari/112653-4-000-hekim-1-500-savci-ve-hakim-iskenceyi-belgeleme-egitimi-aliyor">İstanbul Protokolü</a> üzerine eğitim almış tüm uzman adli tıp doktorları ve sağlık personelinin sağladığı raporlar savcılar ve yargı yetkililerince değerlendirilmeli. Bağımsız polis şikayet mekanizması kurulmalı. CMK’nin 24 maddesi değiştirilerek anlaşmayla ilgili ihlallerle suçlanan üst düzey yetkililerin soruşturulması için özel izin gereği kaldırılmalı.</p>
<p style="text-align: left;">***</p>
<p style="text-align: left;"><strong>İşkence Suçunda Zaman Aşımını Kaldırın</strong></p>
<p style="text-align: left;">BM İşkenceye Karşı Komite’nin Türkiye’nin üçüncü periodik raporu üzerine hazırladığı değerlendirme ve öneriler arasında şu noktalar da var:</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Kaybedilmeleri soruşturmakta başarısızlık</strong>: Komite kaybedilenlerle ilgili hükümet tarafından bilgi verilmemesinden endişe duyduğunu söyledi. BM çalışma grubunun 63 zorla kayıp davasından bahsettiğini, AİHM’de Türkiye’nin mahkum olduğu kayıp davalarıyla ilgili soruşturmaların durumu hakkında bilgi verilmediğini belirtti. Bu soruşturmaların durumu hakkında şeffaf bilgi olmadığını, kayıp ailelerinin bilgilendirilmediğini ekledi.</p>
<p style="text-align: left;">Komite eleştiri konularının giderilmesini istedi. Hükümeti Tüm Kişilerin Zırla Kaybedilmeden Korunması Üzerine Uluslararası Sözleşmeyi imzalayıp uygulamaya koymaya çağırdı.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Yasadışı cinayetler:</strong> Komite hükümetin “terörizmle mücadele sırasında insan hakları ve temel özgürlüklerin korunması ve özendirilmesi” konusunda yaptıkları hakkında bilgi vermediğini; 2004′te <a href="http://bianet.org/bianet/insan-haklari/110990-dort-yil-oldu-ugur-kaymaz-cinayetinden-ceza-alan-yok">Kızıltepe’de</a> ve 2005′te <a href="http://bianet.org/bianet/siyaset/107480-semdinli-davasi-19-eylule-ertelendi-yeniden-kesif-yapilacak">Şemdinli’deki</a> olaylarda güvenlik güçlerinin rolünün tarafsız, kapsamlı, şeffaf biçimde soruşturulması ve adil yargılamaya konu olmasıyla ilgili de bilgi verilmediğini, bundan endişe duyduğunu belirtti.</p>
<p style="text-align: left;">Bu olaylarda suçluların uygun şekilde belirlenmesi ve cezalandırılmasını istedi.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Temel yasal güvencelere getirilen kısıtlamalar: </strong>Komite Terörle Mücadele Kanunu’na göre gözaltına alınanların 24 saat avukatla görüştürülememesi, beş yıldan az hapis cezası öngören suçlarla suçlananlara adli yardım verilmemesini, bağımsız tıbbi muayene hakkının olmamasını ve tutukluluların acil doktor başvurusu hakkının kısıtlanmasını özellikle endişe verici bulduğunu belirtti. Tutukluluların tıbbi muayenesi sırasında resmi görevlinin bulunmasının da endişe verici olduğunu ekledi.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Uygulamayla ilgili değerlendirmeler</strong>: Komite taleplerine rağmen istatistiki bilgi verilmemesini esefle karşıladığını söyledi. Özellikle de kolluk, güvenlik güçleri, hapishane personeli; göçmen ve ilticacıların sınırdışı edilmeleri, gözaltı kayıtlarına erişim, yargılama süreleri, rehabilitasyon ve tazminatlar, insan ticareti ve cinsel şiddetle ilgili şikayetler, soruşturmalar, kovuşturmalar ve mahkumiyetlerle ilgili veri verilmemesinin anlaşmaya uyumla ilgili değerlendirme yapmayı güçleştirdiği vurgulandı.</p>
<p style="text-align: left;">Kolluğun aşırı güç kullanması ve işkence ve kötü muameleden şikayet edenleri yıldırmak için karşı eylemler: Komite, hükümetin aşırı güç kullanımı kabul ettiğini ve bununla mücadele ettiğini söylemesine karşın eylemcilere yönelik polis şiddetinden endişe duyduğunu açıkladı. PVSK değişikliğiyle polisin gerekçesiz kimlik  kontrolü yetkisine kavuşması ve polis ve jandarmanın ölümlü silah kullanımını vurguladı.</p>
<p style="text-align: left;">Kitlesel eylemlerin kontrolüyle ilgili standartların BM Kolluk Güçlerince Güç ve Silah Kullanımıyla İlgili Temel İlkeler’le uyumlu hale getirilmesini isteyen komite PVSK’nin uygulanmasıyla ilgili bir izleme mekanizması kurulmasını istedi.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Çocuklar, kadınlar, cezaevleri, karakollar…</strong></p>
<p style="text-align: left;">Komite ayrıca hükümeti kötü muamele ve işkence mağdurlarının uygun şekilde tazmin edilmesi ve rehabilite edilmesi için bir destek programı oluşturmaya çağırdı.</p>
<p style="text-align: left;">Mülteciler ve sığınmacıların tutulduğu “misafirhanelerin” denetime açılmasını, buralarda yaşam koşullarını iyileştirilmesini ve yeni sığınakların yapılmasını önerdi. Cenevre Konvansiyonu’ndan coğrafi çekincesini kaldırmaya, tüm mültecilerin UNHCR tarafından sunulan korumaya erişimini sağlamaya, sığınma başvurularını erişilebilir kılmaya ve avukat desteği sağlamaya çağırdı.</p>
