Eki 092010
 
Bu konuyla ilgili ilk yasal düzenlemeler, 1969 yılında ABD’de hayata geçirilmiştir. Irkçılığa bağlı nefret suçlarının son derece yaygın olduğu sivil haklar mücadelesinin başladığı dönemde gerçekleşen bu düzenlemeler ile sosyal ve ekonomik hayatta din, dil, ırk ve cinsiyet temelli ayrımcılık yasaklanmıştır
New York Üniversitesi Hukuk Profesörü James B. Jacobs’a göre, nefret suçu terimi, 1985’de çıkarılmak istenen bir yasa tasarısına destek veren üç Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Temsilciler Meclisi üyesi tarafından halkın gündemine sokularak bilinir hale getirilmiştir. Ancak 1990 yılında çıkarılan söz konusu yasa taslağı, federal hükümete etnik, dinsel ve ırksal nefretten kaynaklanan şiddet suçlarının artışına ilişkin verileri toplama ve yayınlama yükümlülüğü getiriyordu. Yine Jacobs’a göre, o yıl içerisinde, ulusal gazetelerde nefret suçları üzerine sadece 11 makale yer alırken, birkaç yıl sonra binden fazla hikâye yayınlanmıştır.[1] Continue reading »
Eki 092010
 

Medyada Irkçı ve Ayrımcı Söylemler Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde tartışıldı. Ders olarak işlenen konu hem geleneksel hem de Yeni Medya araçları ekseninde masaya yatırıldı.

Ankara Üniversitesi Ahmet Taner Kışlalı Sanatevi’nde İletişim Fakültesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen panelde, son dönemde hakkında yasa çıkarılması tartışılan nefret söylemi ve etkileri gözler önüne serildi.

Panele konuşmacı olarak Doç. Dr. Ülkü Doğanay, Alternatif Bilişim Hukuk Danışmanı Av. Ayşe Kaymak, Özgür Radyo çalışanı İlden Dirini, Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Ens.Yüksek Lisans öğrencisi Eser Aygül ve Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enst.Yüksek Lisans öğrencisi Tuğrul Çomu konuşmacı olarak katıldı. Oturumu Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mine Gencel Bek yönetti. Continue reading »

Eki 092010
 

Sanal da olsa hızlı ve geniş örgütlenme kolaylığı sağlayan Facebook, her türlü sosyal ve siyasi kampanya için de platform oluşturuyor. Ancak Türkiye gibi ‘nefret suçları’na yönelik ayrıntılı ve yaptırım gücü olan hukuki düzenlemelerin bulunmadığı ülkelerde, Facebook, YouTube gibi sosyal ağlar da ırkçı, radikal dinci, cinsiyetçi gruplaşma ve kampanyalara sahne olabiliyor.

Bu kampanyalarda kullanılan nefret dili aslında çağdaş hukuk çerçevesinde ciddi yasal yaptırıma uğrayacak türden. Hatta açıkça suikast ve saldırı çağrısında bulunulan bazı Facebook grupları, yoğun şikayet sonucu Facebook yönetimince kaldırılmadığı sürece, her hangi bir yaptırımla karşılaşmıyor. Bu grupları kuranların hesapları silinmesi de çözüm olmuyor, çünkü akabinde yeni hesaplar açılıp yeni gruplar kurulabiliyor. Continue reading »

Eki 092010
 

Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Muş Milletvekili Sırrı Sakık, Samsun’da Ahmet Türk’e yapılan saldırı ile eşi Gülsima Sakık’ın Gölbaşı mezarlığına defnedilmesine yönelik eleştirileri Meclis’e taşıdı.

Sakık, Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in yazılı olarak yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde, “Meclis’te ‘Nefret Suçları ile Mücadele Komisyonu’ kurulması için bir girişimde bulunmayı düşünür müsünüz?” dedi.

“Son yıllarda ülkemizde nefret suçları ve ayrımcı uygulamalar yaygınlaşmaktadır” diyen Sakık, kapatılan Demokratik Toplum Partisi’nin (DTP) Eşbaşkanı Ahmet Türk’ün Samsun’da saldırıya uğradığını hatırlattı. Sakık, saldırının ardından bir köşe yazarının, “yaşananların ‘adaletin tokmağı’ olarak değerlendirilmesi gerektiğini” yazdığına da dikkat çekti. Continue reading »

Eki 092010
 

Öykü Didem Aydın

Ceza Hukukunun Olanakları ve Sınırları*

Makale, gözden geçirilmiş ve Türkiye’ye dair açıklamalarla geliştirilmiş bu haliyle, Levent Şensever arkadaşımızın “nefret suçları mücadelesi”ne ithaf edilmiştir.

