<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sosyal Değişim Derneği &#187; Nefret söylemi</title>
	<atom:link href="http://www.sosyaldegisim.org/tag/nefret-soylemi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.sosyaldegisim.org</link>
	<description>&#34;NEFRET SUÇLARI ÖLDÜRÜR!&#34;</description>
	<lastBuildDate>Tue, 31 Jan 2012 14:45:23 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Kitap: Nefret Söylemi ve/veya Nefret Suçları</title>
		<link>http://www.sosyaldegisim.org/2012/01/kitap-nefret-soylemi-veveya-nefret-suclari/</link>
		<comments>http://www.sosyaldegisim.org/2012/01/kitap-nefret-soylemi-veveya-nefret-suclari/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Jan 2012 06:06:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Lewox</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yayınlar]]></category>
		<category><![CDATA[Nefret söylemi]]></category>
		<category><![CDATA[Nefret suçları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sosyaldegisim.org/?p=1240</guid>
		<description><![CDATA[Yazar: Yasemin İnceoğlu Yayınevi: Ayrıntı Yayınları Basım: 2012 ISBN: 978-975-539-630-9 Sayfa: 384 Kimlik bilinci ve kimliksel ayrışmayla paralel olarak belki de, ülkemizde son yıllarda yeni bir suç türünden ve fiilinden söz edilmeye başlandı: Nefret söylemi ve nefret suçları. Belki bu sınıfa giren söylem ve fiillerin tarihi daha eskilere dayanıyor ama anlaşılan o ki bunu çok <a href='http://www.sosyaldegisim.org/2012/01/kitap-nefret-soylemi-veveya-nefret-suclari/'>[...]</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><a href="http://www.sosyaldegisim.org/wp-content/uploads/2012/01/nefret-soylemi-veya-nefret-suclari.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1241" title="nefret-soylemi-veya-nefret-suclari" src="http://www.sosyaldegisim.org/wp-content/uploads/2012/01/nefret-soylemi-veya-nefret-suclari-189x300.jpg" alt="" width="189" height="300" /></a></p>
<p>Yazar: Yasemin İnceoğlu<br />
Yayınevi: Ayrıntı Yayınları<br />
Basım: 2012<br />
ISBN: 978-975-539-630-9<br />
Sayfa: 384</p>
<p style="text-align: left;">Kimlik bilinci ve kimliksel ayrışmayla paralel olarak belki de, ülkemizde son yıllarda yeni bir suç türünden ve fiilinden söz edilmeye başlandı: Nefret söylemi ve nefret suçları. Belki bu sınıfa giren söylem ve fiillerin tarihi daha eskilere dayanıyor ama anlaşılan o ki bunu çok uzun bir süre yalnızca maruz kalanlar hissetti. Nefret suçu, “sırf ‘farklı’ bir gruba mensup/ait olduğu gerekçesiyle kişilere/mülke karşı işlenen suçları” kapsıyor. Burada farklılığın ifadesi kişi, eylem ya da şey yere ve zamana göre değişerek, etnik köken, dil, din olabildiği gibi, cinsel tercihler, uzun saç, küpe, mülteciler, göçmenler ve engelliler de olabiliyor.<img title="Daha fazla..." src="http://www.durde.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/wordpress/img/trans.gif" alt="" /><span id="more-1240"></span></p>
<p style="text-align: left;">Dolayısıyla, nefret söylemi ve nefret suçuna maruz kalan tüm grupların temsil edilmesi kaygısıyla oluşturulan bu kitapta yer alan tüm yazarlar, bu konuda çalışan, kafa yoran ve ter döken akademisyenler ve aktivistler; bazıları da nefret söylemi ve nefret suçlarından bizzat nasibini alanlar.</p>
<p style="text-align: left;">Hem düşünceleriyle hem de eylemleriyle hepimizin yakından bildiği ya da ismine aşina olduğu bu değerli katılımcılar ülkemizin fay hatları boyunca nefret söyleminin ve nefret suçlarının izini sürüyor. İşte bu noktada, suçun mağdurları ve onlara yönelik eylemlerle bir bir yüzleşiyoruz: azınlıklar, Romanlar, eşcinseller, travestiler, kadınlar… Liste uzayıp giderken, gerek yazılı ve görsel basında gerek internette nefretin kelimelerle nasıl buluştuğunu görüyoruz çaresizce. Ve neyse ki bu konuda çalışan sivil toplum kuruluşlarıyla tanışıyor, nefret söylemiyle mücadele ve nefret suçunu Ceza Kanunu kapsamına alma konusunda neler yapılabileceğini öğreniyoruz. Korku ve karamsarlık umuda kapı aralıyor böylece.</p>
<p style="text-align: left;">Bu kitap, nefret söylemi ve nefret suçları konusunda çok farklı kişi ve konuları bir şemsiye altında toplayarak bir ilki gerçekleştirdi. Ülkemizde bu konudaki farkındalığın oluşmasında bir nebze de olsa katkı sağlaması ve yapılacak olan çalışmalara önayak olması kitabın amaçlarından biri yalnızca.</p>
<p style="text-align: left;">İdeal olanı ise nefretten arındırılmış bir dünya.</p>
<p style="text-align: center;">***</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Önsöz</strong><strong> </strong></p>
<p style="text-align: left;">Irkçılığa DurDe’den Levent Şensever ve Cengiz Alğan, 2009 yılında oluşturdukları Sosyal Değişim Derneği’nin yeni bir projesinde Danışma Kurulu üyesi olarak yer almam için davette bulundu. Daha sonra bu proje 2010 yılında, Ulusal Basında Nefret Suçları: 10 Yıl, 10 Örnek başlığıyla yayımlandı.</p>
<p style="text-align: left;">Geçen üç yıl içerisinde sayısını hatırlayamadığım kadar seminer, çalıştay, konferans ve televizyon programıyla kamuoyunu ve medyayı nefret söylemi/nefret suçları hakkında bilgilendirme ve farkındalık yaratma uğraşı verdik. Bu konuda Sosyal Değişim Derneği’nin yanı sıra, UHDV, İHGD, Pozitif Yaşam Derneği, Kaos GL’nin düzenlediği ulusal ve uluslararası toplantılara katıldım. Bir başka deyişle, bu süreç içerisinde hep beraber piştik. Gelinen şu noktada çabalarımızın boşuna olmadığını sevinerek görüyorum. Bu kitabın yayımlanması fikrini aklıma sokan kişi Ayrıntı Yayınları editörü Sevgili Abdullah Yılmaz. Hafızam yanıltmıyorsa 2009 TÜYAP Kitap Fuarı’nda Ayrıntı Yayınları’nın organize ettiği ve Umur Talu, Ali Erol, Denis Ojalvo ve benim katıldığım “Nefret Söylemi ve Nefret Suçları” paneli sonrasında Abdullah Bey benden bu kitabı derlememi rica etti. Bu kitap iki yıllık bir çalışmanın ürünü. Kitapta yer alan tüm yazarlar bu konuda çalışan, kafa yoran akademisyenler ve aktivistler; bazıları da bizzat nefret söylemi ve nefret suçundan nasibini alanlar. Kitabın içeriğini oluştururken, nefret söylemi ve nefret suçuna maruz kalan tüm grupların temsil edilme kaygısıyla yola çıktım ve inanıyorum ki bir iki eksikle de olsa kapsamlı bir çalışmaya imza atmış olduk.</p>
<p style="text-align: left;">Bu vesileyle yazarlara kitapta yer almayı kabul ettikleri ve değerli katkıları için teşekkürü borç bilirim. Yine kitabın yayımlanmasında gönülden destek veren Ayrıntı Yayınları çalışanlarına da şükranlarımı sunarım.</p>
<p style="text-align: left;">Başlık neden, “Nefret Söylemi ve/veya Nefret Suçları”? Birbirinden ayrı şeyler de olsalar, sonuçta birbirlerini besliyorlar ve özellikle de nefret söylemi nefret suçuna giden yolda ilk önemli adım; kitapta yer alan makalesininin başlığında, Baskın Hoca’nın isabetle belirttiği gibi, nefret söylemi nefret suçunun önkoşulu.</p>
<p style="text-align: left;">Kendini her zaman kin ve öfke dolu ifadelerle ortaya koymadığı ve hatta zaman zaman gayet normal göründüğü ve kanıksandığı için nefret söylemini teşhis etmek kolay olmayabilir. Nefret suçuna giden sürecin çıkış noktası olan, nefret suçunun önünü açan, onu teşvik eden, tahammülsüzlüğün ve hoşgörüsüzlüğün dışavurumu olan nefret söyleminde, hedef alınan gruplara “toplumda size yer yok” mesajı yinelenerek veriliyor; grup üyeleri pasifleştiriliyor/sessizleştiriliyor. Bu durum doğal olarak demokratik düzeni yıpratıyor; zira insanın en temel hakkı olan “yaşama ve katılım hakkını” elinden almış oluyorsunuz. Kaldı ki demokrasilerde “tercih” etmediğiniz, istemediğiniz insanlarla da beraber yaşamak zorundasınız; “onları istemiyorum” deme lüksünüz yok.</p>
<p style="text-align: left;">Ceren Sözeri ile birlikte hazırladığımız Nefret Suçlarında Medyanın Sorumluluğu : “Ya sev ya terk et ya da…” başlıklı  çalışmada, 2004-2007 yılları arasında anaakım medyada doğrudan Hrant Dink’i hedef alan ama asıl olarak etnik köken ya da dini farklılıklar temelinde nefret söylemi içeren haberler ve köşe yazıları incelendi. Araştırma sonucunda Türkiye’de azınlıklar ya da kendini azınlıkta hissedenlerin, geçmişi ve devletin resmi söylemini sorgulamaları durumunda, basının büyük kısmını elinde bulunduran milliyetçi muhafazakâr gazeteler ve gazeteciler tarafından ötekileştirildiği ve hedef gösterildiği, hatta “ülkeyi terk etmeye ya da sonuçlarına katlanmaya” varan tehditlere maruz kaldığı tespit edildi. Dink cinayeti ve sonrasında medyada nefret söylemini konu alan araştırmaların ortaya koyduğu vahim tabloya rağmen, bizzat uygulayıcılar açısından sağlıklı bir değerlendirme ve özeleştirinin yapıldığını ifade etmek hâlâ mümkün görünmüyor.</p>
<p style="text-align: left;">Nefret söylemi ile ifade özgürlüğü arasındaki sınır çok tartışmalı bir konu; bir hususun nefret söylemi kapsamına girdiğini iddia ettiğiniz yerde, ifade özgürlüğü ihlaline ilişkin eleştiriler gündeme geliyor.</p>
<p style="text-align: left;">Baskın Oran Hoca, Radikal ve Agos’ta önceden yayımlanmış yazılarını bu kitap için yeniden gözden geçirdi. Makalesinin adı, Maksimum Rezillik: Nefret Suçları ve Nefret Suçunun Önkoşulu: Nefret Söylemi. 2010 yılında Ahmet Türk ve Taner Yıldız’a yapılan saldırılar ile medyanın bu olayları “alkışlayıcı” tavrını eleştiren bu makalesinde ayrıca nefret suçunun önkoşulu olan nefret söylemine örnek olarak, Ordu Üniversitesi’nden bir öğretim üyesinin Ağustos 2011’de Radikal gazetesine verdiği demeçte kullandığı ifadelere değiniyor.</p>
<p style="text-align: left;">Hakan Ataman’ın Nefret Suçlarını Farklı Yaklaşımlar Çerçevesinden Ele Almak: Etik, Sosyo-Politik ve Bir İnsan Hakları Problemi Olarak Nefret Suçları başlıklı yazısında, genel olarak insan haklarıyla ilgili sorunlara, özel olarak ise nefret suçlarına geniş bir bağlamda ve zamana yayılan dinamik bir süreç olarak bakılmasının önemi üzerinde duruluyor. Yazar, sosyal bilimlerin, disiplinler arası bir perspektifle konuya yaklaşması, sorunu analiz etmesi ve çözüm odaklı çalışmasının, hem nefret suçlarına bir tepki olarak geliştirilen hukuki korumanın meşruiyetini sağlayacağı hem de hukuki bir sorun olduğu kadar etik, sosyo-politik ve bir insan hakları skandalı olarak nefret suçlarının temeline inerek neler yapılabileceği hakkında bizlere fikir vereceği hususunun altını ısrarla çiziyor.</p>
<p style="text-align: left;">Halen tartışmalı bir konu olan nefret söylemi, AB ülkelerinde bir suç olarak tanınmaya başlamasına rağmen, ABD’de düşünce özgürlüğüne vurgu yapılarak, özgürlüğe ancak “şiddeti teşvik etme” durumlarında kısıtlama getirileceği belirtiliyor. İfade özgürlüğü temel insan haklarından biri olsa da, bireyler kendi açıklamalarından doğabilecek potansiyel nefret söylemi konusunda dikkatli davranmalıdır. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, devletlere, ulusal yasalar çıkarmak için ortak ölçütler belirlemesini ve nefret söyleminin sahibi ile bunu yayımlayan medyayı birbirinden net olarak ayırt etmeyi öneriyor. Diğer yandan, Komite nefret söyleminin medya aracılığıyla yayılmasının da daha zararlı olacağını vurguluyor.</p>
<p style="text-align: left;">Ulaş Karan’ın Nefret İçerikli İfadeler, İfade Özgürlüğü ve Uluslararası Hukuk başlıklı çalışması, konuya bir giriş niteliğinde olup, nefret söylemi kavramının kapsamına, ifade özgürlüğüyle ilişkisine ve uluslararası düzeyde hukuk kuralları içerisindeki yerine odaklanıyor. Nefret söylemine hukuk alanında karşı çıkış aynı zamanda ifade özgürlüğünün sınırlanması anlamına geldiği için Ulaş Karan makalesinde bu konuya değiniyor ancak doğal olarak, ifade özgürlüğünün nefret söylemi dışındaki sınırlama sebepleri üzerinde durmuyor.</p>
<p style="text-align: left;">Asuman Aytekin İnceoğlu’nun Nefret Suçu Kavramı ve Türk Ceza Mevzuatı Açısından Değerlendirilmesi adlı makalesi, nefret suçu, nefret suçu mağduru kavramları ve Nefret Suçu ile Nefret Söylemi- Ayrımcılık Suçu-Soykırım Suçu Arasındaki Farklara değiniyor. Nefret Suçlarıyla Mücadele Nedenleri ve Türlerine yer veren çalışmada, Türk ceza mevzuatında ivedilikle nefret suçu tanımının yapılmasına; soruşturma ve kovuşturmanın önemine dikkat çekiliyor.</p>