<p style="text-align: left;">Sivil toplum örgütlerinin, avukatların, sağlık personelinin ve baro üyelerinin gözaltı mekanlarına bağımsız ziyaret yapabilmesi için resmi düzenleme talep etti.</p>
<p style="text-align: left;">Cezaevlerinin aşırı kalabalığından ciddi endişe duyduğunu söyleyen komite hükümetin de bunu kabul ettiğini ancak alternatif özgürlüğünden yoksun bırakma uygulamalarının yokluğundan, uzun yargılama sürelerinden endi,şe duyduğunu belirtti. Tüm karakol ve sorgulama odalarına video izleme sistemi kurulmasını, Bilgi Edinme Yasası’ndaki kısıtların gözden geçirilmesini, cezaevlerine yeterli personel atanmasını istedi.</p>
<p style="text-align: left;">Kadına yönelik gözaltında cinsel şiddet ve işkence iddialarının endişe verici olduğunu söyleyen komite etkin soruşturma ve mağdurlar için tazminat, rehabilitasyon verilmesini önerdi. Komite kadına yönelik aile içi şiddet, “namus cinayetleri”, fiziksel ve cinsel şiddetin boyutunun endişe verici olduğunu belirterek donanımlı sığınakların, yardım hatlarının ve diğer koruyucu önelemlerin alınmasını, kapsamlı bir veri tabanı oluşturulmasını istedi.</p>
<p style="text-align: left;">Komite 2010 değişikliğine rağmen çocukların yetişkinlerle aynı koşullarda gözaltına alınabildiğini, gözaltında şiddet görebildiğini, sorgulamaların hukuki destek verilmeden yapılabildiğini belirtti. Hükümeti çocukları özgürlüğünden yoksun bırakmayı ancak son çare olarak kullanacak bir sistem oluşturmaya çağırdı.</p>
<p style="text-align: left;">Çocuğa yönelik fiziksel şiddeti okulda, evde ve diğer mekanlarda açıkça yasaklayacak bir düzenleme yapmaya çağırdı.</p>
<p style="text-align: left;">Komite işkence iddialarına ilişkin zaman aşımı süresinin TCK’den tamamen kaldırılmasını istedi. Hükümeti OPCAT’ı onaylamaya çağırdı.</p>
<p style="text-align: left;">Türkiye’nin bir sonraki raporunu Kasım 2014′e kadar vermesi gerekiyor.</p>
<p style="text-align: left;">Kaynak: <a href="http://www.bianet.org/bianet/dunya/126250-bm-iskence-sucunda-zaman-asimini-kaldirin" target="_blank">Bianet</a></p>
<p style="text-align: left;">
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sosyaldegisim.org/2010/11/bm-iskenceye-sifir-tolerans-lafta-kaldi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kara Mayınları Raporu açıklandı</title>
		<link>http://www.sosyaldegisim.org/2010/11/kara-mayinlari-raporu-aciklandi/</link>
		<comments>http://www.sosyaldegisim.org/2010/11/kara-mayinlari-raporu-aciklandi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 25 Nov 2010 10:24:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Lewox</dc:creator>
				<category><![CDATA[Rapor/Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Mayınlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sosyaldegisim.org/?p=682</guid>
		<description><![CDATA[Anti-personel karamayınları konusunda araştırma yapan MONİTÖR Raporu Birleşmiş Milletlerde açıklandı. Aşağıda iki açıklama bulunuyor. Birisi, Mayınsız Bir Türkiye olarak dikkat çekmeyi hedeflediğimiz konuları ele aldığımız basın açıklaması metni, diğeri de MONİTÖR Raporu’nun genel ve Türkiye’ye ilişkin özeti. Mayınlar, bu yıl her zamankinden daha önemli bir konu olarak karşımıza çıkacak. Türkiye, bu yıl sonu veya önümüzdeki <a href='http://www.sosyaldegisim.org/2010/11/kara-mayinlari-raporu-aciklandi/'>[...]</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><a href="http://www.sosyaldegisim.org/wp-content/uploads/2010/11/557220090618032223298.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-683" title="557220090618032223298" src="http://www.sosyaldegisim.org/wp-content/uploads/2010/11/557220090618032223298-300x198.jpg" alt="" width="240" height="158" /></a>Anti-personel karamayınları konusunda araştırma yapan MONİTÖR Raporu Birleşmiş Milletlerde açıklandı.</p>
<p style="text-align: left;">Aşağıda iki açıklama bulunuyor. Birisi, Mayınsız Bir Türkiye olarak dikkat çekmeyi hedeflediğimiz konuları ele aldığımız basın açıklaması metni, diğeri de MONİTÖR Raporu’nun genel ve Türkiye’ye ilişkin özeti.<span id="more-682"></span></p>
<p style="text-align: left;">Mayınlar, bu yıl her zamankinden daha önemli bir konu olarak karşımıza çıkacak. Türkiye, bu yıl sonu veya önümüzdeki yılın başında Türkiye-Suriye sınırındaki mayınların temizliğine başlayacak. En azından verilen bilgiler bu doğrultuda. Eğer bugünden bizler kamuoyunu bilgilendiremezsek, bu konu yine bir rant sorununa dönüşecek, kurbanların ihtiyaçları görmezden gelinecek, temizlenen toprakların kullanımı siyasi propaganda malzemesi olacak. (umarız bunların hiçbiri olmaz). Mayın ve UXO mağdurlarının, ailelerinin sorunlarının dile getirilmesi ve bu konuda hükümetin adım atması için sizlerin yardımına ihtiyacımız var. Sizden ricamız, ekteki bilgileri haber olarak değerlendirmeniz.</p>
