Eki 202010
 

Raporun  koordinatörlüğü  ve  saha  çalışması  Mine  Yıldırım  ve  Umut  Şahin  tarafından gerçekleştirilmiştir.  Umut  Şahin, Protestan Kiliseler  Derneği  Genel  Sekreteri ve Hukuk  ve İnanç Özgürlüğü  İzleme  Kurulu  Koordinatörlüğü yapmaktadır.  Mine  Yıldırım, AAbo Akademi  İnsan Hakları  Enstitüsü’nde  doktora  öğrencisi  ve  Hukuk  ve  İnanç  Özgürlüğü İzleme  Kurulu üyesidir. Raporda  yer  alan yasal  çerçeve  çalışması  Avukat  Orhan  Kemal  Cengiz  tarafından  yapılmıştır. Orhan Kemal Cengiz, İnsan  Hakları  Gündemi  Derneği Başkanı’dır.  Dilek  Kurban  raporun hazırlanma  ve  yazım  sürecinde danışman  olarak  destek  vermiştir.  Dilek Kurban, Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı’nda Demokratikleşme Programı Yöneticisidir.

Raporu Acrobat formatında açmak için tıklayın.

Eki 182010
 

Kitlesel medyanın verdiği, vermeyi uygun gördüğü haberlerle televizyon karşısında hop oturup hop kalkarken, gazete haberlerini, köşe yazılarını büyüyen gözbebeklerimizle okurken, kısaca haber ya da köşe yazısı olarak sunulan ne varsa onu anlamlandırmaya çalışırken, imdadımıza bir kavram yetişti: “Nefret Söylemi”.

İzlediğimiz haberlerde, okuduğumuz köşe yazılarında, gazetelerin manşetlerinde gördüğümüz ayrımcı, önyargılı her cümle bu söylemin bir ürünü. Continue reading »

Eki 182010
 

Yazarlar: Altuğ Akın, Ayşe Kaymak, Burak Doğu, Eser Aygül, Günseli Bayraktutan-Sütcü, İlden Dirini, Mutlu Binark ve Tuğrul Çomu

Önsöz’den …(Önsöz: Işık Barış Fidaner)

Günümüzde nefret söyleminin yayılma biçimleri, internet ve toplumsal paylaşım ağlarının (yeni medyanın) gündelik iletişim dokularında her gün yaratmakta olduğu değişimlerle yakından ilişkilidir. Gazete, radyo, televizyon, hatta cep telefonu gibi diğer temel iletişim teknolojilerinin aksine; yeni medya, etkileşimli kamusal alanlar yaratarak nefret söyleminin yaşam bulabileceği ve yeniden üretime girebileceği en elverişli ortamı sağlamıştır. Derlemenin ilk yazısında Mutlu Binark bu konuyu ele alarak, nefret söylemi ve yeni medyada yayılım biçimleri konusunda güncel ve akademik birçok çalışmayı aktarıyor. Nefret söyleminin cinsiyet, millet, ırk gibi farklı örnekleri ve kısıtlanmasına yönelik çalışmalar hakkında genel bir fikir oluşmasını sağlıyor. Continue reading »

Eki 162010
 

Pembe Hayat’ın Nefret Suçları Yasası kampanyası hakkında bilgi veren aktivist Kemal Ördek “Yasanın eşcinsel ve trans bireylerin hayatına somut katkıları olacak. STK’lerle yasa hakkında çalışmalarımızı yoğunlaştırıyoruz ve seneye mutlaka Meclis gündemine gelmesi için çalışmalıyız” diyor.

Haberin ayrıntısı için tıklayın.

Eki 162010
 

İnsan Hakları Gündemi Derneği, Türkiye’de nefret suçlarının önlenmesi için verilen mücadeleye destek olmak, bir süredir Türkiye’de nefret suçlarının önlenmesi için başlatılan platform, ağ, koalisyon vb. nitelikteki çalışmaların güçlenmesine katkı koymak ve farkındalığın artmasını sağlamak amacıyla bir dizi etkinlik düzenliyor…

Geniş bilgi için tıkla.

Eki 162010
 

Baskın Oran

Şimdi de Bakan Taner Yıldız’ınkini kırdılar. Büyük geçmiş olsun. Ama belki de bu sayede bu rezillikler nihayet gerektiği gibi, yani “Nefret Suçu” olarak cezalandırılmaya başlanacak.