<p style="text-align: left;">İnceoğlu’na göre, TCK’da nefret suçunun tanımlanması, cezai yaptırımların uygulanmasının yanı sıra, Meclis’te bir Nefret Suçu Komisyonu’nun oluşturulması da gerekiyor.</p>
<p style="text-align: left;">Türk Musevi Cemaati’nden Ester Zonana ve Yuda Reyna’nın ortaklaşa kaleme aldığı Ayrımcılıkla Mücadele ve Eşitlik Kurulu Kanun Tasarısı Taslağı ve Nefret Suçları adlı yazıda, ayrımcılıkla ilgili anahtar kelime olan “bakış açısı ve zihniyet” üzerinde duruluyor. Yazıda, bu yasanın ve yasa ile kurulan “Ayrımcılıkla Mücadele ve Eşitlik Kurulu”nun nefret suçları ve ayrımcılıkla mücadelede etkili olamayacağı irdeleniyor ve yapısı itibariyle tarafsız olarak nitelendirilemeyecek olan bu kurulun yetkilerinin sıralandığı 17 maddeden sadece bir tanesinin ayrımcılıkla ilgili olması da bu saptamayı bir anlamda teyit ediyor.</p>
<p style="text-align: left;">Türkiye’de nefret suçu kavramı, Hrant Dink cinayetiyle kamuoyunun gündemine oturdu. Geçmişte yaşanan 6-7 Eylül 1955 olayları, Sivas katliamı, Rahip Santoro cinayeti, Malatya katliamı, Seferihisar ve Kemalpaşa’daki linç girişimleri de nefret suçlarına çok çarpıcı örneklerden. Bu suçlar mağdurlara zarar vermekle kalmayıp, aynı grup üyelerine hoşgörüsüzlük, ayrımcılık ve önyargı iletilerini pekiştirici bir etkiyle gönderiyor ve bu gruplar toplumun diğer gruplarına/bireylerine adeta “düşman hedefler” olarak işaret ediliyor.</p>
<p style="text-align: left;">İnsan hakları mücadelesi çerçevesinde karşı çıkılması gereken nefret suçları, iki temel unsuru –ayrımcılık ve önyargıyı– bünyesinde barındırıyor. Hrant Dink yoğun bir “nefret söylemi” bombardımanı sonucunda “nefret” suçu cinayetine kurban gitti. Bazı gazeteler Dink’i hedef gösterdi/etiketledi/ötekileştirdi ve yalnızlaştırdı. Dink cinayeti öncesi medyada gördüğümüz başlıklardan birkaçı şöyleydi: “Hrant’ın hırlayışı”, “Türklüğe hakaretten yargılanan Ermeni gazeteci”, “Ermeni’ye Bak”, “Hrant kaşıyor”, “Hrant uslanmadı”, “Kovun bunları. Ya sev ya terk et”.</p>
<p style="text-align: left;">Fethiye Çetin, Yargı Söylemi ya da Hukukun Hakikati adlı yazısında, Hrant Dink’in TCK 301’den (eski 159) mahkûmiyetine ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ni de kapsayacak biçimde tüm aşamalarıyla Hrant Dink yargılamasına yer veriyor. Türkiye’deki yargı pratiğini ve egemen anlayışın işleyişini, yargıçların karar süreçlerini etkileyen faktörleri, ayrımcılığın ve nefret söyleminin hukuksal metinlerdeki yansımalarını gözler önüne seren yazı, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nda azınlıkta kalan “karşı oylar” ile karara itiraz eden Yargıtay Savcılığı’nın tüm çabalarına rağmen sonuca etki edemeyişini tüm açıklığıyla ortaya koyuyor.</p>
<p style="text-align: left;">Belma Akçura’nın Tetikçinin Kimliği: Cinayetlerin Üstünü Örten Perde adlı yazısı, Sabahattin Ali ve Doğan Öz’ün öldürülmesinden başlayarak, günümüze kadar uzanan gazeteci cinayeti dosyalarını ele alıyor: Abdi İpekçi, Cevat Yurdakul, Ümit Doğanay, Cavit Orhan Tütengil, Ümit Kaftancıoğlu, Zeki Tekiner, Kemal Türkler, Musa Anter, Uğur Mumcu ve Hrant Dink. Akçura’nın önemle altını çizdiği nokta, toplumun her alanında yaşanan metamorfoz ile tetikçisini kollayan ve kahraman ilan eden toplumdaki tehlikeler.</p>
<p style="text-align: left;">Demokrasilerde en etkili yöntem deşifre etmek olduğundan, nefret söylemi izlenmeli ve kayıt altına alınmalıdır. Sosyal medya ortamında nefret söylemi izleme ve rapor etme merkezlerinin kurulmasına örnek olarak, Sosyal Değişim Derneği’nin Medya İzleme Merkezi’ni verebiliriz. Ayrıca Sosyal Değişim Derneği, gazetecilerin, akademisyenlerin, hukuk danışmanlarının, STK temsilcilerinin ve en önemlisi nefret söylemine en çok maruz kalan grupların bir araya geldiği Nefret Suçları Platformu adında bir girişimi de hayata geçirdi.</p>
<p style="text-align: left;">Cengiz Alğan’ın Nefret Suçları ile Mücadelede Sivil Toplum Örgütlerinin Rolü adlı yazısında, Irkçılığa DurDe Girişimi’nin amacı, etkinlikleri, Nefret Suçları Karşıtı Platformu kurma süreçleri, Uluslararası Nefret Suçları Konferansı ve son olarak da yeni kurdukları İzleme Merkezi’nin çerçevesi anlatılıyor. Yazar nefret suçuna örnek olay olarak, 2011 yılı Ocak ayında Manisa, Selendi’de Romanlara karşı gerçekleştirilen linç girişimini, olayın arka planına ve internetteki okur yorumlarına da yer vererek ayrıntılı bir biçimde ele alıyor.</p>
<p style="text-align: left;">Nefret suçlarıyla mücadeleye bir başka örnek de, ABD kökenli Southern Poverty Law Center. Taner Kılıç’ın Nefret Suçları ile Mücadelede Bir Örnek: Güney Yoksulluk Hukuk Merkezi (SPLC) başlıklı yazısında SPLC, ABD coğrafi koşulları içinde bir “örnek” olarak tanıtılmaya çalışılıyor ve SPLC modelinin Türkiye’de uygulanabilirliği tartışılıyor. Yazıda, SPLC’nin yaptığı işleri, sadece bir tek “hukuk bürosu” üzerinden yürütmenin Türkiye’de mümkün olamayacağı belirtiliyor ve bu modelin, bir dernek veya vakıf ya da nefret suçları üzerine çalışan bir organizasyon tarafından özel projeler geliştirilerek, insan ve kurum kapasitesini oluşturmak suretiyle yaşama geçirilmesinin mümkün olabileceği üzerinde duruluyor.</p>
<p style="text-align: left;">Kürt sorunu çoğu zaman terörizm ve PKK ile özdeşleştiriliyor ve Kürtler hakkında “cani, hain, kalleş, çapulcu, dağdan inenler” türünden “sloganlaşmış” ve “onları ürkütücü kılan” kalıp yargılar kullanılıyor. Oysaki bu tavır Kürt sorununu çözümsüzlüğe götürmekten başka bir fayda sağlamıyor. Son olarak, seçim sonrasında tutuklu vekillerin serbest bırakılmaması ve bunu takiben Silvan’daki çatışmada 20 askerin yaşamını yitirmesinin ardından, Caz Festivali’nde Sanatçı Aynur Doğan’a Kürtçe şarkı söylediği için sözlü saldırıda bulunulmasında, yine İstanbul’un Zeytinburnu ilçesinde Kürtlere yönelik bir linç kampanyasının başlamasında, medyanın kullandığı dilin yanı sıra, hükümet yetkililerinin açıklamalarının da etkisi olduğunu söyleyebiliriz. Hükümetin, Kürt siyasetini değersizleştiren ve itibarını zedeleyen türden açıklamalar yapmaktan imtina etmesi ve seçim sonrası yapılan “balkon konuşması”nda kullanılan barışçıl dili özellikle bu kritik dönemde koruması beklenirdi halbuki. Belki de ilk kez bir ana muhalefet partisinin (CHP) seçim bildirgesinde, “Azınlık din mensubu vatandaşlara yönelik din ve inanç temelli ayrımcılık, nefret söylemi ve nefret suçlarıyla mücadele edileceği”nin belirtilmesi de ülkemiz açısından kayda değer ve sevindirici bir gelişme olarak kabul edilmeli.</p>
<p style="text-align: left;">Hakan Tahmaz’ın Nefret Söylemi ve Barış Meclisi başlıklı yazısında, Sivil Yurttaş Girişimi olan Barış Meclisi’nin Kuruluş Bildirgesinde, 2008 tarihinde düzenlenen, Yeni Anayasa Sürecinde Demokratikleşme ve Kürt Sorunu Konferansı’nda ve Haziran 2011 seçimlerinden önceki Barış İçin Eşit Yurttaşlık Bildirgesi’nde nefret söylemi ve nefret suçları ile mücadele girişimleri aktarılıyor. Tahmaz, Aysel Tuğluk’un konuşmasının anaakım medyada yer alış biçimi ile 12 Haziran seçim döneminde medyada bizzat yeniden üretilen nefret söylemine dikkat çekiyor.</p>
<p style="text-align: left;">Devletin ideolojik aygıtı olan medyanın, kendi gündemini yaratırken, toplumsal bağlamdan koparak hem örtük hem açık biçimde ırkçılık, etnik önyargı, zenofobi (yabancı korkusu-nefreti), antisemitizm gibi kavramlarla tanımlanabilecek türden nefreti yeniden ürettiğini ya da pompaladığını biliyoruz. Medyanın olumsuz, alaycı ifadeler, küfür, hakaret, aşağılama, abartı taktiklerine başvurarak “öteki”leştirdiği ve “hedef” haline getirdiği grupları kamu güvenliği açısından “potansiyel risk ve tehdit taşıyan öcüler” gibi göstermesi, toplumdaki “öteki” gruplara karşı beslenen önyargıları pekiştiriyor ve bu grupların kendilerini korumasız ve savunmasız hissetmelerine yol açıyor. Bu durum, bir yandan kişinin belirli bir gruba aidiyeti yüzünden küçük düşürülmesi, aşağılanması, hedef gösterilmesi; diğer yandan, nefret söylemi üreten gruba güç ve özen atfetmesi açısından oldukça sakıncalı. Söylenenlerden çok söylenmeyenler, normal, rasyonel ve mantıklı görünen ifadeler nefret söyleminin teşhisini zorlaştırır. Medyada biz-onlar ekseninde bir ötekileştirme her zaman tanık olduğumuz bir durumdur. Medya, ötekileştirdiği grubun insani değerini inkâr ederek, onlara uygulanan şiddet ve aşağılayıcı davranışları meşrulaştırabiliyor.</p>
<p style="text-align: left;">Halbuki TGC’nin Gazetecinin Hak ve Sorumlulukları Bildirgesi’nde şöyle diyor: “Gazeteci başta barış, demokrasi, insan hakları olmak üzere insanlığın evrensel değerlerini, çoksesliliği, farklılıklara saygıyı savunur. Milliyet, ırk, etnisite, cinsiyet, din, dil, sınıf ve felsefi inanç ayrımcılığı yapmadan tüm ulusların, tüm halkların ve tüm bireylerin haklarını ve saygınlığını tanır. İnsanlar, topluluklar ve uluslar arası nefreti, düşmanlığı körükleyici yayından kaçınır. Bir ulusun, bir topluluğun ve bireylerin kültürel değerlerini ve inançlarını veya inançsızlığını doğrudan saldırı konusu yapamaz. Gazeteci her türlü şiddeti haklı gösterici, özendirici ve kışkırtan yayın yapamaz.”</p>
<p style="text-align: left;">Ceren Sözeri, Yazılı Basında Nefret Söylemi ve Mücadele Yolları başlıklı yazısında, Uluslararası Hrant Dink Vakfı’nın Nisan 2009-Aralık 2010 yılları arasında yürüttüğü çalışma kapsamında, Türkiye’de yayımlanan ulusal gazetelerdeki, etnik ve dini aidiyeti hedef alan söylemlere odaklanıyor. Yazar, “Medyada Nefret Söyleminin İzlenmesi” adlı çalışmanın analizlerini yürüten araştırmacılardan birisi olması nedeniyle, çalışma kapsamında elde edilen bulgulara dair izlenimlerinin yanı sıra, araştırmanın çerçevesinin ve yönteminin belirlenmesi konusundaki ayrıntıları da bize aktarıyor.</p>
<p style="text-align: left;">Eskiden manşetlerde gördüğümüz “Pis Çingene”, “Korkak Yahudi”, hatta geçmişte bir bakanın çekinmeden söylediği “Ermeni dölü” türünden nitelemelerin günümüzde artık, gazetelerde satır aralarına, köşe yazılarına, internette ise Facebook ve okur yorumlarına kaydığına tanık oluyoruz. Aşağıda yer alan, Facebook sitelerinden bazı örnekler nefret söylemi ve nefret suçunun varlığını çok net biçimde ortaya koyuyor: “Lezbiyenlere tecavüz ederek onları topluma kazandırabiliriz”, “Köpeklere giriş serbesttir. Bu kapıdan Yahudiler ve Ermeniler giremez”, “Duy ulan soysuz, ne mutlu Türk’üm diyene&#8230;”, “Soykırım yapsak soyunuz kalmazdı köpekler”.</p>
<p style="text-align: left;">İnternette ırkçı nefret söyleminin hızla yayıldığını görüyoruz. Türkiye halen Avrupa Konseyi Siber Suçlar Sözleşmesi’nin ırkçı/yabancı düşmanı içeriği cezalandıran ek protokolünü imzalamadığı gibi, Birleşmiş Milletler (BM) Irkçılıkla Mücadele Sözleşmesi’ni yürüten komitenin, 2009’da eşitliği güvence altına almaya ek olarak ayrımcılıkla mücadeleyi içeren açık düzenlemeler getirmemizi talep etmesine karşılık herhangi bir tepki vermemiştir. Diğer yandan, 3000’e yakın kapalı sitenin kapatılma nedenleri arasında ırkçılık ve ayrımcılığın bulunmaması da son derece düşündürücüdür.</p>
<p style="text-align: left;">Türkiye’de nefret söylemiyle mücadeleye ilişkin bir örnek olarak, 19 Haziran 2011’den itibaren Ekşi Sözlük’te yayımlanan şu duyuruyu verebiliriz: Nefret söylemi denetim grubu şu andan itibaren Ekşi Sözlük dahilinde yazılmış entry’leri denetlemek, bu entry’ler arasında nefret söylemi içerenleri tespit etmek ve söz konusu nefret söylemlerini yayından kaldırmak amacıyla yetkilendirilmiş ve aktif olarak çalışmaya başlamıştır.</p>
<p style="text-align: left;">Site ayrıca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Avrupa Irkçılık ve Hoşgörüsüzlükle Mücadele Komisyonu, atıf yapılan mahkeme kararları ve bazı Kuzey Avrupa ülkelerinin ilgili yasalarını temel alarak aşağıdaki tanımı kabul etmiştir: “Irk, etnik köken, dil, inanış durumu, fiziksel veya zihinsel engel, bölgesel farklılıklar, cinsiyet, cinsel kimlik ya da cinsel yöneliminden dolayı belirli kişi veya gruplara bu temel özelliklere dayalı, mevcut her türlü olumsuz önyargılardan beslenerek yöneltilen nefret ve/veya şiddet oluşturabilecek nitelikteki ifadeler nefret söylemi olarak kabul edilir.”</p>