<p style="text-align: left;">
<p style="text-align: left;">İlginiz ve duyarlılığınız için teşekkür ederiz.</p>
<p style="text-align: left;">
<p style="text-align: left;">Mayınsız Bir Türkiye Girişimi</p>
<p style="text-align: left;">Muteber Öğreten</p>
<p style="text-align: left;">0535 229 38 28</p>
<p style="text-align: left;">
<p style="text-align: center;">***</p>
<p style="text-align: left;">
<p style="text-align: left;"><strong>Ottawa Sözleşmesi uygulamasında dünyada rekor ilerleme</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Türkiye’de olumlu ve olumsuz gelişmeler oldu</strong></p>
<p style="text-align: left;"><em>Cenevre, İstanbul 24 Kasım 2010 -</em> Mayın ve Misket Bombaları İzleme (Monitör) 2010 Raporu bugün Birleşmiş Milletlerde açıklanıyor. Rapor, 2009 yılı ile Ağustos 2010 tarihleri arasındaki genel bulguları ve ülkelere ilişkin detaylı bilgileri içeriyor. Genel bulgulara göre, 2009 yılında Mayın Yasaklama Anlaşması’nın uygulanmasında rekor ilerleme kaydedildi: Mayın temizliği ve stokların imhasında önemli gelişmeler sağlanırken, mayın ticaretine ilişkin herhangi bir kayda rastlanmadı.</p>
<p style="text-align: left;">Raporda en önemli gelişmelerden birisi de, mayın ve UXO nedeniyle meydana gelen vakalardaki düşüş oldu. Ancak, hem genel bulgular hem de ülkelere ilişkin bilgiler, kurbanların ihtiyaçlarının giderilmesi konusunda hala önemli eksiklikler olduğunu gösteriyor.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Türkiye: Olumlu ve olumsuz gelişmeler</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong><em>Olumsuzluklar;</em></strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong><em>Yeni mayın kullanımı:</em> </strong>Sözleşme’nin Taraf Devlet’i olan Türkiye’de, geçtiğimiz yıl en önemli olumsuz gelişme, Mayıs 2009’da Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yeni mayın döşemesi ve bu olay sonucunda 6 askerin yaşamını kaybetmesi, 8 askerin de yaralanması oldu. Askeri Savcılığın yaptığı soruşturma sonunda, 5 Kasım 2010’da, mayın döşediği belirlenen komutanlardan eski Hakkari 20. Jandarma Sınır Tugay Komutanı Tuğgeneral Zeki Es, “taksirle birden çok kişinin ölümüne sebebiyet vermek”ten tutuklandı.<em> </em></p>
<p style="text-align: left;"><em>Uluslar arası Mayın Yasaklama Kampanyası ve Mayınsız Bir Türkiye Girişimi olarak, olayda kullanılan mayınların nereden, nasıl temin edildiği ve orjinleriyle ilgili endişelerimiz halen devam etmektedir. </em><em>Türk Silahlı Kuvvetleri’nin başka yerlere de mayın döşemiş olup olamayacağı araştırılmalı, sonuçları kamuoyuna sunulmalı ve kullanım yasağını ihlal eden herkes için cezai şartlar yerine getirilmelidir.</em></p>
<p style="text-align: left;"><strong><em>Kurbanlara yardım:</em></strong> Türkiye’de bir veri tabanı bulunmamaktadır. Türkiye, 2006 Madde 7 Raporu’nda Sağlık Bakanlığı bünyesinde bir veri tabanı oluşturulacağını belirtmesine karşın bu konuda herhangi bir gelişme olmadı.</p>
<p style="text-align: left;"><em>Türkiye’de kurbanların sayısı bilinmemektedir. Yerel kaynaklar bu sayıyı 10 binlerle ifade etmektedir. Kurbanlar ve aileleri, uluslar arası sözleşmeler ve ulusal yasalarda var olan hakları ve nerelerden ne tür yardım alabilecekleri konusunda da yeterli bilgiye sahip değiller.</em></p>
<p style="text-align: left;"><em>Mağdurlara yönelik bir araştırma başlatılmalı ve mağdurların topluma yeniden kazandırılması için gerekli olan tüm önlemler alınmalıdır. Mağdurları hakları ve nereden ne tür hizmet alabilecekleri konusunda bilgilendiren birimler oluşturulmalıdır.</em></p>
<p style="text-align: left;"><strong><em>Sivillerin korunmasına yönelik alınan önlemler:</em></strong><em> </em>Türkiye’de ulusal ve uluslar arası risk eğitimi operatörü bulunmamaktadır. <em>Türkiye, mayınlı alanların etrafının işaretlendiğini ve sivillerin bu konuda uyarıldığını belirtmesine karşın, vakalarda bir düşüşün olmaması önlemlerin yeterli olmadığını göstermektedir.</em></p>
<p style="text-align: left;"><em>Mayınlı alanlardaki yerel halka yönelik mayın risk eğitimi çalışmaları acilen başlatılmalı, mayın olduğundan şüphe edilen alanlar tespit edilmeli ve etrafı uluslar arası standartlarda çevrilmelidir.</em></p>