Giriş ve Birinci Yazının Özeti

Dilerseniz birinci yazının özetiyle giriş yapalım, sonra da ikinci kısma geçelim. Kin ve nefret suçlarından kriminolojik olarak söz ederken hangi fiillerin akla gelmesi gerektiğini aşağıdaki iki örnek çok açık olarak ortaya koymaktadır:

Irkçı müzik grubu bir konserinde aşağıdaki sözleri içeren bir şarkı söylemiştir:

“Sen de benim gibi düşün; anlayabiliyor musun? Dayanabiliyor musun binlerce Türkün burada olmasına? Sonunda bitir bu işi, yetersin sen bu işe. Eskisi gibi yap ve hepsini tık trenlere”. Continue reading »

Eki 092010
 

Öykü Didem Aydın**

Giriş

Bu yazıda dünyanın her coğrafyasında rastlanan temel bir “insani-toplumsal” sorun “takımadası”na; ırkçılık, zenofobi, aşırı milliyetçilik, yabancı düşmanlığı, islam düşmanlığı, islamofobi, anti-semitizm, homofobi, kurumsal, yapısal veya özel ayrımcılık olgularına bağlı tehlikeli bir suç kategorisine değineceğim: nefret suçları.

Nefret suçlarından söz ederken hangi eylemlerin akla gelmesi gerektiğini aşağıdaki “dış kaynaklı” iki örnek açık olarak ortaya koyuyor. Önce “dış kaynaklara” bakalım, sonra içeride de başımızı ağrıtan bazı örneklere değineceğiz.

Irkçı bir müzik grubu konserlerinden birinde aşağıdaki sözleri içeren bir şarkı söylemiştir:

“Sen de benim gibi düşün; anlayabiliyor musun? Dayanabiliyor musun binlerce Türk’ün burada olmasına? Sonunda bitir bu işi, yetersin sen bu işe. Eskisi gibi yap ve hepsini tık trenlere!”. Continue reading »

Eki 092010
 

Öykü Didem Aydın**

Giriş

Kin ve nefret suçlarından kriminolojik olarak söz ederken hangi fiillerin akla gelmesi gerektiğini aşağıdaki iki örnek çok açık olarak ortaya koymaktadır:

Irkçı dazlaklarlardan (“Skin-Head”)’ oluşan bir müzik grubu bir konserinde aşağıdaki sözleri içeren bir şarkı söylemiştir:

“Sen de benim gibi düşün; anlayabiliyor musun? Dayanabiliyor musun binlerce Türkün burada olmasına? Sonunda bitir bu işi, yetersin sen bu işe. Eskisi gibi yap ve hepsini tık trenlere”.

Bu metin Almanya’da Gençlere Zararlı Metinleri Denetleme Kurulu tarafından gençlere zararlı bir metin olarak kabul edilmiş ve onlara dağıtımı ve propagandası ceza tehdidi altına alınmıştır.[1]

İkinci örnek yalnızca sözde kalmayan ve şiddet içeren yabancı düşmanlığının boyutlarını göstermektedir: Continue reading »

Eki 092010
 

»Sayın Hammarberg, benimle görüşmeyi kabul ettiğiniz için teşekkürler. Türkiye ziyaretiniz değişik basın organlarında rapor edildi. Ziyaretiniz sırasında ‘nefret suçları’ hiç gündeme geldi mi?
Evet geldi, hem ‘nefret suçları’ hem de ‘nefret söylemleri’ gündeme geldi. Biliyorsunuz, ‘nefret söylemleri’, ‘nefret suçlarına’ ön ayak oluyor. İstanbul’da Musevi Cemaati ile yaptığım görüşmelerde, Gazze’deki son derece de talihsiz İsrail harekâtı sırasında, medyada sadece İsrail karşıtı değil ama aynı zamanda antisemetik söylemlerin de dile getirildiği bana aktarıldı. Kötü bir olay olmamış, Musevi vatandaşlar koruma istemişler ve koruma sağlanmış. Bu konuda kanuni korumaların gözden geçirilmesi isteği bana iletildi. Continue reading »