<p style="text-align: left;">Sercan Gidişoğlu ve Kerem Rizvanoğlu’nun ortaklaşa kaleme aldığı “İnternette Türk Milliyetçiliği: Türk Milliyetçisi Siteler ve Ağ Yapısı Üzerine Bir Analiz” başlıklı makalesinde, internetin milliyetçi gruplar için kolektif kimlik ve cemaatin oluşturulması ve yeniden üretilmesi sürecinde nasıl bir rol oynadığı sorusuna cevap aranıyor ve bunu yaparken nasıl bir içeriğin ve retoriğin, ne tür araçlar vasıtasıyla aktarıldığı sorgulanıyor. Bu araştırmada öngörülen hipoteze göre, belirli içerik kategorilerinin (retorik) ve etkileşim araçlarının kullanımı yoluyla internet, milliyetçi söylem ve değerlerin yeniden üretilmesine hizmet ediyor ve bu şekilde milliyetçi aidiyetlikleri kuvvetlendiriyor.</p>
<p style="text-align: left;">Bilindiği üzere, ECRI-Irkçılığa ve Hoşgörüsüzlüğe Karşı Avrupa Komisyonu, Türkiye Raporu’nda (8.02.2011), Türkiye’de bilgisayar ağları yoluyla işlenen ırkçılık ve yabancı düşmanlığı suçunun arttığını kaydetmiş ve internet basını için etik ilkelerin geliştirilmesini önermiştir.</p>
<p style="text-align: left;">Diğer yandan, spor medyası da nefret söylemini ve nefret suçunu ciddi olarak körüklüyor; Türklük, Türkiye, canım Türkiyem, vatan, ay-yıldız gibi söylemler sıklıkla kullanılıyor. “Hindi dediniz bize nasıl yedirdik size” türünden başlıklarla şiddet kültürü yeniden üretiliyor.</p>
<p style="text-align: left;">Ahmet Talimciler’in Ötekine Yönelik Nefretin Fark Edilmediği ya da Kanıksandığı Alan: Türkiye Futbol Medyası adlı makalesinde farklı/öteki ya da bizden olmayan olarak değerlendirilenlere yönelik olarak geliştirilen düşünce kalıplarının oluşumunda Türkiye futbol medyasının rolü mercek altına alınıyor. Bu amaçla futbolun sosyolojik temellerinin neler olduğu ortaya konuyor ve futbolun kitlelerle buluşmasını sağlayan medya ile kurmuş olduğu bağlantının nasıl gerçekleştiği ve bunun etkilerinin neler olduğu inceleniyor. Futbol ile medya arasında kurulan ideolojik bağlantı yoluyla nefret söyleminin toplumsal hayat içerisinde nasıl kök saldığı, kullanılan gazete başlıkları ve köşe yazarlarının söylemleri üzerinden örneklerle gösteriliyor.</p>
<p style="text-align: left;">Homofobi de bir başka nefret suçu. “Travesti dehşeti”, “Ters ilişki teklif etti öldürdüm”, “Hak ettiler” türü manşetler, saldırıları meşrulaştırıyor veya özendiriyor. Medya, LGBTT haberlerini şiddet içeren 3. Sayfa haberleri kapsamında “cinsel içerikli, toplum ahlakına aykırı”, LGBTT bireyleri ise “sapkın” veya “canavar” olarak sunuyor.</p>
<p style="text-align: left;">Kaos GL’nin Nefret Suçları Kimin Sorunu?: LGBT Bireyler, Nefret Söylemi ve Medyadaki Temsil başlıklı yazısı, nefret suçlarının hedefinde kimlerin olduğu, saldırıya uğrayanların sosyal ve psikolojik deneyimleri, LGBT bireylere yönelik nefret söylemi ve bunların medyada nasıl temsil edildikleri, Kaos GL dergisinin yayın hayatına başlaması, LGBT’lerin kamusal alana inişleri ile Kaos GL’nin medyayı izleme çalışmaları hakkında bir derleme niteliğinde.</p>
<p style="text-align: left;">Kemal Ördek, kaleme aldığı Trans Bireylere Karşı Nefret Söylemi başlıklı yazısında, ülkemizde kırılgan bir toplumsal grup olan LGBT’lerden, trans bireylerin yaşadığı hak ihlallerini, nefret söylemi ve nefret suçu çerçevesinde ele alarak irdeliyor. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ilgili suçlara yönelik gerekli önlemi almaması bir yana, zaman zaman bizzat hak ihlali uygulayıcısı ve hatta teşvik edicisi olduğunun vurgulandığı yazıda, son yıllarda güçlenen trans birey hakları hareketinin hükümetten talepleri de dile getiriliyor.</p>
<p style="text-align: left;">HIV ve AIDS, haberlerde, suç ve ahlaksızlık ekseninde, tedavisi mümkün olmayan birer hastalık olarak sunuluyor ve HIV ile yaşayanlar tehlikeli, hastalıklı, günahkâr, sapkın ve kötü bireyler olarak ötekileştiriliyor. Medyada yanlış dil kullanıma örnek olarak, AIDS Virüsü/HIV Virüsü ifadesini verebiliriz. Doğrusu AIDS/HIV’dir. AIDS Kurbanı/AIDS Hastası/AIDS Taşıyıcısı gibi başlıklar ifadeye çaresizlik, suçluluk ve zayıflık anlamları yükler. Aynı şekilde, uyuşturucu bağımlısı veya eroinman yerine damariçi madde kullanıcısı, yüksek risk grubu yerine yüksek risk davranışı (güvenliksiz seks vs) tercih edilmeli, karmaşık epidemiyolojik veya tıbbi terimler kullanılmamalı, haberlerde belli stereotiplere (kalıp yargılara) başvurulmamalı, yalnız çokeşliler, uyuşturucu kullananlar veya seks işçilerinden oluşan grupların HIV virüsü taşıdığına dair haberler yapılmamalıdır. AIDS’in yalnız bir sağlık sorunu değil, aynı zamanda tüm iş yaşamını, siyaseti ve sosyal hizmetleri etkileyen bir mesele olduğu unutulmamalı, iktidarın ve dini kurumların AIDS’e ilişkin doğru bilginin kamuoyuna aktarılmasında engel oluşturmaması ve kültürel tabuların etkisiyle başvurulan otosansürden gazetecilerin de sakınması gerekmektedir.</p>
<p style="text-align: left;">Diğer yandan HIV/AIDS ile yaşayanlar, kendileri gibi ayrımcılığa uğrayan diğer dezevantajlı ve incinebilir grupların; LGBT’lerin, mültecilerin ve göçmenlerin maruz kaldığı önyargı, nefret söylemi ve nefret suçlarından nasibini bolca alıyor.</p>
<p style="text-align: left;">Murat Köylü’nün HIV/AIDS ile Mücadelede En Büyük Sorun Virüs Değil, Önyargılar adlı yazısında, HIV pozitif olmanın, baskın belirleyicilikte bir kimlik bileşenine dönüştüğü, HIV/AIDS ile yaşayanların, ciddi ötekileştirme baskısı altında olduğu ifade ediliyor. Yine bu makalede, HIV/AIDS ile yaşayanlar bilim ve etik dışı ve yaşam hakkı ihlallerine dek varabilen önyargılardan beslenen bir nefretin odağı konumuna gelirken, bu nefretin sadece ulusal veya bölgesel değil, küresel bir varlık alanı bulduğu da vurgulanıyor. Özetle, HIV virüsü ile mücadelenin, yaşamın her alanında bununla yaşayanlar ile mücadeleye nasıl dönüştüğü anlatılıyor yazıda.</p>
<p style="text-align: left;">Toplumda modern kesimin ötekileştirdiği bir grup da başörtülü kadınlar. Ancak her “öteki” kendi “ötekisi”ni de yaratmakta son derece başarılı. Dekolte giydi diye taciz/tecavüz edilebilir kategorisine sokulan veya belediye otobüsüne şortlu bindi diye yumruklanan ve aşağılanan bir kadının mağduriyeti ile başörtülü kadınlarımızın mağduriyetinin temelinde yatan, aynı “patolojik zihniyet”.</p>
<p style="text-align: left;">Havva Yılmaz’ın Bir Nefret Nesnesi Olarak Başörtülü Kadınlar ya da Nefret Suçları Bağlamında Başörtüsü Problemi başlıklı yazısı, henüz bir nefret suçu olarak kabul edilmemiş olsa bile nefret suçu kavramının başörtüsü problemiyle ilişkisini inceliyor ve başörtülü kadınlara yönelik toplumsal nefreti çeşitli örnekler üzerinden analiz etmeye çalışıyor. Diğer yandan, yazar ülkemizde ve Avrupa’daki başörtü yasaklarının, nefretin meşrulaşmasındaki etkisi ile standardize edilmiş toplumsal grupların, “ölçüt dışı” kalanları toplumsal çemberin dışına attığını ve bunun sonucunda oluşan önyargıların, bu nefreti besleyip büyüttüğünü vurguluyor.</p>
<p style="text-align: left;">Bir başka önemli konu da cezaevleri. Haziran 2011’de, son yıllarda aldığım en heyecan verici davet geldi Zafer Kıraç’tan. STK’lar ile akademisyenlerin birlikte Bakırköy Kadın Tutukevi/Cezaevini ziyaret etmesi yönünde bir davetti bu. Sonradan ziyarete dair gözlemlerim Radikal İki’de yayımlandı (3.07.2011). Pilot cezaevi olan bu cezaevi Türkiye genelini yansıtmıyor elbette. Dışarıda olanlardan bazılarımız “içerideki dünyayı”, “Allah kimseyi düşürmesin” veya “içeride olduklarına göre mutlaka hak etmişlerdir” ifadeleri çerçevesinde algılıyor ne yazık ki. Halbuki dışarıdaki “biz”lerin zaman zaman “öteki”leştirdiğimiz “öbür”lerinin yanında olmamız an meselesi; çok kaygan ve geçişken bir zemin var aramızda. Bizlerin oraya geçmesi ne kadar mümkünse, onların da dışarıya çıkması o kadar mümkün. Burada önemli olan konu dışarıda insanlık onuru, hakkı ve özgürlüğüne yaraşır bir biçimde hep birlikte “nasıl ve ne şartlarda” bir arada yaşayacağımız. Bunun için de acilen “zihniyet değişimi”ne gerek var.</p>
<p style="text-align: left;">Zafer Kıraç’ın Cezaevleri ve Nefret Söylemi başlıklı yazısı, STK’ların, cezaevlerindeki nefret söylemi ve nefret suçları üzerine bir çalışması olmamasına, cezaevlerinin kamunun insafına bırakılmasına ve 2005’te yürürlüğe giren Ceza İnfaz Kanunu’na rağmen, cezaevlerinde sivil toplum faaliyetlerinin eksikliğine odaklanıyor. Yine 2005’te yürürlüğe giren, Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezleri ile Koruma Kurulları Kanunu’nun önemini de irdeleyen yazı, Türkiye’deki ceza infaz sisteminin adeta bir haritasını çıkarıyor.</p>
<p style="text-align: left;">Nefret söylemine maruz kalan başka bir grup da, işsizlik, düşük gelir seviyesi, yeterli eğitim almaktan yoksun olma gibi sorunları bulunan Romanlar. Anaakım medyada, dansları ve müzikleriyle adeta bir eğlence malzemesi olarak veya genel kurallara uyum sağlama sorunları, kavgaları ve suç haberleriyle gündeme getiriliyorlar. İşte iki örnek başlık: “Roman Mahallesinde Kavga: 50 Gözaltı”, “Romanlar Polise Pis Anlar Yaşattı”.</p>
<p style="text-align: left;">Bahattin Ulusoy, Yüreğimizden Gelen Sese Kulak Verin başlıklı yazısında, yıllar yılı insan oldukları unutulan, toplumun yüzde 75’inden daha yüksek bir bölümünün kendileriyle komşu olmak istemediği, insan olduklarını ispat etmek için kimliklerini inkâr yoluna giden Romanlara yönelik ayrımcılığı anlatıyor.</p>
<p style="text-align: left;">Kendilerine önyargılı davranılması sonucu, Romanların nasıl toplum dışına itildiğini aktaran Ulusoy, bu grubun yine de ulusal kimliğin çimentosu olmaya devam ettiğine ve kendilerine beslenen bu önyargıların kırılabilmesi için toplumda herkese düşen görevlerin önemine dikkat çekiyor.</p>
<p style="text-align: left;">Bu kitap, çok geniş bir yelpazede temellenmiş olması itibariyle nefret söylemi ve nefret suçları konusunda bir ilki gerçekleştirdi. Kitabın ülkemizde bu konudaki farkındalığın oluşmasında bir nebze de olsa katkı sağlamasını ve yapılacak olan çalışmalara yol açmasını umuyorum.</p>
<p style="text-align: left;">Teşvikiye, Aralık 2011</p>
<p style="text-align: left;">Yasemin İnceoğlu</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sosyaldegisim.org/2012/01/kitap-nefret-soylemi-veveya-nefret-suclari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yasemin İnceoğlu ile nefret söylemi söyleşisi</title>
		<link>http://www.sosyaldegisim.org/2011/11/yasemin-inceoglu-ile-nefret-soylemi-soylesisi/</link>
		<comments>http://www.sosyaldegisim.org/2011/11/yasemin-inceoglu-ile-nefret-soylemi-soylesisi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 Nov 2011 18:47:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Video/Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Nefret söylemi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sosyaldegisim.org/?p=1103</guid>
		<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><object width="480" height="360" classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.youtube.com/v/slNE-QYxfHQ?version=3&amp;hl=en_US&amp;rel=0" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed width="480" height="360" type="application/x-shockwave-flash" src="http://www.youtube.com/v/slNE-QYxfHQ?version=3&amp;hl=en_US&amp;rel=0" allowFullScreen="true" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" /></object></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sosyaldegisim.org/2011/11/yasemin-inceoglu-ile-nefret-soylemi-soylesisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Medyada Nefret Söylemi İnceleme Raporu yayımlandı</title>
		<link>http://www.sosyaldegisim.org/2011/07/medyada-nefret-soylemi-inceleme-raporu-yayimlandi/</link>
		<comments>http://www.sosyaldegisim.org/2011/07/medyada-nefret-soylemi-inceleme-raporu-yayimlandi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 22 Jul 2011 13:24:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Lewox</dc:creator>
				<category><![CDATA[Rapor/Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Nefret söylemi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sosyaldegisim.org/?p=1015</guid>