<p style="text-align: left;"><strong><em>Olumluluklar;</em></strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong><em>Stokların imhası:</em></strong> Türkiye, stoklarında bulunan mayınları, Sözleşme’de belirtilen tarihten 3 yıl sonra imha etti. ADAM tipi mayınlar, tesisin uygun olmaması nedeniyle yurtdışında imha edilecek.</p>
<p style="text-align: left;"><strong><em>Toprağa döşeli mayınların temizliği:</em></strong> Toprağa döşeli mayınların temizliğinden sorumlu olan Milli Savunma Bakanlığı’nın, Türkiye-Suriye sınırındaki mayın temizliği için NAMSA ile yaptığı görüşmelerde imza aşamasına gelindiği belirtildi.</p>
<p style="text-align: left;"><em>Bakanlığın, diğer sınırlar ve en önemlisi iç bölgelerdeki mayınların temizliği konusunda, ‘Türkiye-Suriye sınırındaki mayın temizliğindeki deneyimlere göre’ hareket edileceğine ilişkin açıklaması kaygı vericidir: Toprağa döşeli mayınların temizliği için ek süre istenmemeli, 2014’e kadar toprağa döşeli tüm mayınlar temizlenmelidir. Bu konuda bir program ve takvim oluşturulmalı ve kamuoyuna açıklanmalıdır. Unutulmamalı ki, her üç günde bir, bir mayın vakasının yaşandığı Türkiye’de, geciken her gün yeni mayın kurbanı demektir.</em></p>
<p style="text-align: left;"><strong><em>Mayın Eylem Merkezi:</em></strong> Türkiye’de Mayın Eylem Merkezi bulunmamaktadır. Milli Savunma Bakanı yaptığı açıklamada, bu konuda adım atıldığını, mayın eylemini denetlemek üzere bir Üst Proje Kurulu (ÜPK) ve ulusal mayın eylem merkezi olarak işlev görmesi için de bir Proje Uygulama Kurulu (PUK) oluşturduğunu açıkladı.</p>
<p style="text-align: left;"><em>Mayın Eylem Merkezi bir an önce oluşturulmalı, Merkez’de mayın/UXO mağdurları ve ilgili sivil toplum kuruluşları temsilcileri de yer almalıdır.</em></p>
<p style="text-align: left;">Önümüzdeki yılın, uygulamadaki olumsuzlukların sona erdiği, olumlu gelişmelerin yaşama geçirildiği bir yıl olması dileğiyle, teşekkür ederiz.</p>
<p style="text-align: left;">
<p style="text-align: left;">
<p style="text-align: left;"><strong>Mayınsız Bir Türkiye Girişimi</strong></p>
<p style="text-align: left;">Muteber Öğreten (Mayınsız Bir Türkiye Girişimi Koordinatörü)</p>
<p style="text-align: left;">Tel: 0535 229 38 28 e-mail: <a href="mailto:bilgi@mayinsizbirturkiye.org">bilgi@mayinsizbirturkiye.org</a></p>
<p style="text-align: left;"><strong>NOT:</strong> Monitör 2010 Rapor bilgileri ekte bulunmaktadır.</p>
<p style="text-align: left;">
<p style="text-align: center;">***</p>
<p style="text-align: left;">
<p style="text-align: left;"><strong>Mayınsız Türkiye için 4 yıl kaldı</strong></p>
<p style="text-align: left;">
<p style="text-align: left;"><em>Cenevre, İstanbul 24 Kasım 2010 –</em> Mayın Yasaklama Sözleşmesi’nin (Ottowa Sözleşmesi),uygulanmasında 2009 yılında dünyada rekor ilerleme gerçekleşti. Dünyada daha fazla alan mayınlardan temizlenirken, mayın vaka sayısında, mayın kullanımında ve üretiminde büyük düşüşler saptandı. Türkiye’de, stoklardaki mayın imhası tamamlandı, toprağa döşeli mayınların temizliği için NAMSA ile yapılan görüşmelerde imza aşamasına gelindi.</p>
<p style="text-align: left;">Bugün Birleşmiş Milletler’de açıklanacak Monitör 2009 Raporu’na göre;</p>
<p style="text-align: left;">Genel bulgular;</p>
<ul style="text-align: left;">
<li>3 bin 956 yeni vaka saptandı (geçtiğimiz yıllara göre yüzde 28 azalma).</li>
</ul>
<ul style="text-align: left;">
<li>198 kilometrekare alan daha mayından temizlendi.</li>
<li>Nepal mayın üreten ülkeler listesinden; Rusya da mayın kullanan ülkeler listesinden çıkarıldı.</li>
<li>86 ülke stoklarındaki mayınları imha etti. İmha edilen toplam mayın sayısı 45 milyona ulaştı.</li>
</ul>
<ul style="text-align: left;">
<li>Yedi ülke (Arnavutluk, Çin, Yunanistan, Nikaragua, Ruanda, Tunus, ve Zambiya), mayın temizleme faaliyetlerini tamamladıklarını bildirdi.</li>
<li>Sözleşmeyi imzalamayan 39 ülkeden birisi olan ABD, mayın politikasını yeniden gözden geçirdiğini açıkladı ve 2.Gözden Geçirme Konferansı’na katıldı.</li>
</ul>
<p style="text-align: left;">
<p style="text-align: left;"><strong>Türkiye;</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong> </strong><strong> </strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Mayın Yasağı Politikası</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong><br />
</strong></p>
<ul style="text-align: left;">
<li><strong><em>Üretim ve transfer:</em></strong><em> </em>Türkiye mayın üretmemektedir ve anti personel mayın ihraç ettiğine dair bilgi bulunmamaktadır.<em> </em></li>
</ul>
<p style="text-align: left;"><em> </em></p>
<ul style="text-align: left;">
<li><strong><em>Kullanım: </em></strong>Mayıs 2009’da, Hakkari ilinin Çukurca ilçesinde yedi askerin ölümüne, 8 askerin de yaralanmasına neden olan mayının TSK’ya ait olduğu ve komutanın emri üzerine döşendiği belirlendi.</li>