Yılmaz Özdil’in alkışçıları

A. Türk’e saldırı “Hürriyet gazetesine bile yakışmayan biçimde” (Taraf manşeti) köşe yazarı Yılmaz Özdil tarafından alkışlandı: “Yumruğunu ‘adaletin tokmağı’ yerine koyup, Ahmet Türk’ün burnuna inen kişi, bu ülkede pek çok kişinin duygularına tercüman oldu” -14.04.10). Ertesi gün, Özdil’i vaktiyle gazeteye sokan Ertuğrul Özkökkendisine teşekkür etti: “Y. Özdil, hepimizin hafızasındaki tutukluğu [Baykal’a atılan yumurtayı unutuşumuzu] çok güzel suratımıza vuruyor” (15.04.10). Acaba Özkök, 2005’teki ilk Ermeni Konferansında Prof. İnönü ve Cengiz Çandar’ın sırtına atılan yumurtalar için de bu kadar üzülmüş müydü? Continue reading »

Eki 162010
 

İnsan Hakları Gündemi Derneği olarak son yıllarda giderek yükselen ırkçılık, milliyetçilik ve hoşgörüsüzlükten kaynaklanan “nefret suçları”na bir tepki vermek, nefret suçlarının önlenmesi için kamuoyu oluşturmaya yönelik harcanan çabalara bir katkı sunmak ve yasal düzenlemelere dikkatleri çekmek için bu kitabı hazırladık. Elinizdeki kitap Türkiye’de ırkçılık, milliyetçilik ve hoşgörüsüzlükten kaynaklanan “nefret suçları”nın önlenmesi için konunun uzmanı olan akademisyenler, insan hakları savunucuları, araştırmacı ve yazarlarla yapılan bir dizi söyleşiden oluşmaktadır. Continue reading »

Eki 162010
 

Mois Gabay

Geçtiğimiz hafta Sosyal Değişim Derneği’nin Irkçılığa ve Milliyetçiliğe “Dur De” girişimi tarafından düzenlenen bir toplantısına katıldım. Toplantı davetiyesinde “Nefret Suçları, Irkçı ve Etnik Ayrımcılık, İslamofobi ve Antisemitizm” karşıtı bir platform girişimi için aktivistlere mücadele çağrısı yapılıyordu. Panelde Galatasaray Üniversitesi’nden Prof. Yasemin İnceoğlu “Medyada nefret söylemi” ve Bilgi Üniversitesi’nden Avukat Ulaş Karan ise “Nefret suçlarının hukuki boyutu” hakkında birer sunum yaptılar. Salona girişimizde ise geçtiğimiz haftanın gerginliğinin üstüne  “Hepimiz Ermeniyiz” posterleri bizi karşılıyordu. Continue reading »

Eki 152010
 

Özge GÖZKE

Pembe Hayat Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Travesti, Transeksüel Dayanışma Derneği, transseksüel bireylere yönelik nefret cinayetleriyle ilgili kaygılarını bugün (15 Ekim) TBMM önünde yaptığı basın açıklaması ve yürüyüşün yanı sıra milletvekillerine yollanan kart yollama eylemini içeren bir kampanyayla dile getiriyor. Bizlere Acilen Bir Yasa Lazım! kampanyasının ana talebi Nefret Suçları Yasası ile Ayrımcılık Karşıtı Yasa’nın meclis gündemine gelerek kabul edilmesi.

Pembe Hayat aktivisti Kemal Ördek, acil yasa talebinin içeriği konusunda soruları yanıtladı. Continue reading »

Eki 092010
 
Av. Taner Kılıç*
Geçtiğimiz aylarda Mandela’nın Güney Afrika Cumhuriyeti’nde birden patlak verip değişik şehirlere sıçrayan ve başta Zimbabveli olmak üzere ülkedeki göçmenleri “işsizlik, suç ve barınma gibi sosyal sorunlara neden oldukları” gerekçesiyle hedef alan ve canlı olarak yakma gibi oldukça ağır şiddet saldırıları şeklinde gelişen olaylar tüm dünyanın dikkatini tekrar “nefret suçlarına” çekti. Irk ayrımcılığına dayanan Apartheid rejimi 1989 tarihinde iflas etmiş ve 28 yıl cezaevinde tutulan Mandela’nın Afrika Ulusal Kongresi (ANC) 1994 yılından itibaren ülkede ciddi iyileştirmeler gerçekleştirmiş olmasına rağmen meydana gelen bu şiddet olayları ülkede şok etkisi oluşturdu. Etnik ayrımcılık ve ırkçılık rejiminden büyük bedellerle mücadele ettikten sonra kurtulan, bundan dolayı da mesela ülkede konuşulan 11 dili resmi dil olarak benimseyebilen bir memlekette böylesi olaylar olması herkesi üzdü ve nefret suçları üzerine yeniden düşünmeye sevketti. Bir kez daha hatırladık ki, nefret suçları sadece çok ilkel ve totaliter rejimlerde değil, demokrasi ve insan hakları kültürünün göreli geliştiği zannedilen ülkelerde de ciddi bir potansiyel tehlike olarak, her an uyandırılmaya hazır olarak uykuda beklemektedir. Continue reading »