		<description><![CDATA[Uluslararası Hrant Dink Vakfı tarafından &#8220;Medyada Nefret Söyleminin İzlenmesi Çalışması&#8221;nın 2011 yılı ilk dört aylık raporu yayınlandı. Ocak, Şubat, Mart, Nisan aylarında incelenen ve nefret söylemi içerdiği düşünülen haber ve köşe yazılarının analiz edildiği raporda, nefret söylemi içeren haber ve köşe yazılarının yanı sıra misyonerlik haberlerindeki artışa dikkat eden bir çalışma ve Avrupa Konseyi Nefret <a href='http://www.sosyaldegisim.org/2011/07/medyada-nefret-soylemi-inceleme-raporu-yayimlandi/'>[...]</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><a href="http://www.sosyaldegisim.org/wp-content/uploads/2011/07/medyada-nefret-soylemi.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-1016" title="medyada-nefret-soylemi" src="http://www.sosyaldegisim.org/wp-content/uploads/2011/07/medyada-nefret-soylemi.jpg" alt="" width="179" height="250" /></a>Uluslararası Hrant Dink Vakfı tarafından &#8220;Medyada Nefret Söyleminin İzlenmesi Çalışması&#8221;nın 2011 yılı ilk dört aylık raporu yayınlandı. Ocak, Şubat, Mart, Nisan aylarında incelenen ve nefret söylemi içerdiği düşünülen haber ve köşe yazılarının analiz edildiği raporda, nefret söylemi içeren haber ve köşe yazılarının yanı sıra misyonerlik haberlerindeki artışa dikkat eden bir çalışma ve Avrupa Konseyi Nefret Söylemi El Kitabı’nın özeti de yer almaktadır.</p>
<p style="text-align: left;">Ocak, Şubat, Mart ve Nisan ayında incelenen 16 gazetenin yanı sıra medya takip merkezine verilen anahtar kelimeler üzerinden yerel medya da takip edilmeye çalışılmış, yapılan taramalarda daha önceki dönemlerde olduğu gibi bu dönemde de nefret söylemi en fazla köşe yazılarında kendine yer bulabilmiştir. Bu kapsamda değerlendirilen iki haberde kaynak gösterilmemiş ancak haberler manşet ve sürmanşet olarak görülmüştür.<span id="more-1015"></span></p>
<p style="text-align: left;">Ocak-Şubat-Mart-Nisan aylarını kapsayan dönemde nefret söylemi kategorisi içinde en fazla Düşmanlık/ Savaş Söylemi’nin kullanıldığı, onu eşit biçimde Abartma/ Yükleme/ Çarpıtma ve Küfür/ Hakaret/ Aşağılama’nın izlediği ve son olarak Simgeleştirme’nin geldiği göze çarpmaktadır.</p>
<p style="text-align: left;"><a href="http://www.nefretsoylemi.org/" target="_blank">www.nefretsoylemi.org</a> sitesinde yayınlanan raporun tamamını okumak için <a href="http://www.nefretsoylemi.org/rapor/Analiz_Rapor_Ocak-Nisan_2011.pdf" target="_blank">tıklayınız</a>.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sosyaldegisim.org/2011/07/medyada-nefret-soylemi-inceleme-raporu-yayimlandi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nefret suçlarına karşı mücadelede şaşan hedef</title>
		<link>http://www.sosyaldegisim.org/2011/06/nefret-suclarina-karsi-mucadelede-sasan-hedef/</link>
		<comments>http://www.sosyaldegisim.org/2011/06/nefret-suclarina-karsi-mucadelede-sasan-hedef/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Jun 2011 05:17:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Lewox</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler/Duyurular]]></category>
		<category><![CDATA[Nefret söylemi]]></category>
		<category><![CDATA[Nefret suçları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sosyaldegisim.org/?p=1005</guid>
		<description><![CDATA[Bilindiği gibi, Irkçılığa ve Milliyetçiliğe DurDe Girişimi ve Sosyal Değişim Derneği olarak, 2011 yılının Nisan ayında Türkiye’de ilk kez düzenlenen bir uluslararası “Nefret Suçları Konferansı” gerçekleştirdik. Konferansa toplam 32 konuşmacı ve 500’ün üzerinde izleyici katıldı. Durum böyleyken, nefret suçlarına karşı mücadele çabaları açısından böylesine önemli bir etkinlik karşısında bazı kişilerin baştan itibaren olumsuz bir tavır sergilediğini, konferansı <a href='http://www.sosyaldegisim.org/2011/06/nefret-suclarina-karsi-mucadelede-sasan-hedef/'>[...]</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>
<p style="text-align: left;">Bilindiği gibi, Irkçılığa ve Milliyetçiliğe DurDe Girişimi ve Sosyal Değişim Derneği olarak, 2011 yılının Nisan ayında Türkiye’de <em>ilk kez</em> düzenlenen bir <em>uluslararası</em> “<strong>Nefret Suçları Konferansı</strong>” gerçekleştirdik. Konferansa toplam 32 konuşmacı ve 500’ün üzerinde izleyici katıldı. Durum böyleyken, nefret suçlarına karşı mücadele çabaları açısından böylesine önemli bir etkinlik karşısında bazı kişilerin baştan itibaren olumsuz bir tavır sergilediğini, konferansı boykot etmeye varacak derecede uzlaşmaz bir tutum içine girdiğini hayret ve üzüntüyle gözlemledik. <span id="more-1005"></span>Tutumlarının gerekçesi olarak, kendilerine baştan danışılmadığını; bu konunun temel olarak kendilerini ilgilendirdiğini, nefret suçları alanında ilk kendilerinin çalışmaya başladığını ve çok uzun süredir bu alanda mağdur olanların kendileri olduğunu; dolayısıyla kendilerine danışılmadan düzenlenen böyle bir konferansı boykot ederek bize ders verdiklerini, bizimle paylaşmadan, doğrudan kamuoyuna açıkladı. Bazıları katılmamalarının nedeni olarak, konferansın konuşmacılarının anayasa referandumunda belli bir tutum içinde olan bir kampanyanın katılımcıları arasından özellikle seçildiği şeklinde, gerçeği yansıtmayan açıklamalarda bulundu.</p>
<p style="text-align: left;">Bazı noktaların altını bir kez daha çizmek istiyoruz:</p>
<ul style="text-align: left;">
<li>Gerek DurDe gerekse Sosyal Değişim Derneği, kuruldukları günden bu yana, ırkçılık, milliyetçilik, etnik ayrımcılık ve nefret suçlarına karşı mücadeleyi temel faaliyet alanı olarak belirlemiş ve bu doğrultuda hareket etmiştir.</li>
<li>Her iki kurum da bu alanda nefret suçları mağduru belli bir kesim ile sınırlı kalmadan, tüm mağdurları kapsayan bir tutum sergilemiş ve bundan asla taviz vermemiştir. Nefret suçlarına karşı tüm mağdurların, farklı görüşleriyle <em>birlikte</em> mücadelesini önemsemiştir.</li>
<li>Bazı kesimlerin “bize danışılmadı” şeklindeki suçlamaları gerçeği yansıtmamaktadır. Konferansın <em>taslak</em> programı ilk önce sivil toplum kuruluşlarına yollanmış ve kurumlardan gerek büyük oturumlar, gerekse atölyelerle ilgili programa ilişkin katkı ve eleştirileri istenmiştir. Nitekim program son haline getirilip, kamuoyuna geniş duyuru yapılmadan önce bu eleştiri ve öneriler dikkate alınmıştır.</li>
<li>LGBT bireyleri ve sivil toplum kuruluşlarının özellikle Türkiye’de nefret suçlarının önde gelen hedefi olduğunun bilincindeyiz. Ama biliyoruz ki, Türkiye’de nefret suçları mağduru olanlar ve bu nedenle şiddete uğrayanlar sadece LGBT camiası değil. Örneğin Kürtler ulusal ve etnik kimliklerinden, Aleviler inançlarından, Çingeneler etnik kimliklerinden, yine Ermeni, Musevi, Rum ve Süryani gibi azınlıkların kimlik ve inançlarından dolayı nefret suçları mağduru olduğunu; çoğu kez de cinayet veya linç edilmeye varacak derecede şiddet fiilleriyle karşı karşıya kaldıklarını gözlemliyoruz.</li>
<li>Bu nedenle, mağdurlar arasında kategorik olarak bir hiyerarşi kurmayı, nefret suçlarının en önde gelen mağduru kimdir sorusuna yanıt aramayı ve düzenlenecek etkinlikleri bu öznel önem sırasına göre gerçekleştirmeyi sakıncalı buluyoruz.</li>
<li>Çoğu kez mağdurların sorunları karşılıklı bir birine anlatmakla sınırlı kalan etkinlikler düzenleniyor olduğunu tespit ederek, konferans konularını daha geniş kesimleri de katacak şekilde belirlemeye çalıştık.</li>
<li>Tüm bu titizliğimize rağmen, konferansın örgütlenmesinde birçok eksiğimizin olduğunun da bilincindeyiz. Dolayısıyla da eleştirilere açığız. Ancak söz konusu kampanya, eksikliklerin düzeltilmesine yönelik yapıcı bir eleştiriden ziyade, sadece karalamaya yönelik yıkıcı bir hal almıştır. Bizler, herkesten önce nefret suçlarına karşı mücadele edenlerin başkalarını karalama ve damgalamaktan uzak durması gerektiğine inanıyoruz.</li>
</ul>
<p style="text-align: left;">Yukarıda ifade edilen örgütlenmeye ilişkin çabalarımız sürerken, “<strong>Nefretin siyaseti: İslamofobi, Antisemitizm, Milliyetçilik</strong>” başlıklı oturumda moderatör olarak düşünülen<a href="file:///C:/Users/Lewox/Desktop/aciklama.doc#_edn1">[1]</a>, kendisi de nefret suçları mağduru olan Hilal Kaplan’ın katılımına ilişkin LGBT camiasından bazı kişiler ve bazı Müslüman sivil toplum örgütlerinden tepkiler geldi. Facebook üzerinde kurulan bir grup, konferansa yönelik bir “boykot” kampanyası yürütmeye başlarken, bir yandan da konferansa yönelik bazı radikal Müslüman sivil toplum örgütlerinden saldırı duyumları aldık. Bu kampanya karşısında Hilal Kaplan toplantıda kendisine öngörülen moderatörlük görevinden geri çekildi. Düzenleyici kurumlar olarak bu durumdan dolayı bir açıklama yaptık ve Hilal Kaplan’a olası gerilimlerin önüne geçilmiş olması bakımından gösterdiği anlayışından dolayı teşekkür ettik.<a href="file:///C:/Users/Lewox/Desktop/aciklama.doc#_edn2">[2]</a></p>
</div>
<p style="text-align: left;">Ancak, karalama kampanyasını yürüten grup burada durmadı; yaptığımız yazılı açıklamada Hilal Kaplan’a “sayın” diye hitap etmemize ve teşekkür edişimize saldırmaya başladılar.</p>
<p style="text-align: left;">Bu çevrelerin özellikle Facebook sayfalarında yürüttükleri tartışmalarında nefret suçları failleriyle ne derece benzer söyleme sahip olduklarını üzülerek izledik. Bazı kişiler, Hilal Kaplan’a yönelik “Cemaat orospusu” diye saldıracak kadar ileri gitti. Üzücü olansa, bu ifadeler karşısında gruptan hiç kimsenin bir tepki göstermemesiydi.</p>
<p style="text-align: left;">Burada önemli bulduğumuz bazı noktalara işaret etmek istiyoruz:</p>
<ul style="text-align: left;">
<li>Nefret suçları karşıtı mücadeleye zarar vermemek adına söz konusu gerilimde, tarafımıza ağır saldırılar söz konusu olmuş olsa da, suskun kalmayı, polemiğe girmemeyi tercih ettik.</li>
<li>Öte yandan, söz konusu kampanyayı yürüten kişilerin LGBT camiasının bütününü temsil etmediğinin bilincindeyiz.</li>
<li>Konferans konuşmacılarının inançları, dünya görüşleri veya ideolojik tutumlarını, isimlerin belirlenmesinde hiçbir şekilde bir kıstas olarak düşünmedik. Tek ölçütümüz konuşmacıların böylesine bir konferansa ne derece katkıda bulunabileceği şeklinde oldu.</li>
<li>Konferansa farklı düşüncelerden konuşmacıların katılmış olmasını bir sorun olarak değil, bir zenginlik olarak görüyoruz. Farklılıklarımızla bir arada olmanın, nefret suçlarına karşı mücadelede olmazsa olmaz bir koşul olduğuna inanıyoruz.</li>
<li>İslam dininin cinsel yönelim ve toplumsal cinsiyet konusundaki yorumlarına yönelik eleştirilerimiz, inanç ve ifade özgürlüğüne ve Müslümanlara yönelik toptan bir ayrımcılığa dönüşmemelidir. Elbette ifade özgürlüğünün kullanıldığı koşullar ve bu ifadelerin oldukça hassas bir grup olan LGBT’lere nasıl bir geri dönüşü olabileceğini de unutmamak gerekir. Burada inanç ve ifade özgürlüğü/nefret söylemi ve nefret suçu arasındaki çizginin oldukça ince olduğunu bir kez daha vurgulamak istiyoruz.</li>
<li>Nefret suçu ya da söylemi mağduru kişilerin, kendilerinin de farklı alanlarda nefret suçu ya da söylemi üretebilecekleri bir kültürde yaşadığımızı; hepimizin bu kültürün parçaları olduğunu biliyoruz. Bu yüzden, nefretin hem maruz kalınan, hem de <em>yeniden</em> üretilen bir söylem olduğunun bilinciyle, nefret suçu mağduru farklı kimliklerin bir araya gelmesi, yüzleşerek, ortak adımlar atılmasına yönelik çabaları önemsiyoruz.</li>
<li>Hilal Kaplan, <em>homofobi </em>konusunda değil, kendisinin de mağduru olduğu bir konuda; “<strong>Nefretin siyaseti: İslamofobi, Antisemitizm, Milliyetçilik</strong>” başlıklı oturumda moderatör olarak öngörülmüştü. İnançlarından ötürü mağduru olduğu bir konuda konuşmasının engellenmesinin nefret suçları mücadelesine ne kadar katkı sağlayabileceğini kamuoyunun takdirine bırakıyoruz. Boykot edenlerin, bu toplantıya katılmayarak, daha geniş kesimlerle görüşlerini paylaşma fırsatını kaçırdıklarına inanıyoruz.</li>
<li>Nitekim konferans boyunca en verimli tartışmaların geçtiği oturum, Müslümanlar ve diğer inançlardan kişilerin de geniş katılımıyla; homofobi, ifade ve inanç özgürlüğü gibi sorunların yoğun tartışıldığı “<strong>Herkesin “Ötekileri”: Cinsel Kimliğe Yönelik Nefret Suçları ve LGBT Bireylerin Örgütlenme Sorunları</strong>” başlıklı oturum oldu.</li>