</ul>
<p style="text-align: left;">Uluslararası Mayın Yasaklama Kampanyası (ICBL), araştırma ve tam şeffaflık çağrısında bulunarak Mayın Yasağı Anlaşması şartlarına göre Türkiye’nin anti personel mayın kullanımını önlemek üzere her türlü tedbiri alması gerektiğini ve kullanım yasağını ihlal eden herkes için cezai şartların yerine getirilmesi gerektiğini belirtti. Ayrıca ICBL, Türkiye’ye Türk Silahlı Kuvvetlerinin başka yerlere de mayın döşemiş olup olamayacağının araştırılması çağrısında bulundu.</p>
<p style="text-align: left;">Haziran 2010’da Türk hükümeti diğer Taraf Devletlere kullanım iddialarıyla ilgili “yasal araştırmanın” başlatıldığını bildirdi ve araştırma sona erdikten sonra sonuçlarının “tam şeffaflık altında” paylaşılacağını söyledi. Süregiden yasal bir süreçle ilgili daha fazla yorum yapmanın uygun olmayacağını belirtti.</p>
<p style="text-align: left;">(Monitör 2010 baskıya gittikten sonra, 6 Kasım 2010’da medyada, “Çukurca’da kendi döşediği mayının patlamasıyla altı askerin ölümüne sebep olan Tuğgeneral Zeki Es tutuklandı” haberi yer aldı.)</p>
<p style="text-align: left;">Genelkurmay, 1 Ocak – 25 Aralık 2009 döneminde Türk Silahlı Kuvvetlerinin “terör örgütü” tarafından “kullanılan” 45 mayını “etkisiz hale getirdiğini/yakaladığını” ve aynı şekilde 1 Ocak – 20 Ağustos 2010 döneminde 92 mayını “etkisiz hale getirdiğini/yakaladığını” belirtti. Mayınların türleri ve yerleri belirtilmedi.</p>
<ul style="text-align: left;">
<li><strong><em>Stok ve imha:</em></strong> Türkiye Haziran 2010’da stoklarındaki anti personel mayınları 266.143’e düşürdüğünü açıkladı. Stok imhasını 2010 yılı sonuna kadar tamamlamayı amaçladığını söyledi.</li>
</ul>
<p style="text-align: left;">(Monitör 2010 baskıya gittikten sonra, Ekim 2010’da stoklardaki ADAM tipi mayınlar hariç tüm mayınların imha işleminin tamamlandığı bilgisi verildi .)</p>
<ul style="text-align: left;">
<li><strong><em>Araştırma ve eğitim amaçlı elde tutulan mayınlar: </em></strong>Türkiye daha önce eğitim ve araştırma amaçlı elinde 16.000 anti personel mayın bulunduruyordu. Haziran 2010’da artık elinde 15.100 mayın olduğunu belirtti. Türkiye Taraf Devletler arasında en fazla sayıda anti personel mayın bulunduran Taraf Devlet olmayı sürdürüyor.</li>
</ul>
<p style="text-align: left;">Türk silahlı kuvvetlerinin Mayıs 2009’da kara mayını kullandığı iddialarının ardından, Nisan 2010’da ICBL, eğitim amaçlı elde bulundurulan mayın stokundan alınmış olması ihtimali bulunan mayınların orijiniyle ilgili endişelerini dile getirdi.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Sorunun Kapsamı</strong></p>
<ul style="text-align: left;">
<li><strong><em>Kirlilik:</em></strong> Türkiye, 2009 yılının sonunda topraklarında toplam 979.417 döşenmiş mayın kaldığını; bu mayınların 814 bin 951’inin antipersonel mayın ve 164 bin 466’sının daantitank mayını olduğunu bildirdi.</li>
<li><strong><em>Misket bombası kalıntıları ve diğer savaştan kalma patlayıcı kalıntıları:</em></strong></li>
</ul>
<p style="text-align: left;">Ayrıca Türkiye’de, başta UXO olmak üzere savaştan kalma patlayıcı (ERW) kirliliği de bulunmaktadır ancak Türkiye etkilenmiş arazileri tespit etmemiştir. İnsan Hakları Derneği tarafından oluşturulan raporlarda, en çok etkilenen yerlerin Batman, Bingöl, Diyarbakır, Hakkari, Mardin, Siirt, Şırnak ve Van olduğu belirtilmektedir. Misket bombaları kalıntıları ile ilgili herhangi bir soruna ilişkin kanıt yoktur.</p>
<ul style="text-align: left;">
<li><strong><em>Vakalar:</em></strong> Mayınsız Bir Türkiye Girişimi tarafından toplanan medya haberlerinin incelenmesi sonucunda, Türkiye’de 2009 yılında mayın, savaştan kalma patlayıcı (ERW) ve kurban tarafından harekete geçirilen patlayıcıların neden olduğu en az 95 vaka tespit edildi. Ölen/yaralananların 32’si sivil, 23’ü çocuk, 23’ü asker, 16’sı köy korucusu ve 1’i de devlet dışı aktördü. Vakaların %42’sini siviller oluşturdu.</li>
</ul>
<p style="text-align: left;">Türkiye madde 7 raporunda 83 mayın vakası olduğunu, bu vakalarda 25 kişinin öldüğünü 58 kişinin de yaralandığını bildirdi. Ancak bu raporda, asker, sivil, kadın, erkek, yaş vb. ayrıntılar bulunmuyordu.</p>
<p style="text-align: left;">İçişleri Bakanlığı’nın Nisan 2009 verilerine göre ise, 1984’den bu yana 6 bin 360 mayın vakası oldu. Bu vakalarda 625′i güvenlik görevlisi, 644′ü sivil toplam bin 269 kişi hayatını kaybetti; 5 bin 91 kişi de yaralandı.</p>
<ul style="text-align: left;">