<li>Türkiye gibi nefret suçları teriminin henüz yeni tartışılmaya başlandığı, bu konuda toplumsal bilincin son derece zayıf olduğu bir ülkede, konferansa karşı yürütülen bu boykot ve karalama kampanyasının, aslında bu alanda verilen genel mücadeleye zarar vermiş olduğunun görülmüyor olması ise gerçekten üzüntü verici.</li>
</ul>
<p style="text-align: left;">Sorunlar bu noktada kalsaydı, nefret suçlarına karşı yürütülen mücadeleye daha fazla zarar verilmemesi açısından muhtemelen bu uzun açıklamayı yapmaktan geri duracak, sessizliğimizi sürdürecektik. Ancak ne yazık ki, yukarıda açıklanan süreç sonunda DurDe ve Sosyal Değişim Derneği, homofobik ve transfobik ayrımcılık konusunda verilen “<strong>Hormonlu Domates Anti Homofobi ve Transfobi Ödülü</strong>”ne aday gösterildi. Adaylığa gerekçe olarak da, <em>“Konferansa Hormonlu Domates sahibi Hilal Kaplan’ı çağırdığı; LGBT bireylerin ve örgütlerin verdiği tepkiye karşılık Hilal Kaplan’a konferanstan çekilme kararına anlayışı için teşekkür ettiği…”</em> açıklaması yapıldı. Hilal Kaplan’a düşüncelerinden dolayı değil, konferanstan çekilerek, olası bir gerginliğin ortadan kaldırılmasına katkı sağlamış olması nedeniyle teşekkür ettiğimizin altını bir kez daha çizmek istiyoruz. Evet, Hilal Kaplan’ın eşcinsellik üzerine ifadelerini, içeriğine katılmasak da, inancının bir ifadesi ve kişisel düşünceleri olarak görüyoruz. Öte yandan, bu ifadelerin Türkiye’de yaygın homofobik düşünceleri beslediği, LGBT camiasına karşı oluşturulan iklime katkıda bulunduğunu; oluşan bu ortamda birçok LGBT bireyinin cinayete varan şiddetle karşı karşıya kaldığının bilinciyle, içeriğine hiçbir şekilde katılmıyoruz.</p>
<p style="text-align: left;">Bizce, cinsiyetçiliğe ve cinsel kimlik ayrımcılığına karşı net bir tutuma sahip, fiilen de bu doğrultuda tutum alan, her zaman LGBT mücadelesinin yanında yer almış iki örgütün böylesine anlamlı bir ödüle aday gösterilmesi, adayların seçimine ilişkin soru işareti oluşturmuştur. Eşcinsellik konusunda düşüncelerine katılmadığımız bir insanı, kendisinin de mağduru olduğu nefret suçları konusunda bir etkinliğe davet etmiş olmamızdan dolayı böylesine bir ödüle aday gösterilmiş olmamızın, her şeyden önce ödüle gölge düşürdüğüne inanıyoruz.</p>
<p style="text-align: left;">Nefret suçları alanında çalışan sivil toplum kuruluşları ve aktivistlerin de bildiği gibi, DurDe ve Sosyal Değişim Derneği olarak nefret suçlarına karşı mücadelenin güçlenmesi amacıyla bir platform/koalisyon oluşturulması için uzun bir süredir çaba gösteriyoruz. Bu çabamızda hiçbir zaman kendimizi mağdurları temsil eden örgütlerin yerine ikame etmediğimiz gibi, özne olma saikiyle de hareket etmedik. Çabamız, nefret söylemi ve nefret suçlarına karşı mücadelede tüm mağdurlarla bir araya gelmek ve birlikte mücadelenin olanaklarının oluşturulmasına katkıda bulunmaktır.</p>
<p style="text-align: left;">Tartışmaların bu türden anlamlı birlikte mücadele zeminlerinin oluşturulması çabalarına da zarar verdiğini görmek ise üzüntü verici. İleriye yönelik birlikte adım atılması çabalarının önündeki engellerin kaldırılması bakımından, seçici kuruldan arkadaşların aday gösterilmemiz konusundaki kararlarını gözden geçirmelerini diliyoruz. Zira bu seçim, Türkiye’de nefret suçlarına karşı mücadelede hedefin ne kadar şaştığının göstergesi olarak tarihe geçecektir.</p>
<p style="text-align: left;">Son olarak, bu konuda daha ayrıntılı bilgi almak ve bizimle tartışmak isteyen herkes ile görüşmeye açık olduğumuzu belirtmek isteriz.</p>
<p style="text-align: left;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: left;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Irkçılığa ve Milliyetçiliğe DurDe Girişimi</strong><br />
<strong>Sosyal Değişim Derneği</strong></p>
<p style="text-align: left;">15 Haziran 2011</p>
<p style="text-align: left;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: left;">» Açıklamayı Acrobat formatında [650 KB] <a href="http://www.durde.org/wp-content/uploads/2011/06/aciklama.pdf" target="_blank">indir</a>.</p>
<p style="text-align: left;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: left;">&nbsp;</p>
<div style="text-align: left;">
<hr size="1" />
<div>
<p><a href="file:///C:/Users/Lewox/Desktop/aciklama.doc#_ednref1">[1]</a> Hilal Kaplan’ın moderatör olarak öngörülmesi, yukarıda bahsi geçen bazı çevrelerin konferansı boykot ettiklerini kamuoyu önünde açıklamalarından çok sonra olmuştur.</p>
</div>
<div>
<p><a href="file:///C:/Users/Lewox/Desktop/aciklama.doc#_ednref2">[2]</a> <a href="http://www.durde.org/2011/04/kamuoyuna-aciklama/" target="_blank">http://www.durde.org/2011/04/kamuoyuna-aciklama/</a></p>
<p>&nbsp;</p>
</div>
</div>
<p style="text-align: left;">&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sosyaldegisim.org/2011/06/nefret-suclarina-karsi-mucadelede-sasan-hedef/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nefret suçu: İnsanlık suçu</title>
		<link>http://www.sosyaldegisim.org/2011/04/nefret-sucu-insanlik-sucu/</link>
		<comments>http://www.sosyaldegisim.org/2011/04/nefret-sucu-insanlik-sucu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 14 Apr 2011 14:25:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Lewox</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Nefret söylemi]]></category>
		<category><![CDATA[Nefret suçları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sosyaldegisim.org/?p=973</guid>
		<description><![CDATA[Yasemin İnceoğlu Eskiden manşetlerde gördüğümüz “Pis Çingene”, “Korkak Yahudi”, hatta geçmişte bir bakanın çekinmeden söylediği “Ermeni dölü” türünden sözcüklerin artık günümüzde gazetelerde satır aralarına, köşe yazılarına, internette ise Facebook ve okur yorumlarına kaydığına tanık oluyoruz. Medya zaman zaman olumsuz, alaycı ifadeler, küfür, hakaret, aşağılama, abartı taktiklerine başvurarak “öteki”leştirdiği ve “hedef” haline getirdiği grupları kamu güvenliğini <a href='http://www.sosyaldegisim.org/2011/04/nefret-sucu-insanlik-sucu/'>[...]</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><strong><a href="http://www.sosyaldegisim.org/wp-content/uploads/2011/04/yasemin-inceoğlu.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-974" title="yasemin-inceoğlu" src="http://www.sosyaldegisim.org/wp-content/uploads/2011/04/yasemin-inceoğlu-284x300.jpg" alt="" width="199" height="210" /></a>Yasemin İnceoğlu</strong></p>
<p style="text-align: left;">Eskiden manşetlerde gördüğümüz “<strong>Pis Çingene</strong>”, “<strong>Korkak Yahudi</strong>”, hatta geçmişte bir bakanın çekinmeden söylediği “<strong>Ermeni dölü</strong>” türünden sözcüklerin artık günümüzde gazetelerde satır aralarına, köşe yazılarına, internette ise Facebook ve okur yorumlarına kaydığına tanık oluyoruz.</p>
<p style="text-align: left;">Medya zaman zaman olumsuz, alaycı ifadeler, küfür, hakaret, aşağılama, abartı taktiklerine başvurarak “<strong>öteki</strong>”leştirdiği ve “<strong>hedef</strong>” haline getirdiği grupları kamu güvenliğini tehdit edici “<strong>potansiyel risk ve tehdit saçan öcüler</strong>” gibi sunarak toplumdaki “<strong>öteki</strong>” gruplara karşı nefret söylemi ve suçlarını kışkırtır. Aşağıda yer alan kampanya örnekleri nefret söylemi ve nefret suçunun varlığını çok net biçimde ortaya koyuyor:<span id="more-973"></span></p>
<p style="text-align: left;"><strong>“Lezbiyenlere tecavüz ederek onları topluma kazandırabiliriz.”</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>“Köpeklere giriş serbesttir. Bu kapıdan Yahudiler ve Ermeniler giremez.”</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>“Duy ulan soysuz, ne mutlu Türk’üm diyene…”</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>“Soykırım yapsak soyunuz kalmazdı köpekler…”</strong></p>
<p style="text-align: left;">TCK 216 (halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik veya aşağılama) amacına uygun olarak; Erzurum’daki sağlık ocağında, hastalara, bir doktorun “<strong>Pis Kürtler! Hepinizi öldürmek gerekir</strong>”, İzmir’deki Türkçü Toplumcu Budun Derneği’nin yürüttüğü “<strong>Kürt nüfus azaltılsın, Kürtler kısırlaştırılsın</strong>” kampanyası ile Denizli Çivril’de köylülerin “<strong>Kürtler çoğalıyor, biz kovmazsak köyü ele geçirecekler</strong>” olaylarında kullanılmıştır. Ancak <strong>Baskın Oran-İbrahim Kaboğlu</strong> örneğinde olduğu gibi, bu maddeyi hâkimler çoğu kez tersinden yorumlamaktadır.</p>
<p style="text-align: left;">Türkiye’de nefret suçu kavramı; <strong>Hrant Dink</strong> cinayetiyle kamuoyunun gündemine oturdu. Geçmişte yaşanan 6-7 Eylül 1955 olayları, Sivas katliamı, Rahip <strong>Santoro </strong>cinayeti, Malatya katliamı, Seferihisar ve Kemalpaşa’daki linç girişimleri de nefret suçlarına çok çarpıcı örneklerden. <strong>Hrant Dink yoğun</strong> bir “<strong>nefret söylemi</strong>” bombardımanı sonucunda “<strong>nefret</strong>” suçu cinayetine kurban gitti. Bazı gazeteler Dink‘i hedef gösterdi/etiketledi/ötekileştirdi ve yalnızlaştırdı. <strong>Dink </strong>cinayeti öncesi medyada gördüğümüz başlıklardan birkaç örnek: <strong>“Hrant’ın hırlayışı”, “Türklüğe hakaretten yargılanan Ermeni gazeteci”, “Ermeni’ye Bak”, “Hrant kaşıyor”, “Hrant uslanmadı”, “Kovun bunları. Ya sev ya terk et.”</strong></p>
<p style="text-align: left;">Homofobi de bir başka nefret suçu türü. “<strong>Travesti dehşeti</strong>”, “<strong>Ters ilişki teklif etti öldürdüm</strong>”, “<strong>Hak ettiler</strong>” türü manşetler, saldırıları meşrulaştırıyor veya özendiriyor. Medya, LGBTT haberlerini şiddet içeren 3. sayfa haberleriyle “cinsel içerikli, toplum ahlakına aykırı” olarak, LGBTT bireylerini ise “<strong>sapkın</strong>” veya “<strong>canavar</strong>” olarak sunuyor.</p>
<p style="text-align: left;">Kürt sorunu da terörizm ve PKK ile özdeşleştirilerek, Kürtler hakkında “<strong>cani, hain, kalleş, çapulcu, dağdan inenler</strong>” türünden “<strong>sloganlaşmış</strong>” ve “<strong>korkunçlaştırıcı</strong>” kalıp yargılar kullanmaktadır.</p>
<p style="text-align: left;">Medyanın, siyasi analizlerden yoksun, çarpıtılmış, eksik, dramatize edilmiş ve zaman zaman paranoyaya varan komplo teorileriyle donatılmış, geçmişte yaşanan acı, felaket, şiddeti kurcalayan haberleri gündemde tutarak çatışmadan ziyade barışa ve çözüme odaklı, insan hakları ve demokrasiden taraf, kutuplaşmaları körüklemeyen bir tavır sergilemesi ve en kısa zamanda ülkenin nefret suçu yasasına kavuşması yönünde iktidara baskı yapması gerekmektedir.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Önemli bir etkinlik:</strong></p>
<p style="text-align: left;">Kurulduğu 2009 yılından beri nefret söylemi ve nefret suçları hakkında kamuoyundaki farkındalığı artırma yönünde çalışmalar yapan Sosyal Değişim Derneği, 2010’da “<strong>Ulusal Basında Nefret Suçları: 10 Yıl 10 Örnek</strong>” adlı proje kitapçığını yayımladı. Medya İzleme Merkezi kurma çalışmalarına da başlayan dernek, 15-18 Nisan 2011’de aktivist, akademisyen, yazar, gazeteci ve sivil toplum kuruluşlarını Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde yapılacak olan Uluslararası Nefret Suçları Konferansı’nda bir araya getiriyor.</p>
<p style="text-align: left;"><a href="http://www.sosyaldegisim.org/" target="_blank"><strong>www.sosyaldegisim.org</strong></a></p>
<p style="text-align: left;">&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sosyaldegisim.org/2011/04/nefret-sucu-insanlik-sucu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uluslararası Nefret Suçları Konferansı [Güncellendi]</title>
		<link>http://www.sosyaldegisim.org/2011/04/uluslararasi-nefret-suclari-konferansi/</link>
		<comments>http://www.sosyaldegisim.org/2011/04/uluslararasi-nefret-suclari-konferansi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 07 Apr 2011 04:36:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Lewox</dc:creator>
				<category><![CDATA[Etkinlikler]]></category>
		<category><![CDATA[Nefret söylemi]]></category>
		<category><![CDATA[Nefret suçları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sosyaldegisim.org/?p=951</guid>