<li><strong><em>Kurbanlara yardım:</em></strong> Türkiye’de mayın/ERW mağdurlarının ihtiyaçlarını değerlendirmek üzere hiçbir çalışma olmadı. 2009 yılında Türkiye’de kara mayını sorunlarıyla ilgili bir sivil toplum forumundaki katılımcılar, daha önce planlandığı gibi mayın/ERW yaralılarıyla ilgili uluslararası bir sınıflandırma gerektiği önerisinde bulundu.</li>
</ul>
<p style="text-align: left;"><strong>Kurban desteği koordinasyonu</strong></p>
<table style="text-align: left;" border="1" cellspacing="0" cellpadding="0" width="753">
<tbody>
<tr>
<td width="316" valign="top">Hükümete bağlı koordinasyon birimi/merkez:</td>
<td width="437" valign="top">Yok</td>
</tr>
<tr>
<td width="316" valign="top">Koordinasyon mekanizması</td>
<td width="437" valign="top">Yok: Savunma Bakanlığı tarafından koordine edilen ordu ve güvenlik güçleri mensubu olan mağdurlar uzmanlaşmış tedavi ve sosyal ve ekonomik katılım paketinden faydalanıyordu</td>
</tr>
<tr>
<td width="316" valign="top">Plan:</td>
<td width="437" valign="top">Yok</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p style="text-align: left;">
<p style="text-align: left;">Mağdurlar kurban desteği planlamasına dahil edilmedi ve hizmetlerin uygulanışına katılmadı. Mayıs 2009’da mayın/ERW mağdurları milletvekilleriyle görüşmek üzere TBMM’ni ziyaret etti ve etkilenmiş bölgelerde mevcut hizmetlere erişimde iyileştirmeler yapılması talebinde bulundu.</p>
<p style="text-align: left;">
<p style="text-align: left;"><strong><em>Hizmet erişimi ve etkililik:</em></strong></p>
<p style="text-align: left;">2009 yılında kurban desteği faaliyetleri</p>
<table style="text-align: left;" border="1" cellspacing="0" cellpadding="0" width="744">
<tbody>
<tr>
<td width="177" valign="top"><strong>Kuruluşun adı</strong><strong> </strong></td>
<td width="118" valign="top"><strong>Kuruluşun türü</strong></td>
<td width="230" valign="top"><strong>Faaliyetin türü</strong></td>
<td width="219" valign="top"><strong>2009 yılında hizmetlerin kalitesi/kapsamındaki değişiklikler</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="177" valign="top"><strong>Dicle Üniversitesi Araştırma Hastanesi, Diyarbakır</strong></td>
<td width="118" valign="top">Hükümet</td>
<td width="230" valign="top">Ortopedi ve Travmatoloji Merkezi ve Protez Merkezi sivil mağdurlara ücretsiz protez sağladı.</td>
<td width="219" valign="top">Türkiye, geçmiş yıllardakinden farklı olarak, 2009 yılında merkezde ne kadar mağdurun destek aldığını bildirmedi; destek verilen mağdurların sayısı 2006 ve 2008 yılları arasında önemli oranda düştü</td>
</tr>
<tr>
<td width="177" valign="top"><strong>Gülhane Askeri Tıp Akademisi (GATA) ve Türk Silahlı Kuvvetleri Rehabilitasyon ve Bakım Merkezi (TSK-RBM)</strong></td>
<td width="118" valign="top">Hükümet</td>
<td width="230" valign="top">Uzmanlaşmış tesisler silahlar nedeniyle yaralanan insanlara destek sağladı: Rehabilitasyon, ekonomik ve sosyal katılım ve psikolojik destek.</td>
<td width="219" valign="top">Değişiklik yok</td>
</tr>
<tr>
<td width="177" valign="top"><strong>Mayınsız Bir Türkiye Girişimi (MBTG)</strong></td>
<td width="118" valign="top">STK</td>
<td width="230" valign="top">Savunuculuk ve bireysel destek.</td>
<td width="219" valign="top">Değişiklik yok</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p style="text-align: left;">
<p style="text-align: left;">Mayın/ERW mağdurları için rehabilitasyon, Ankara ve Dicle’deki merkezlerle sınırlı. Van ilinde çocuk mağdurların yaralanmalarıyla ilgili bir araştırmada, yerel olarak Van’da protez ve rehabilitasyon hizmetlerinin kurulmasına önemli ölçüde ihtiyaç duyulduğu belirlendi.</p>
<p style="text-align: left;">Topluluk tabanlı hizmetler engelli kişilerin ihtiyaçlarını karşılayacak kadar geliştirilmedi. Mayın/ERW mağdurlarının da dahil olduğu fiziksel engelli kişiler hizmetlere erişimde fiziksel engellerle karşılaşmakta ve mevcut hizmetlerle ilgili bilinç eksikliği bulunmaktadır.</p>
<p style="text-align: left;">Türkiye, engelli kişilerin haklarını korumakla ilgili mevzuata sahip olduğu halde söz konusu mevzuat, anlatılanlara göre, tam olarak uygulanmamıştır.</p>
<p style="text-align: left;">
<p style="text-align: left;"><strong>Mayın Eylemi Programı</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong><br />
</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Başlıca kurumlar ve operatörler</strong></p>
<table style="text-align: left;" border="1" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="401" valign="top"><strong>Kurum</strong></td>
<td width="330" valign="top"><strong>1 Ocak 2010’da Durum</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="401" valign="top">Ulusal Mayın Eylemi Otoritesi</td>
<td width="330" valign="top">Yok</td>
</tr>
<tr>
<td width="401" valign="top">Mayın Eylem Merkezi</td>
<td width="330" valign="top">Yok</td>
</tr>
<tr>
<td width="401" valign="top">Uluslararası mayından arındırma operatörleri</td>
<td width="330" valign="top">Yok</td>
</tr>
<tr>
<td width="401" valign="top">Ulusal mayından arındırma operatörleri</td>
<td width="330" valign="top">Silahlı Kuvvetler</td>
</tr>
<tr>
<td width="401" valign="top">Uluslararası risk eğitimi operatörleri</td>
<td width="330" valign="top">Yok</td>
</tr>
<tr>
<td width="401" valign="top">Ulusal risk eğitimi operatörleri</td>
<td width="330" valign="top">Yok</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p style="text-align: left;">
<p style="text-align: left;">Türkiye’de henüz ulusal bir mayın eylem otoritesi veya mayın eylem merkezi bulunmamaktadır. Mart 2010’da Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, Meclis’e hükümetin mayın eylemini denetlemek üzere bir Üst Proje Kurulu (ÜPK) ve ulusal mayın eylem merkezi olarak işlev görmesi için de bir Proje Uygulama Kurulu (PUK) oluşturduğunu söyledi. ÜPK bünyesinde tarım, maliye, dış işleri, iç işleri ve köy işleri bakanlıklarından temsilcilerin yanı sıra gerektiğinde diğer bakanlıklardan katılımcılar da yer alacaktı. Bakanlığın ÜPK ve PUK’un ayrı ayrı sorumluluklarını ortaya koyan bir yönerge hazırladığı söylendi.</p>
<ul style="text-align: left;">
<li><strong><em>2009’da mayın temizliği: </em></strong>Türkiye’nin son Madde 7 raporunda, 2009 yılında mayınlı arazilerde 22.782 antipersonel mayınının imha edildiği belirtildi. Temizlenen bölge ve araziler belirtilmedi. Türkiye, PKK/KADEK/Kongra Gel tarafından yerleştirilen anti personel mayınların imhasını Madde 7 raporlarına eklememekle birlikte Genelkurmay web sitesinde, 2009’da 27 adet daha anti personel mayının imha edildiği açıklandı.<strong><em> </em></strong></li>
</ul>
<p style="text-align: left;">Tauber/Tusan, Nusaybin yakınlarındaki 200.000 m2’lik arazinin mayından arındırılması işlemini Temmuz 2009’da tamamladı; burada Suriye’ye yeni bir sınır kapısı inşa edilecek. Temizlik operasyonları sonucunda 310 antipersonel mayın, 35 antitank mayını ve bir el bombası imha edildi. Ayrıca Tusan, Suriye sınırındaki Elbeyli ilçesinde yer alan etkilenmiş arazide Temmuz ve Kasım 2009 arasında 38.000 m2’lik alan temizlediğini de bildirdi.</p>
<p style="text-align: left;">Türkiye Gaziantep ilinin Karkamış ilçesinde 663.800 m2 büyüklüğündeki arazinin temizliği için özel bir şirketle anlaşmaya vardığını; ayrıca Suriye sınırında bulunan Kilis ilinin Çobanbey ilçesinde 38.500 m2 büyüklüğündeki arazinin temizliğinin sona erdiğini belirtti.</p>
<p style="text-align: left;">Milli Savunma Bakanlığı Haziran 2009’da Suriye sınırında mayın temizliği ile ilgili NAMSA ile görüşmelere başladığını açıkladı ancak Haziran 2010 itibarıyla henüz bir anlaşmaya varılamadı. NAMSA Temmuz 2010’da Türkiye ile görüşmelerde bulunduğunu doğruladı ancak daha fazla açıklamada bulunmayı reddetti.</p>
<p style="text-align: left;">
<p style="text-align: left;">(Monitör 2010 baskıya gittikten sonra, Ekim 2010’da NAMSA ile görüşmelerin imza aşamasına geldiği söylendi.)</p>
<p style="text-align: left;">
<p style="text-align: left;"><strong>Daha fazla bilgi için:</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Monitor:</strong><strong> </strong></p>
<ul style="text-align: left;">
<li>Conor Fortune, CMC Communications and Media Officer, Bangkok (GMT+6), Mobile +44-75-1557-5174 or +66-88-091-9372, email <a href="mailto:conor@stopclustermunitions.org">conor@stopclustermunitions.org</a></li>
<li>Jacqueline Hansen, Landmine and Cluster Munition Monitor Program Manager, Bangkok (GMT+6), Mobile +1-613-851-5436 or +66-88-091-9373, email <a href="mailto:lm@icbl.org">jackie@icbl.org</a></li>
</ul>
<p style="text-align: left;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Mayınsız Bir Türkiye Girişimi:</strong></p>
<p style="text-align: left;">Muteber Öğreten, Mayınsız Bir Türkiye Girişimi Koordinatörü, İstanbul, Mobile 0535 229 38 28,</p>
<p style="text-align: left;">e-mail <a href="mailto:bilgi@mayinsizbirturkiye.org">bilgi@mayinsizbirturkiye.org</a></p>
<p style="text-align: left;">
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sosyaldegisim.org/2010/11/kara-mayinlari-raporu-aciklandi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>AB İlerleme Raporu: Ayrımcılıkla ilgili endişeler</title>
		<link>http://www.sosyaldegisim.org/2010/11/ab-ilerleme-raporu-ayrimcilikla-ilgili-endiseler/</link>