		<description><![CDATA[Irkçılığa ve Milliyetçiliğe DurDe! Girişimi ve Sosyal Değişim Derneği, Türkiye’de nefret suçları olgusunu besleyen koşulları sorgulamak ve nefret suçları ile nefret söylemi konusunda yerel ve uluslararası deneyimleri paylaşmak amacıyla, 15-17 Nisan 2011 tarihlerinde bir Uluslararası Nefret Suçları Konferansı düzenliyor. 15 Nisan 2011, Cuma günü Taxim Hill Oteli’inde açılış toplantısıyla başlayacak olan konferans, 16-17 Nisan 2011, Cumartesi-Pazar günleri Lütfi <a href='http://www.sosyaldegisim.org/2011/04/uluslararasi-nefret-suclari-konferansi/'>[...]</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><a href="http://www.sosyaldegisim.org/wp-content/uploads/2011/04/afis-web.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-970" title="afis-web" src="http://www.sosyaldegisim.org/wp-content/uploads/2011/04/afis-web-212x300.jpg" alt="" width="212" height="300" /></a>Irkçılığa ve Milliyetçiliğe DurDe! Girişimi ve Sosyal Değişim Derneği, Türkiye’de nefret suçları olgusunu besleyen koşulları sorgulamak ve nefret suçları ile nefret söylemi konusunda yerel ve uluslararası deneyimleri paylaşmak amacıyla, 15-17 Nisan 2011 tarihlerinde bir Uluslararası Nefret Suçları Konferansı düzenliyor.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>15 Nisan 2011</strong>, Cuma günü <strong>Taxim Hill Oteli</strong>’inde açılış toplantısıyla başlayacak olan konferans, <strong>16-17 Nisan 2011</strong>, Cumartesi-Pazar günleri <strong>Lütfi Kırdar Kongre Merkez</strong>i’nde devam edecek. Çok sayıda oturum ve atölyeden oluşan Nefret Suçları Konferansı’nda sizleri de aramızda görmekten mutluluk duyacağız.</p>
<p style="text-align: left;">Konferans herkesin katılımına açık ve ücretsizdir.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Irkçılığa ve Milliyetçiliğe DurDe! Girişimi </strong>ve <strong>Sosyal Değişim Derneği</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>» </strong>Programı Acrobat formatında indirmek için <strong><a href="http://konferans.nefretme.org/wp-content/uploads/2011/04/konferans_program.pdf" target="_blank">tıkla</a> </strong>(860 KB)<br />
<strong>»</strong> Konferans hakkında ayrıntılı bilgi için <strong><a href="http://konferans.nefretme.org/" target="_blank">tıkla</a></strong>.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Konferans Konuşmacıları</strong>:</p>
<p>Ahmet İnsel, <strong>Ayşe Hür</strong>, Benjamin Abtan, <strong>Cengiz Alğan</strong>, Ergin Cinmen, <strong>Ferhat Kentel</strong>, Ferda Keskin, <strong>Fethiye Çetin</strong>, Fırat Söyle, <strong>Geert Ates</strong>, Gülten Kaya, <strong>Hayal Köksal</strong>, Hayko Bağdat, <strong>Hilal Küey</strong>, Mithat Sancar, <strong>Mutlu Binark</strong>, Nayat Karaköse, <strong>Nil Mutluer</strong>, Oral Çalışlar, <strong>Orhan Kemal Cengiz</strong>, Ömer Laçiner, <strong>Ragıp Duran</strong>, Rober Koptaş, <strong>Robert O. Trestan</strong>, Roni Margulies, <strong>Sinan Özbek</strong>, Tankut Soykan, <strong>Turgut Tarhanlı</strong>, Ulaş Karan, <strong>Ülkü Doğanay</strong>, Ümit Kıvanç, <strong>Yasemin İnceoğlu</strong>.</p>
<p style="text-align: left;"><span id="more-951"></span></p>
<div style="text-align: left;">
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="815">
<h4><strong>Konferansı düzenleyen kurumlar</strong></h4>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Konferans, Irkçılığa ve Milliyetçiliğe DurDe! Girişimi ve Sosyal Değişim Derneği tarafından; programda yer alan konuşmacı ve kurumların katılımı ve desteğiyle düzenlenmektedir.</p>
</div>
<div style="text-align: left;">
<p><strong>Irkçılığa ve Milliyetçiliğe DurDe! Girişi</strong></p>
<ul>
<li><strong>Adres</strong>: c/o Karakedi Kültür Merkezi,</li>
<li>İstiklal Caddesi, Bekar Sokak, 16/2, 34435 Beyoğlu – İstanbul</li>
<li><strong>Tel</strong>: 0535-885 76 15 veya 0555-816 78 33</li>
<li><strong>E-mail</strong>: <a href="mailto:durde@durde.org" target="_blank">durde@durde.org</a></li>
<li><strong>Web sitesi</strong>: <a href="http://www.durde.org/" target="_blank">www.durde.org</a></li>
<li><strong>Facebook</strong>: <a href="http://www.facebook.com/durde" target="_blank">http://www.facebook.com/durde</a></li>
<li><strong>Twitter</strong>: <a href="http://twitter.com/DurDeTr" target="_blank">http://twitter.com/DurDeTr</a></li>
<li><strong>Yahoo</strong>: <a href="http://groups.yahoo.com/group/durde_info/" target="_blank">http://groups.yahoo.com/group/durde_info/</a></li>
</ul>
<p><strong>Sosyal Değişim Derneği</strong></p>
<ul>
<li><strong>Adres</strong>: İstiklal Caddesi, Bekar Sokak, 16/3, 34435 Beyoğlu – İstanbul</li>
<li><strong>Tel</strong>: 0212-292 34 39</li>
<li><strong>Faks</strong>: 0212-292 45 50</li>
<li><strong>E-mail</strong>: <a href="mailto:bilgi@sosyaldegisim.org" target="_blank">bilgi@sosyaldegisim.or</a>g</li>
<li><strong>Web sitesi</strong>: <a href="http://www.sosyaldegisim.org/" target="_blank">www.sosyaldegisim.org</a></li>
<li><strong>Facebook</strong>: <a href="http://www.facebook.com/SosyalDegisim" target="_blank">http://www.facebook.com/SosyalDegisim</a></li>
<li><strong>Twitter</strong>: <a href="http://twitter.com/sosyaldegisim" target="_blank">http://twitter.com/sosyaldegisim</a></li>
<li><strong>Yahoo</strong>: <a href="http://groups.yahoo.com/group/dernek_info/" target="_blank">http://groups.yahoo.com/group/dernek_info/</a></li>
</ul>
</div>
<p style="text-align: left;"><em>Konferansla ilgili güncel bilgiler:</em></p>
<p style="text-align: left;"><strong><a href="http://www.nefretme.org/" target="_blank"></a><a href="http://konferans.nefretme.org/" target="_blank">http://konferans.nefretme.org/</a></strong></p>
<p style="text-align: left;">&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sosyaldegisim.org/2011/04/uluslararasi-nefret-suclari-konferansi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nefret Söylemi El Kitabı</title>
		<link>http://www.sosyaldegisim.org/2011/04/nefret-soylemi-el-kitabi-2/</link>
		<comments>http://www.sosyaldegisim.org/2011/04/nefret-soylemi-el-kitabi-2/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 06 Apr 2011 18:34:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Lewox</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler/Duyurular]]></category>
		<category><![CDATA[Nefret söylemi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sosyaldegisim.org/?p=946</guid>
		<description><![CDATA[Avrupa Konseyi tarafından 2009 yılında yayımlanan “Nefret söylemi el kitabı”, nefret söylemi kavramını açıklığa kavuşturmak ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin ifade özgürlüğü hakkı ile ilgili içtihadında takip ettiği ölçütler konusunda karar vericilere, uzmanlara ve bir bütün olarak topluma kılavuzluk etmeyi amaçlamaktadır. İnsan Haklarını Geliştirme Uzmanlar Komitesinin çatısı altında ve İnsan Hakları Yönlendirme Komitesinin yetkisi dâhilinde <a href='http://www.sosyaldegisim.org/2011/04/nefret-soylemi-el-kitabi-2/'>[...]</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><a href="http://www.sosyaldegisim.org/wp-content/uploads/2011/04/nefret_soylemi_web.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-947" title="nefret_soylemi_web" src="http://www.sosyaldegisim.org/wp-content/uploads/2011/04/nefret_soylemi_web.jpg" alt="" width="79" height="124" /></a>Avrupa Konseyi tarafından 2009 yılında yayımlanan “Nefret söylemi el kitabı”, nefret söylemi kavramını açıklığa kavuşturmak ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin ifade özgürlüğü hakkı ile ilgili içtihadında takip ettiği ölçütler konusunda karar vericilere, uzmanlara ve bir bütün olarak topluma kılavuzluk etmeyi amaçlamaktadır. İnsan Haklarını Geliştirme Uzmanlar Komitesinin çatısı altında ve İnsan Hakları Yönlendirme Komitesinin yetkisi dâhilinde hazırlanan bu el kitabı, Avrupa Konseyi tarafından görevlendirilen insan hakları uzmanı Anne Weber tarafından yazılmıştır.<span id="more-946"></span></p>
<p style="text-align: left;">Nefret söylemi el kitabının Türkçe çevirisi Avrupa Konseyinin izniyle, ücretsiz olarak dağıtılmak üzere İnsan Hakları Ortak Platformu tarafından hazırlandı ve yayımlandı.</p>
<p style="text-align: left;">İndirmek için: <a href="http://ihop.org.tr/dosya/coe/nefret_soylemi.pdf" target="_blank">Nefret söylemi el kitabı</a> (PDF; 1.9 MB)</p>
<p style="text-align: left;">&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sosyaldegisim.org/2011/04/nefret-soylemi-el-kitabi-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nefret Suçları Sosyal Ağı yayında: Siz de katılın!</title>
		<link>http://www.sosyaldegisim.org/2011/03/nefret-suclari-sosyal-agi-yayinda-siz-de-katilin/</link>
		<comments>http://www.sosyaldegisim.org/2011/03/nefret-suclari-sosyal-agi-yayinda-siz-de-katilin/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Mar 2011 09:33:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Lewox</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler/Duyurular]]></category>
		<category><![CDATA[Nefret söylemi]]></category>
		<category><![CDATA[Nefret suçları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sosyaldegisim.org/?p=940</guid>
		<description><![CDATA[Nefret Suçları Sosyal Ağı yayında. Ağ alt yapısı, nefret suçları mağdurları, aktivistler ve ilgili sivil toplum kuruluşlarının mücadelesinde haberleşme, bilgi ve deneyim paylaşımı amacıyla oluşturuldu. Ağ alt yapısında özetle şu işlevler gerçekleştirilebiliyor: Özel profil oluşturma Sitenin görünümünü ve bazı işlevlerini özel olarak değiştirme Arkadaş ekleme ve davet etme Grup oluşturma ve oluşturulan gruplara kişileri davet <a href='http://www.sosyaldegisim.org/2011/03/nefret-suclari-sosyal-agi-yayinda-siz-de-katilin/'>[...]</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><img class="aligncenter" title="Nefret Suçları Sosyal Ağı" src="http://www.durde.org/wp-content/uploads/2011/03/nefretme.jpg" alt="" width="400" height="215" />Nefret Suçları Sosyal Ağı yayında. Ağ alt yapısı, nefret suçları mağdurları, aktivistler ve ilgili sivil toplum kuruluşlarının mücadelesinde haberleşme, bilgi ve deneyim paylaşımı amacıyla oluşturuldu.</p>
<p style="text-align: left;">Ağ alt yapısında özetle şu işlevler gerçekleştirilebiliyor:<span id="more-940"></span></p>
<ul style="text-align: left;">
<li>Özel profil oluşturma</li>
<li>Sitenin görünümünü ve bazı işlevlerini özel olarak değiştirme</li>
<li>Arkadaş ekleme ve davet etme</li>
<li>Grup oluşturma ve oluşturulan gruplara kişileri davet etme (grubu oluşturan kişi/kurum grubun moderatörü olarak atanıyor ve denetimi gerçekleştiriyor) veya katılma; grup üyelerine toplu mesaj ve duyurular</li>
<li>Üyelere özel roller atanması (Yönetici, Editör, Yazar, vb)</li>
<li>Forum/tartışma alanı</li>
<li>Kişiye özel bloglar</li>
<li>Resim yükleme</li>
<li>Etkinlik takvimi oluşturma</li>
<li>Ağdaki gelişmelerin ana sayfada izlenmesi (Facebook’taki “Duvar” uygulamasının benzeri “feed”)</li>
<li>Özel notlar sayfası</li>
<li>Kişiye özel bildirim mekanizmalarının ayarlanması</li>
<li>Üyelerle Chat yapabilme</li>
</ul>
<p style="text-align: left;">Web sitesinin kullanımı, yukarıda belirtilen amaçlar doğrultusunda isteyen her kişi ve gruba açık ve ücretsizdir. Gruplar, coğrafi bölge, meslekler veya tematik alanlara göre oluşturulabilir.</p>
<p style="text-align: left;">Web portalının ana omurgası İngilizce olan bir site üzerinden geliştirildiğinden, henüz bazı işlevlerin çevirisi tamamlanmamış olup (şu an itibariyle çevirilerin yüzde 27’si tamamlandı), önümüzdeki haftalarda tüm komutların Türkçe olarak gerçekleşmesi için çalışma yürütülmektedir.</p>
<p style="text-align: left;">Nefret Suçları Sosyal Ağı’na <a href="http://www.nefretme.net/" target="_blank">www.nefretme.net</a> adresi üzerinden erişilebilecek. Sadece nefret suçları ve nefret söylemi konularında yayın yapan <a href="http://www.nefretme.org/">www.nefretme.org</a> sitesi de haber, araştırma, rapor ve makale yazılarıyla yayınını sürdürecektir.</p>
<p style="text-align: left;">Web portalının kullanımına ilişkin sorularınız için <a href="mailto:teknik@nefretme.org" target="_blank">teknik@nefretme.org</a> adresini kullanabilirsiniz.</p>
<p style="text-align: left;">&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sosyaldegisim.org/2011/03/nefret-suclari-sosyal-agi-yayinda-siz-de-katilin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nefret söylemi karşıtı koordinasyon</title>
		<link>http://www.sosyaldegisim.org/2011/01/nefret-soylemi-karsiti-koordinasyon/</link>
		<comments>http://www.sosyaldegisim.org/2011/01/nefret-soylemi-karsiti-koordinasyon/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 03 Jan 2011 04:45:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Lewox</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler/Duyurular]]></category>
		<category><![CDATA[Nefret söylemi]]></category>
		<category><![CDATA[Nefret suçları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sosyaldegisim.org/?p=818</guid>
		<description><![CDATA[Murat KÖYLÜ Türkiye&#8217;de sık sık medyanın taraflı, önyargılı ve ayrımcı bir dil kullandığına tanık oluyoruz. Özellikle de azınlık hakları ve ötekileştirilmiş kimlikler gibi konularda bu dil kendini daha fazla gösteriyor. Haberlerde, özellikle de manşetler ve haber başlıklarında kullanılan provokatif, ırkçı ve ayrımcı dil, toplumda düşmanlık ve ayrımcı duyguları tetikleyen, kalıp yargıları, önyargıları güçlendiren birer araca <a href='http://www.sosyaldegisim.org/2011/01/nefret-soylemi-karsiti-koordinasyon/'>[...]</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><strong><a href="http://www.sosyaldegisim.org/wp-content/uploads/2011/01/nefretist.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-826" title="nefretist" src="http://www.sosyaldegisim.org/wp-content/uploads/2011/01/nefretist-300x174.jpg" alt="" width="216" height="126" /></a>Murat KÖYLÜ </strong></p>
<p style="text-align: left;">Türkiye&#8217;de sık sık medyanın taraflı, önyargılı ve ayrımcı bir dil kullandığına tanık oluyoruz. Özellikle de azınlık hakları ve ötekileştirilmiş kimlikler gibi konularda bu dil kendini daha fazla gösteriyor.</p>
<p style="text-align: left;">Haberlerde, özellikle de manşetler ve haber başlıklarında kullanılan provokatif, ırkçı ve ayrımcı dil, toplumda düşmanlık ve ayrımcı duyguları tetikleyen, kalıp yargıları, önyargıları güçlendiren birer araca dönüşüyor. <span id="more-818"></span>Her ne kadar evrensel ve ulusal gazetecilik ilkeleri, hatta bazı medya kuruluşlarının kendi gruplarının yayınladığı basın etik ilkeleri bulunsa da, birçok haber ürünü bu ilkeleri ihlal edebiliyor. Böylesi bir dilin kullanılması ise toplumda huzursuzluk ve savunmasız gruplara yönelik yaygın bir önyargının yerleşmesine yol açıyor.Hedef alınan kişi ve gruplar ise tedirginleşiyor, sessizleşiyor ve demokrasinin olmazsa olmazı olan sosyal ve siyasal yaşama katılım şanslarından zorunlu feragat ediyorlar.</p>
<p style="text-align: left;">Pozitif Yaşam Derneği, çok bileşenli bir yapı olarak kurgulanan ve çalışmalarını yürüten Nefret Söylemi Karşıtı Koordinasyon’da yer alıyor. Koordinasyonda derneğimizi Arda Karapınar temsil ediyor. Koordinasyon özellikle medya taramaları ile “ötekileştirilmiş” kimliklere yönelik nefret söylemini açığa çıkarmayı hedefliyor. Nefret söylemi ile ilgili daha detaylı bilgi almak için www.nefretsoylemi.orgadresini kullanabilirsiniz; hatta bu adresteki yönergeleri izleyerek siz de karşılaştığınız nefret söylemi içeren haberleri siteye girebilirsiniz.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>NEFRET SUÇU KARŞITI BULUŞMA</strong></p>
<p style="text-align: left;">Nefret Suçları Karşıtı Buluşma’nın önemli sunumlara ve görüş paylaşımlarına sahne oldu. Sosyal Değişim Derneği ve DurDe! Girişimi tarafından organize edilen ve Pozitif Yaşam Derneği’nin de kurumsal olarak katıldığı Buluşma’da mevzuat konuları, yasal savunuculuk, kültürel farkındalık, farklı sivil toplum örgütleri arasında diyalog gereksinimi ve toplumsal değişim temaları işlendi.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Nefret söylemi ile suçu arasında yer alan muğlaklık!</strong></p>
<p style="text-align: left;">Yrd. Doç. Dr. Asuman Aytekin İnceoğlu, nefret suçları tanımını ve bu suçların ayırt edici özelliklerini tartışmaya açarken, özellikle Avrupa Konseyi üyesi ülkelerden örnekler verdi. İnceoğlu’na göre Konsey ülkelerinde de nefret suçları konusunda çok net ve denk bir mevzuat yok. Nefret söylemi ile suçu arasında yer alan muğlaklık, bu ülkelerde de özellikle ifade özgürlüğü bağlamında tartışma yaratabiliyor. Ancak yine de çoğu Konsey ülkesinde yargı organları belirli içtihatler geliştirerek konuyu yargı alanı içinde somutlaştırabiliyor.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Avrupa Güvenlik ve İşbirliği’ne göre nefret suçunun iki kriteri</strong></p>
<p style="text-align: left;">Nefret suçları ile ilgili olarak günümüzdeki en geçerli tanımlamalardan birisi Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) tarafından geliştirilmiş. AGİT’e göre, nefret suçu toplum içinde belli bir gruba karşı hoşgörüsüzlük saikiyle işleniyor. Bir suçun nefret suçu olarak nitelendirilmesi için, iki kriteri karşılaması gerekiyor: Söz konusu eylem, ilgili ceza kanununa göre verili bir suç teşkil etmelidir; ve bu suç önyargılı bir saikle işlenmelidir. AGİT Hoşgörü ve Anti-Ayrımcılık Departmanı’nda çalışmalarını sürdüren Taşkın Tankut Soykan da bu çerçeve üzerinden görüşlerini paylaştı. AGİT’in yasal olarak olmasa da, siyasi olarak bağlayıcı olabildiğini belirten Soykan, yasanın ya da cezaların tüm sorunları çözmeyeceğini belirtirken, hukuki yaptırımın tamamlayıcı ve sembolik bir unsur olarak öneminin altını çizdi.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Sembolik eylem olarak nefret suçları</strong></p>
<p style="text-align: left;">Nefret suçlarının sembolik birer eylem olduğunu anımsatan Soykan, bu suçlar ile suçun mağduru olan birey ya da bireyler üzerinden toplumun tamamına ve özelde de mağdur olan gruba belirli bir mesaj gönderildiğini söyledi. Bu açıdan nefret suçları yasası yine kamunun aldığı tavırı toplumu oluşturan gruplara iletmesi açısından sembolik ve önemli bir adım olabilir. Bunun dışında Soykan’a göre bu yasa ile birlikte yasa uygulayıcıların ve kolluk kuvvetlerinin; yani savcıların, yargıçların ve polisin eğitilmesi de son derece önemli.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Nefret saikinin ceza hukuklarında karşılığı</strong></p>
<p style="text-align: left;">Yurtdışındaki örneklerde de nefret suçunun 3 farklı biçimde ceza hukukunun parçası olabildiğini görüyoruz. Çek Cumhuriyeti, Kanada gibi ülkeler tamamen ayrı bir suç olarak düzenleme yoluna giderken; Litvanya ve İspanya gibi ülkelerde nefret suçları genel ceza arttırımı nedeni olarak kanuni referans kazanmış olabiliyor. Ya da Ermenistan ve Kazakistan gibi ülkelerde “nefret saiki” sadece özel suçlarda ceza arttırımı nedeni olarak ele alınıyor. Örneğin dini mekanlara zarar verilmesi, cinayet veya mülkiyete yönelen suçlar gibi.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Nefret suçları ile mücadele AGİT&#8217;in görev alanında</strong></p>
<p style="text-align: left;">AGİT İnsan Hakları ve Demokratik Kurumlar Ofisi (ODIHR) Müdürü Janez Lenarčič’e göre  “Tüm suçlar içinde, nefret suçları, daha yaygın gerilimleri yaratması veya artırması en muhtemel olanı; ve dolayısıyla, daha geniş, toplum genelinde çatışma, asayiş bozuklukları ve hatta şiddet eylemlerini tetiklemekte.” Nefret suçları daha kapsamlı çatışmalara yol açabilecek bir güvenlik sorunu olduğu için, nefret suçları ile mücadele AGİT&#8217;in görev alanının merkezinde yer almakta.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Ceza hukukunda suç tanımı kıyasa bırakılmamalı</strong></p>
<p style="text-align: left;">Bilgi Üniversitesi’nden Araştırma Görevlisi Ulaş Karan da, nefret suçları ile ilgili Türkiye mevzuatını yorumladı. Karan, yasaların ve hukukun, toplumsal barışın sağlanmasında ve gruplararası çatışmaların çözümünde ancak tamamlayıcı rol oynayabileceğini söyledi. Ona göre, yeni yasalar ile mevcut durumda koruma altında olmayan durumlar ve kimlikler korunmalı. Ayrıca, ceza hukukunda “kıyas yolu” ile suç tanımını ve suçları genişletmek yanlış bir tutum. “Irk, din, dil, cinsiyet ve diğer” sözünde olduğu gibi muğlak bir diğer tanımı, yargıçların ve savcıların pratiğinde etkili ve adil bir sonuca ulaşamayabiliyor. Bu yüzden HIV statüsü, yaşlılık, hemşehrilik gibi diğer statüleri ve olası durumları da ceza hukuku içinde bizzat belirtmek gerekiyor.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Toplumsal gruplar birbirleriyle tanışmalı ve yüzleşmeli</strong></p>
<p style="text-align: left;">Buluşma’nın ilk gün toplantılarının sonuncusu çeşitli gruplardan mağdurların karşılaştığı nefret suçlarının paylaşılması şeklinde oldu. Sorunların ve nasıl bir mevzuat gerektiğinin tespiti üzerine Türkiye Protestan Kiliseleri Birliği, Edirne Roman Derneği, Hrant Dink Vakfı, Pozitif Yaşam Derneği, İnsan Hakları Araştırmaları Derneği, Mülteci-Der ve İnsan Hakları Gündemi Derneği’nden söz alan konuşmacılar da sivil toplum diyalogunun ve farklı kimliklerin birbirleriyle tanışmalarının yaşamsal önemi üzerinde durdular. Zaten “önyargılar” bu suçlara ana motiflerini yüklerken, toplumsal grupların birbirleriyle tanışarak birbirleriyle ve kendileriyle yüzleşmeleri, en az yasa yapma süreci kadar gerekli. Çünkü sivil toplum örgütleri; nefret suçları yasası bir gün çıksa da, bu yasanın uygulanmasını takip edecek, yasayı kullanacak ya da bir gün yasaların uygulanmasına gerek kalmayacak bir toplumu oluşturacak en önemli toplumsal aktörlerden.</p>
<p style="text-align: left;">Buluşma kapsamında düzenlenen atölye çalışmalarında medyada yayınlanmış çeşitli haberler tartışıldı. İslamofobik, cinsiyetçi, homofobik ve transfobik haberler incelendi. Diğer bir atölye çalışması da Pozitif Yaşam Derneği’nin HIV/AIDS’e yönelik farkındalık ve savunuculuk sunumu üzerinden gerçekleşti.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Forum</strong></p>
<p style="text-align: left;">Buluşma’nın en renli ve çok sesli geçen kısmı forum oldu. Buluşma’ya katılan sivil toplum örgütlerini temsilen söz alan konuşmacılar kendi alanlarında karşılaştıkları ayrımcılık, nefret suçu ve nefret söylemi içeren deneyimleri paylaştılar. Forumda tartışılan konuların anahatları şöyle:</p>
<p style="text-align: left;">Forumun açılış konuşmasını yapan Yasemin İnceoğlu özellikle anaakım medya, iktidar ve kimlikler üzerine vurgu yaptı. Haberi bir söylem biçimi olarak gördüğünü söyleyen İnceoğlu, medyada kimliklerin yok sayılabildiğini, imha edilebildiğini, ötekileştirilmiş ve karikatürize edilmiş kimliklere ait öğelerin medya diliyle yeniden üretilmesi ile mevcut güç ve sömürü ilişkilerinin sürdürülebilir halde tutulduğunu belirtti.</p>
<p style="text-align: left;">İnsan Hakları Araştırmaları Derneği’nde Sıdıka Çetin, “İslami” olarak adlandırılan pek çok sivil toplum örgütünün haklar temelinde geniş skalada çalışmalar yaptığını, ancak medyaya ya da kamuoyuna sadece başörtüsü vb. konularda yansıtıldıklarının altını çizdi. Bununla birlikte Çetin, başörtüsü yasağının sadece İslamofobik değil, aynı zamanda kadına yönelik cinsiyetçi bir tavır da olduğunu söyledi. Türkiye’deki başörtüsü yasağı ya da başörtüsüne yönelik önyargılar nedeniyle yaşanılan insan onuruna aykırı durumlardan örnekler verdi. Ayrıca Sıdıka Çetin’e göre hak temelli sivil toplum örgütlerinde bile sıklıkla rastlanılan “ihlallerin öneminin yarıştırılması ve kıyaslanması; en önemli insan hakları sorunu savunuculuğu” hatalı ve yanlış bir tavır. İhlale uğrayan insanların sayısı da önemli olmamalı, çünkü tek de olsa bir insan hakları sorunu tüm insanlığın sorunu. İnsan hakları mücadelesi veren örgütler dayanışmalılar, birbirlerinin hakkını da savunmalılar ve mücadeleyi büyütmeliler.</p>