		<comments>http://www.sosyaldegisim.org/2010/11/ab-ilerleme-raporu-ayrimcilikla-ilgili-endiseler/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 24 Nov 2010 06:21:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Lewox</dc:creator>
				<category><![CDATA[Rapor/Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Ayrımcılık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sosyaldegisim.org/?p=678</guid>
		<description><![CDATA[ANTİSEMİTİZM: Raporda antisemitizmin, yani Yahudi düşmanlığının özellikle İslamcı ve aşırı milliyetçi basında at koşturduğu saptaması yer alıyor. HOMOFOBİ: İlerleme Raporu’nun en önemli konusu: Eşcinsellere karşı fiziksel ve cinsel şiddet vakaları… Raporda Devlet Bakanı Sema Aliye Kavaf’ın “eşcinsellik hastalıktır” açıklamasına sert eleştiri getiriliyor. Travestilere ve transseksüellere karşı işlenen suçların faillerine “haksız tahrik” ilkesinin uygulanmasına itiraz ediliyor. <a href='http://www.sosyaldegisim.org/2010/11/ab-ilerleme-raporu-ayrimcilikla-ilgili-endiseler/'>[...]</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://www.sosyaldegisim.org/wp-content/uploads/2010/11/ayrimcilik.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-679" title="ayrimcilik" src="http://www.sosyaldegisim.org/wp-content/uploads/2010/11/ayrimcilik-300x204.jpg" alt="" width="198" height="134" /></a>ANTİSEMİTİZM:</strong> Raporda antisemitizmin, yani Yahudi düşmanlığının özellikle İslamcı ve aşırı milliyetçi basında at koşturduğu saptaması yer alıyor.</p>
<p><strong>HOMOFOBİ:</strong> İlerleme Raporu’nun en önemli konusu: Eşcinsellere karşı fiziksel ve cinsel şiddet vakaları… Raporda Devlet Bakanı Sema Aliye Kavaf’ın “eşcinsellik hastalıktır” açıklamasına sert eleştiri getiriliyor. Travestilere ve transseksüellere karşı işlenen suçların faillerine “haksız tahrik” ilkesinin uygulanmasına itiraz ediliyor. <span id="more-678"></span><br />
<strong>ZİHİNSEL ENGELLİLER:</strong> Raporda zihinsel engellilerin bakım koşullarının, endişe sebebi olmaya devam ettiği bildiriliyor.<br />
<strong>SENDİKAL HAKLAR:</strong><strong> </strong>Raporda sendikal haklar açısından Türkiye’nin AB standartlarıyla ve ILO Sözleşmeleriyle uyumlu olmadığı belirtiliyor.<br />
<strong>KADIN HAKLARI:</strong> Raporda kadınların rol ve statülerine ilişkin önyargıların devam ettiği, okul kitaplarının da bu konuda önemli bir rol oynadığı vurgulanıyor.<br />
<strong>TÖRE CİNAYETLERİ:</strong> İlerleme raporu töre cinayetlerinde artış olduğuna dair işaretlere de dikkat çekiyor. Kadına yönelik şiddet konusunda da bir düzelme olmadığı belirtiliyor.<br />
<strong>RUHBAN OKULU:</strong><strong> </strong>Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılmaması da raporun önem verdiği konular arasında bulunuyor.<br />
<strong>VİCDANİ RET:</strong> Raporda vicdani ret hakkının tanınmaması, vicdani ret isteyenlerin mahkum edilmeleri konu ediliyor.<br />
<strong>MİSYONERLER:</strong> Misyonerlere yönelik fobi de rapora keskin cümlelerle girmiş: “Misyonerler, toplumun geniş bir kesimi tarafından ülkenin bütünlüğüne ve İslam dinine yönelik bir tehdit olarak algılanmaktadır.”<br />
<strong>DİN HANESİ:</strong> Rapor, nüfus cüzdanlarında, ayrımcı uygulamalara neden olabilecek dine ilişkin bilgilerin yer almaya devam etmesini de mesele etmiş.<br />
<strong>EKÜMENİKLİK:</strong><strong> </strong>Raporda, Ekümeniklik sorunu şöyle ifade ediliyor: “Ekümenik Patrik, ‘Ekümenik’ unvanını her durumda kullanma konusunda serbest değildir.”<br />
<strong>ZORUNLU DİN DERSİ:</strong> Türkiye gündeminden hiç düşmeyen bu konu da, İlerleme Raporu’nda önemlice bir bölüm olarak yer alıyor.<br />
<strong>DONUNULMAZLIK:</strong><strong> </strong>İlerleme Raporu’nun bu konudaki saptaması şöyle: “Bu konuda ilerleme kaydedilmemiştir.”<br />
<strong>GÜL’ÜN ATAMALARI:</strong><strong> </strong>Abdullah Gül: “Cumhurbaşkanı’nın özellikle yargı ve üniversiteler gibi bazı kilit kamu kurumlarına yaptığı atamalara ilişkin kaygılar vardır.”<br />
<strong>YÜZDE ON BARAJI:</strong> Avrupa Konseyi’ne üye devletler arasında en yüksek oran olan yüzde 10’luk ülke barajı, İlerleme Raporu’nda “sorun” olarak sayılıyor.<br />
<strong>ERGENEKON:</strong><strong> </strong>Ergenekon için “temizlenme fırsatı” deniliyor ama şüphelilerin yargısal güvenceleri konusundaki endişeler de dile getiriliyor: “Yargılama öncesi tutukluluk süresinin uzunluğu endişeye sebebiyet vermektedir.”</p>
<p>Kaynak: <a href="http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/16342565.asp?yazarid=131&amp;gid=61" target="_blank">Ahmet Hakan</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sosyaldegisim.org/2010/11/ab-ilerleme-raporu-ayrimcilikla-ilgili-endiseler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