<p style="text-align: left;">Mülteci-Der’den Talat Ulusoy da, önce Sıdıka Çetin’in etkin bir Mülteci-Der üyesi olduğunu; sonra da iltica hakkının temel bir insan hakkı olduğunu anımsatarak forumdaki konuşmasına başladı.  Ulusoy’a göre, Türkiye’nin mülteciler ile ilgili koyduğu coğrafi çekince de son derece taraflı ve politik temelli bir durum doğuruyor. Türkiye, Avrupa dışından mülteci ya da sığınmacı kabul etmiyor. Bununla birlikte şu anda Avrupa Birliği ile ilişkiler boyutunda tartışılan Frontex ve geri gönderme anlaşmaları da bu sorunu perçinliyor. Ulusoy, bugünlerde mülteciler veya göçmenler ile ilgili nefret söyleminin artabileceğini belirterek bu grubun medyada özellikle suçlar ile ilişkilendirilerek temsil edilebileceği uyarısında bulunarak konuşmasını tamamladı.</p>
<p style="text-align: left;">Pozitif Yaşam Derneği’nden Nejat Ünlü, insan hakları savunucularının ya da sivil nefret söylemi ve suçu çalışan örgütlerin bile ayrımcı ve nefret içeren dilden muaf olmadıklarını belirtti. HIV pozitif statüleri ya da HIV ile yaşayan yakınları olması nedeniyle insanların karşılaştıkları çok çeşitli biçimler alabilen ayrımcılıktan yola çıkan Ünlü, “Bir gün HIV’in ilacı bulunabilir. Bir hap ile HIV sorunu ortadan kalkabilir. Ancak sanıyorum ki ayrımcılık için bu böylesine kolaylıkla mümkün olmayacak. O yüzden çalışmak, tanışmak, üretimleri ortaklaştırmak çok önemli ve yaşamsal” dedi.</p>
<p style="text-align: left;">Belgin Çelik de transeksüel yurttaşlara yaşatılan ırkçılık benzeri ayrımcı ve nefret içeren uygulamalardan bahsederek toplantıya katılan pek çok kişiye yeni bilgiler verdi. Tren vagonlarına doldurulup İstanbul’dan sınırdışı edildikleri günlerden bugünlere gelen bir perspektifi aktaran Çelik medyanın aldığı tutumun ve yansıttığı trans kimliğinin son derece sorunlu ve gerçekdışı olduğunu söyledi. Bununla birlikte, yaygın basının transları –daha doğrusu trans kadınları- neredeyse tamamen kriminalize bir grup olarak sunması nefreti ve cinayetleri körüklüyen önemli bir etmen. Bir diğer etmen de kamu görevlilerinin, polisin ve savcıların tutumu. Transların yaşadıkları sorunlar doğrultusunda polise başvuramadıklarını, hatta karakol önünden geçtiği için polis şiddetine maruz kalan trans yurttaşlar var. Polis translardan “tiksinti duyuyor”, savcılar da bu gruba ait bireylerin yaşadıkları soykırıma ilgi göstermiyor. Bu olumsuz tablonun Türkiye ile sınırlı olmadığını da aktaran Belgin Çelik, “demokrasinin kalbi” olarak nitelendirilen İsveç’te bile transların daha yeni şiddete ve tacize maruz kaldıklarını belirtti.</p>
<p style="text-align: left;">Hrant’ın Arkadaşları adına konuşma yapan Hayko Bağdat ise, duygu yüklü bir konuşma yaptı. Geçen sene oynanan olaylı Bursaspor Diyarbakırspor maçını anımsatan Hayko, maçtan sonra tacize ve nefret söylemine uğrayan Diyarbakırspor’un Başkanı’nın “Biz Ermenistan takımı mıyız, Uganda takımı mı?” gibi sözler sarf edebildiğini; Türkiye’de Ermeni kimliğine yönelik ortak bir fobi ve önyargılı olduğunun altını çizdi.</p>
<p style="text-align: left;">Forumun kapanış konuşmasını yapan Durde! Sözcüsü Cengiz Alğan, Buluşma kapsamında paylaşılan sorunların ve deneyimlerin, yıllardır bu konularda çalışma yapan insanları bile şaşırtabildiğini söyledi. Alğan, “Problemler o kadar çok ki, haberimiz bile olmayabiliyor.” dedi. İşte tam da bu yüzden tüm mağdur gruplarının, “ötekileştirilmiş” kimliklerin bir araya gelmesi ve ayrımcılık, nefret söylemi ve nefret suçları ile ortak mücadele etmesi; yani tanışmaları ve yüzleşmeleri gerekiyor. Bu yapının adı platform olabilir, koalisyon denebilir, ya da başka bir şey. Alğan’a göre “nefret suçları yasasının çıkması” gibi somut, net ve göreceli olarak dar bir çerçeve içinde yapılacak bir güç birliğine, belirli ilkeler dahilinde çalışmayı kabul eden her örgüt ya da kişi katılabilmeli. O yüzden hedef ve bu ilkeler net olmalı. Yasanın çıkmasına yönelik kampanya da bu ilkeler ve katılım doğrultusunda planlanmalı.</p>
<p style="text-align: left;">Buluşma bu tartışmalar, öngörüler ve mesajlar ile şimdilik sona erdi. Ancak nefret suçları Türkiye’nin gündeminden ne yazık ki çıkacak gibi görünmüyor. Özellikle medyaya yansıyan nefret söylemi ve suçlarını dikkatle ve dayanışma ile takip etmeye gerek var. Önümüzdeki aylarda ülke gündeminin en önemli konusu haline gelecek seçimler ve anayasa tartışmaları sırasında “kamu görevlilerinin”, yani politikacılarıni, parti başkanlarının ve topluluk temsilcilerinin hangi dil ve ne tür bir söylem üzerinden siyaset sahnesinde kendilerini var edecekleri çok önemli. Çünkü nefret, ayrımcılık ve insan onuruna yönelik ihlaller özellikle siyasetçiler ve anaakım medya üzerinden kendisilerini yeniden var ediyor ve meşruluğunu sürdürüyor.</p>
<p style="text-align: left;">* Pozitif Yaşam Derneği Proje Koordinatörü</p>
<p style="text-align: left;">Kaynak: <a href="http://pozitifyasam.org/tr/haberler/391" target="_blank">Pozitif Yaşam Derneği</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sosyaldegisim.org/2011/01/nefret-soylemi-karsiti-koordinasyon/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sempozyum &amp; Forum – Nefret Suçları Karşıtı Buluşma</title>
		<link>http://www.sosyaldegisim.org/2010/12/nefret-suclari-karsiti-bulusma/</link>
		<comments>http://www.sosyaldegisim.org/2010/12/nefret-suclari-karsiti-bulusma/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 13 Dec 2010 07:06:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Lewox</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler/Duyurular]]></category>
		<category><![CDATA[Nefret söylemi]]></category>
		<category><![CDATA[Nefret suçları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sosyaldegisim.org/?p=763</guid>
		<description><![CDATA[Nefret Suçları Karşıtı Buluşma 17-18 Aralık 2010 Taxim Hill Oteli İstanbul Sempozyum Nefret suçlarının kavramsal ve hukuki boyutu 17 Aralık 2010, Cuma Saat 10.00: Kayıt Saat 10.30 &#8211; 11.30: - Açılış konuşması. - Nefret suçlarının cezalandırılması: Ulusal ve uluslararası yaklaşımlar Konuşmacı: Taşkın Tankut Soykan (Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı – AGİT) Saat 11.30 &#8211; 12.00: Tartışma ve <a href='http://www.sosyaldegisim.org/2010/12/nefret-suclari-karsiti-bulusma/'>[...]</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><big><big><a href="http://www.sosyaldegisim.org/wp-content/uploads/2010/12/logo.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-764" title="logo" src="http://www.sosyaldegisim.org/wp-content/uploads/2010/12/logo.jpg" alt="" width="162" height="162" /></a>Nefret Suçları Karşıtı Buluşma</big></big></strong></p>
<p><big><strong>17-18 Aralık 2010</strong></big></p>
<p><big>Taxim Hill Oteli<br />
İstanbul</big><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><span id="more-763"></span></p>
<h3 style="text-align: center;"><strong><big><big>Sempozyum </big></big></strong></h3>
<h3 style="text-align: center;">Nefret suçlarının kavramsal ve hukuki boyutu</h3>
<p>17 Aralık 2010, Cuma</p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="194">Saat 10.00:</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Kayıt</p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="194">Saat 10.30 &#8211; 11.30:</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>- Açılış konuşması.</p>
<p>- Nefret suçlarının cezalandırılması: Ulusal ve uluslararası yaklaşımlar</p>
<p>Konuşmacı: Taşkın Tankut Soykan (Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı – AGİT)</p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="194">Saat 11.30 &#8211; 12.00:</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Tartışma ve değerlendirme</p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="194">Saat 12.00 &#8211; 13.00:</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Yemek arası</p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="194">Saat 13.00 &#8211; 14.00:</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Nefret suçları tanımı ve ayırt edici özellikler</p>
<p>Konuşmacı: Yrd. Doç. Dr. Asuman Aytekin İnceoğlu (İstanbul Bilgi Üniversitesi, Hukuk Fakültesi)</p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="194">Saat 14.00 – 15.00:</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Türkiye’de nefret suçlarına ilişkin mevzuat</p>
<p>Konuşmacı: Araş. Gör. Ulaş Karan (İstanbul Üniversitesi)</p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="194">Saat 15.00 – 15.15:</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Ara</p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="194">Saat 15.15 – 17.30:</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Çeşitli gruplardan mağdurların karşılaştığı nefret suçları. Avrupa ve Türkiye’den deneyimlerin karşılaştırılması. Sorunların ve nasıl bir mevzuat gerektiğinin tespiti.</p>
<p>(Edirne Roman Derneği, Hrant Dink Vakfı, Pozitif Yaşam Derneği, İnsan Hakları Araştırmaları Derneği, Mülteci-Der)</p>
<p style="text-align: center;">***</p>
<h3 style="text-align: center;"><big><big>Forum</big></big></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong>Nefret suçları karşıtları buluşuyor: </strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><strong>Nasıl bir mücadele?</strong></h3>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">18 Aralık 2010, Cumartesi</span><br />
</strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="194" valign="top">Saat   12.45 – 14.00:</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong><em>Belgesel Film Gösterimi:</em></strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>&#8221;UÇURTMAM TELLERE TAKILDI&#8221;</strong></p>
<p><em>Yapımcı:</em><strong> Gülten Kaya</strong></p>
<p><em>Yönetmen: </em><strong>Ümit Kıvanç</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="194">Saat   14.00 – 15.30:</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>Atölyeler:</strong></p>
<p>Pozitif Yaşam Derneği, Hrant Dink Vakfı, Sosyal Değişim Derneği, Irkçılığa ve Milliyetçiliğe DurDe!</p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="194">Saat   15.30 -16.00:</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>Atölye sonuçlarının sunumları</strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="194">Saat   16.00  &#8211; 16.15:</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>Ara</strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="194">Saat   16.15 – 18.30:</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>Forum – Sunumlar ve tartışma</strong></p>
<p><em>Sunuşlar: </em></p>
<p><strong>- </strong>Prof. Dr. Yasemin İnceoğlu, Hayko Bağdat, Edirne Roman Derneği (EDROM), Pozitif Yaşam Derneği, Mülteci-Der, İnsan Hakları Araştırmaları Derneği, Pembe Hayat Derneği, Protestan Kiliseler Derneği, Irkçılığa ve Milliyetçiliğe DurDe!<strong> </strong></p>
<p><strong>- Tartışma ve öneriler: </strong>Nefret suçları karşıtı platform girişimi için tartışma; deneyim aktarımı ve öneriler</p>
<p>_____________</p>
<p><em>Toplantı yeri:</em></p>
<p><strong>Taxim Hill Oteli</strong></p>
<p>Sıraselviler Caddesi, No: 5, Taksim &#8211; İstanbul<br />
<strong>Not:</strong> Toplantılar herkesin katılımına açık ve ücretsizdir. Kurumsal katılım için aşağıdaki numara veya e-mail adresinden bilgi alınabilir. Toplantılar sırasında stant açmak isteyen kurumlar derneğimize başvurabilir.</p>
<hr size="2" /><em>Düzenleyen:</em><br />
<strong>Sosyal Değişim Derneği </strong>ve<strong> Irkçılığa ve Milliyetçiliğe DurDe!</strong><br />
İstiklal Caddesi, Bekar Sokak, 16/3, 34435 Beyoğlu &#8211; İstanbul<br />
Tel: 0212-292 34 39<br />
Faks: 0212-292 45 50<br />
E-mail: <a href="mailto:bilgi@sosyaldegisim.org">bilgi@sosyaldegisim.org</a><br />
Web: <a href="http://www.sosyaldegisim.org/">www.sosyaldegisim.org</a><br />
Facebook: <a href="http://www.facebook.com/SosyalDegisim">http://www.facebook.com/SosyalDegisim</a><br />
Twitter: <a href="http://twitter.com/sosyaldegisim">http://twitter.com/sosyaldegisim</a><br />
<a href="http://www.durde.org" target="_blank">www.durde.org</a><br />
<a href="http://www.nefretme.org" target="_blank">www.nefretme.org</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sosyaldegisim.org/2010/12/nefret-suclari-karsiti-bulusma/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

